Arama:
İlk İnsan
0 (0)

 

İlk insan, farklı din ve milletlerin yaratılış mitolojilerinde tanrı veya tanrılar tarafından ilk olarak yaratıldığına inanılan insan. Evrim teorisine göre insanın evrimi milyonlarca yıl süren ve küçük değişikliklerden oluşan bir sürecin sonucudur ve ilk insan denebilecek tek bir canlı yoktur.

Hristiyanlıkta Âdem

Âdem kıssası Eski Ahit’in Tekvin (Yaratılış) bölümünde anlatılır. Hristiyanlıkta Âdem’in cennette işlediği o <em>ilk günah, büyük bir öneme sahiptir. Hristiyan inanışına göre Âdem’in günahı tüm insanlığa geçmiştir ve İsa, bu günahı kaldırmak için gelen ‘Tanrı Kuzusu’ dur, kendisini bu günah için feda etmiştir. Hristiyanlar Âdem’in yasaklanan ağaca yaklaştığı için büyük günah işlediğine, Tanrı’nın öfkesiyle karşılaştığına, günahının yeni doğan her çocuğa geçtiğine, bu sebeple günahkâr olarak doğduklarından dolayı ancak vaftiz edilerek cehenneme girmekten kurtulduklarına inanırlar. Bu günah inancı, Hristiyan felsefesi ve kültürünün ana fikrini oluşturur. Hristiyanlık inancında insan kötülüklerin içerisinde rehbersiz, günahı ile baş başa bırakılmıştır.

Müslümanlar, Âdem’in yaratılmış ilk insan ve ilk peygamber olduğuna inanırlar. İnanışa göre Allah onu Rahman suretinde yaratmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir. Tevrat veya Yahudi kaynaklarına göre Âdem’in 1000 veya 2000 yıl yaşadığı kabul edilir. Hadislerle İslama girmiştir. Âdem’den İslam dîninin kutsal kitabı Kuran’da sekiz sûrede bahsedilir. Kur’an dışı anlatımlarda kıssa, mitolojik bir hâle sokulmuştur. Buhari ve Müslim gibi güvenilen hadis kaynaklarına göre Âdem’in boyu 60 ziradır(yaklaşık 35-48 metre).

İslam’da Âdem’in topraktan yaratıldığına, Allah’ın ona diğer varlıklara öğretmediği isim koymayı, manalarını bulmayı öğrettiğine inanılır. Allah, meleklerin ona karşı secde etmesini istemiş, fakat iblis kibrinden ötürü ona secde etmemiştir. iblis bu yüzden cennetten kovulur. Kur’an’da  Kehf süresi’nin 50. ayetinde iblis’in melek değil cin olduğu ifade edilir.

Kuran’da Âdem ile eşinin aynı nefisden yaratıldığı ifade edilir. Âdem ve Havva cennette Allah’ın kendilerine yaklaşmalarını yasakladığı yasaklanmış bