Arama:
Bağışıklığımız..
0 (0)

Bağışıklık sistemimiz, vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan; patojenleri, enfeksiyonları ve zararlı-yaşlı bitmiş hücreleri bulup onları bitiren işleyişlerin tümüdür. Bağışıklık sisteminin desteklenmesi ve güçlendirilmesi, hastalıklara karşı bağışıklık kazanmak için çok önemlidir.

Havaların soğuması ile birlikte covid19 salgını hepimizi daha da fazla korkutup riskleri artırırken ve bağışıklık sistemini güçlendirmek bu günlerde daha önemli bir söz hakkı almaktadır. Bu hastalık ile mücadele etmek, hastalığa yakalanma riskini azaltmak ya da hafif bir şekilde atlatabilmek için maske, mesafe, temizlik kadar güçlü bir bağışıklık sistemi de şarttır Peki bunun için neler yapmalıyız?

İlk kural sağlıklı beslenmedir. Bağışıklık sistemi elemanları birçok farklı tip hücreden oluşur. Bu hücrelerin tamamı doğru protein, yağ ve karbonhidrat miktarına ihtiyaç duyarlar. O yüzden sadece yediklerimizin sağlıklı olması yeterli değil, aynı zamanda dengeli ve düzenli de olması gerekmektedir. Gün içinde yeterli oranda taze sebze-meyve tüketimi, kaliteli protein alımı, lif – posa tüketimi, kaliteli karbonhidrat tüketimi ve su tüketimi yapılmalıdır.

 

Beslenmemizde hangi besinleri eksik etmemeliyiz?

– Demir eksikliğine önem verin. Demir yönünden zengin besinler tüketin.

– Omega-3 yağ asitlerinin en önemli kaynağı olan balığı haftada en az 1 gün tüketmeye çalışın.

– D ve B vitamini eksikliğine dikkat edin.

– Antibiyotik (pırasa, enginar, soğan, sarımsak, yulaf elma vb.) besinler tüketin.

– Zencefil, zerdeçal gibi baharatları kullanmaya özen gösterin.

– Çekirdekli, çekirdeksiz siyah üzüm, vişne, yaban mersini, nar, mürver gibi kırmızı/mor çekirdekli meyvelere ağırlık verin.

– C vitamininden zengin besinler (kuşburnu, yeşil yapraklı sebzeler ve biber) eksik etmeyin.

– Ekinezya çayı tüketin.

– Yağlı tohumlar (ceviz, fındık, badem  vb.) tüketin.

– Zeytin yaprağı,meyan kökü, incir, enginar yaprağı, siyah üzüm, ceviz, erik, muz, kayısı besleyici vitamin, protein, karbonhidrat, mineral ve lifler içeren besin destekleri alın.

– Kırmızı  reıshı mantarı tüketin. Ganoderma lucidum, ling zhi, (ölümsüzlük mantarı) olarak da bilinen mantar, çin ve japon tıbbında kullanıldığı bilinen en eski mantar türüdür. Mantarı özel kılan yapılan birçok bilimsel araştırma ile ortaya konan içeriğindeki 400 den fazla bioaktif madddedir. Gingseng’den 4 ile 6 kat daha fazla germanyuma, portakaldan 7 kat daha fazla C vitaminine, brokoliden 15 kat daha fazla magnezyuma, ıspanaktan 3 kat fazla demire, 1 somon balığından 8 kat fazla omega 3 yağ asidin sahiptir. Kullanması günlük 30 damla oda sıcaklığındaki suya,portakal suyuna, kahveye ve çaya damlatılarak içilir.

– Kara Mürver Tüketin. Yaygın olarak Kuzey yarımkürede bulunan meyve veren ve yaprağını döken bir çalı cinsidir. en az 30 farklı çeşide sahiptir.Popüler olarak bir antioksidan olarak bilinen bir yaban mersinin total ORAC değeri yaklaşık 4700 iken Kara mürverin 14.700dür. Yüksek antioksidan arayanlar için Kara Mürver ideal bir besindir.Yapılan çalışmalar kara mürverin, birçok yolla sağlığa iyi gelen konsantre antosiyanın ve güçlü mor pigment kaynağı olduğunu göstermiştir.

– Su Bazlı Propolis tüketin. Tek başına bir ecza dolabıdır.Bağışıklık sistemi üzerine düzenleyici etkisi vardır.

Kekik yağı ve çörek otu yağı da kullanabilirsiniz.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Evde Vakit Geçirmek
5 (1)

Çin’den başlayarak kısa bir süre içerisinde tüm dünyada birçok insanı etkileyen korona virüs (Covid 19), gün geçtikçe çok daha tehlikeli bir hal almaya başladı. Virüsün yayılmasında en büyük olan etken ise temas olduğunu tüm yetkililer üstüne basa basa belirttiler. Bize de elbette bu uyarıları ciddiye alıp harfiyen gerçekleştirmek düşer. Uzun bir süredir kendimizi eve kapatmış kendi sosyal izolasyonumuzu sağlamış bulunmaktayız. Yaşadığımız bu süreçte birçok şeyi özlemişizdir. En basitinden arkadaşlarımızla birlikte gezmek, sohbet etmek, akrabalarımızı ziyaret etmek gibi aktiviteleri yapamıyoruz. Yani kısacası evden çıkamadığımızdan dolayı ülkemizdeki her birey özgürlüğünü özlemiştir. Ama elbette bunların hepsi bir gün son bulacaktır. Bu süreci en az hasarla atlatmak için özgürlüğümüzden ödün versek bir şey kaybetmeyiz. Evet, özgürlüğümüzü geçici süreliğine sağlığımız için kısıtlamış olabiliriz. Ama bir de bardağın dolu tarafına da bakmak gerekir.Her ne kadar evde kaldığımız süreçte ülkemizde kavgaların arttığını esprili bir dille İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu belirtmiş olsa da evde kaldığımız süre boyunca ailemizle güzel vakitler geçirmekteyiz. En azından bir nevi özümüze dönmekteyiz. Son zamanlarda hiç olmadığı kadar ailemizle sürekli sohbet halindeyiz ve sevincimizi, üzüntümüzü hep birlikte yaşamaktayız. Ayrıca normal günlerde çocuğuyla vakit geçirmeyen anne ya da babalar olabilir, evde kaldığımız bu süreçte ise anne ve babaların çocuklarıyla çok daha fazla vakit geçirme imkanları doğmaktadır. Evimizde geçen bu süreçte televizyon, bilgisayar, telefon gibi aletlerle vaktimizi geçirmememiz gerekir. Peki ya nasıl vakit geçirmemiz gerekiyor diye soracak olursanız tabi ki kitap okuyarak ve eğlenceli aynı zamanda eğitici olan ev oyunlarını oynayarak. Peki ya nedir bu eğitici ev oyunları diye soracak olursanız da herkesin çocukluğunda çok eğlenerek oynadığına emin olduğum isim şehir, saklambaç, sessiz sinema, resim yapmak gibi basit ama eğlenceli oyunları söyleyebilirim. Bu süreçte okulunu sevmeyen okula zorla giden öğrencilerin bile okulu özlediğini açık ve net olarak belirtebilirim. Okulun önemini hiçbir eğitimci bu kadar iyi anlatamazdı. Her ne kadar EBA ve YÖK uzaktan eğitim dersleri verseler de elbette yüz yüze iletişim kadar etkili değildir. Ama yapacak başka bir şey olmadığından uzaktan eğitime devam etmeliyiz. Biz okula gidemiyorsak evimizi okula çevirebiliriz. Eğitimimize her koşulda devam etmek zorundayız. Son olarak evde kal Türkiye diyerek yazımı bitiriyorum.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Covid-19 Salgınının Kültürel Analizi
5 (1)

Tüm dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan koronavirüs gün geçtikçe artmakta ve tüm dünyayı tehdit etmektedir. Gün geçtikçe artan virüs sayıları ülkelere göre değişiklik göstermektedir. Virüsün ülkeler arasında değişkenlik gösteren istatistikleri de gözden kaçmamaktadır. Virüsün bazı ülkelerde oldukça hızlı yayılması, diğer ülkelere göre çok daha az etkilenen ülkelerin olduğu, virüsün ilk olarak ortaya çıkan ülkesi, vaka sayıları vb. her biri ayrı bir konu olarak istatistiklerin içinde yer aldığı da aşikardır. Ülkelere göre değişkenlik gösteren bu verilerin, elbette birçok nedeni vardır. Ama bu nedenlerin içinde gözümüze en çok çarpan faktörün kültürlerarası değişkenlik (farklılık) olduğunu söyleyebilirim. Örneğin Çin, bildiğimiz üzere virüsün ilk olarak ortaya çıktığı ülkedir. Bilim adamları tarafından Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan virüsün kaynağı yarasalar olduğunu bildirdi. Virüsün ilk olarak bu ülkede çıkmasının sebebi tartışmasız yemek kültürleriyle ilişkilidir. Çinliler bildiğimizi üzere her türlü canlıyı yeme boyutuna gelmişlerdir. İşin ilginç tarafı, hayvanları canlı şekilde yemelerdir. Bunun sebebinin ise geçmişte Çinlilerin çok büyük bir kıtlık yaşamalarından dolayı buldukları her şeyi yediklerinden kaynaklandığı söylenmektedir. Geçmişten gelen bir yemek kültürü alışkanlıkları sebebiyle bugün tüm ülkeler Covid 19 ile mücadele etmektedirler.

 

Çin’in yemek yeme kültünden dolayı hayvandan insana geçen bir virüsün tüm ülkelere dağıldığını belirtmiş olduk. Ama Covid 19 virüsünün kültürle bağlantısı elbette bu kadar ile sınırlı değil. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre salgın Çin’den sonra ilk olarak Güney Kore ve bir gün arayla ABD’de göründü.  Güney Kore bu süreci çok iyi geçerdi ve virüse karşı verdiği mücadeleyi kazanarak tüm ülkelerin dikkatini çekti. Covid 19 verileri birçok sebepten dolayı farklılık göstermekte ama kültürel açıdan ele alacak olursak, Güney Kore’nin geçmişten gelen hanedanlık kültürüne bağlı olarak savaş olanaklarına ve zorlu süreçlere hazır olmaları aynı zamanda tecrübeli olmalarıdır. Bildiğimiz üzere virüsün en önemli dostu, yani yayılmasını sağlayan en önemli faktör insanların birbirleriyle yaptıkları temastır. Güney Kore’de insanlar birbirleriyle karşılaştıkları zaman selamlamak için eğiliyorlar ve birbirleriyle temas etmemektedirler. Bu da virüsün yayılmasını engellemiştir. Ayrıca Güney Kore’nin yabancılara karşı sistematik bir şekilde ayrım yaptıkları aşikardır. Yabancılara karşı tedirginlik beslemeleri, uzak durmaları da virüsün yayılma hızına olumlu şekilde etken olmuştur. Güney Kore’nin virüsle imtihanında başarılı olmasının bir diğer sebebi ise ülkenin daha önce Mers salgını ile yaşadığı tecrübedir. Bana göre ABD’de virüsün bu denli yayılmasının sebebi ise yaşlılara gerekli önemi vermemeleri ve gençlerin sadece kendilerini düşünmeleri, Aile kültürlerinin diğer ülkelere göre çok alt seviyede olmasıdır. Birbirlerini koruma ihtiyacı duyamayan ABD’nin virüsle imtihanı oldukça zorlu geçmektedir. Ayrıca ülkenin herhangi bir felakette bir araya gelememesi, tek vücut halinde ülkece hareket edememeleri de kültürleriyle bağlantılı olarak virüsün yayılmasına olanak sağlamıştır.

Ve son olarak virüsün yayılmasında kültürel açıdan değerlendireceğim son ülke, bizim ülkemiz Türkiye. Ülkemizde vaka sayıları ve ölü sayıları diğer ülkelere göre biraz daha iyi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Vakaların diğer ülkelere kıyasen daha iyi şekilde seyretmesinin en önemli etkeni temiz bir ülke olduğumuzu, bunun sebebi hem dini açıdan hem de gelenek, göreneklerimiz ve adetlerimiz olduğunu belirmek isterim. Geçmişten beri Türkler temizliğe büyük önem vermektedir. Ayrıca yaşlılara gösterdiğimiz hürmet, sevgi ve saygı da bu süreçte önemli bir noktadır. Yaşlılarımızı korumak için gençlerde dışarı çıkmamakta sırf onların iyiliği için temastan uzak durmaktadırlar. Ülkemizde aile kültürü de oldukça büyük öneme sahiptir. Aileler birbirlerini korumak için gerekirse kendi canlarından vazgeçebilecek bir kültüre sahiptir. Ayrıca komşuluk ilişkileri de önemlidir. Komşularımıza büyük önem vermekte ve birbirlerini koruyup kollamaktadırlar. Ülkemiz geçmişte yaşadığı zor süreçlerden, savaşlardan, darbelerden vb. her türlü zorlu sürçten geçtiği için bu tür zorluklarla da baş etmesini en iyi bilen ülkedir. Devletimize her bireyin gösterdiği sadakat çok önemlidir. Devletimizin bu süreçte halkına yaptığı uyarıları dikkate almamız sürecin bizler için daha olumlu şekilde ilerlemesini sağlamıştır. Zor zamanlarda tüm ülke olarak bir olmak ve o duyguyu taşımak ülkemiz için oldukça önemli bir kültürdür. Ülkemiz süreci oldukça iyi yönetse de ölülerimizin ve vaka sayılarımızın olduğu da aşikardır. Sürecin kültürle olumsuz bağlantısına bakacak olursak, çok sıcak kanlı olmamız, dostlarımızla, sevdiklerimizle karşılaştığımız zaman onları bir güzel kucaklayarak selamlaşmamız ve bunun sonucunda teması artırmamız diyebilirim.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!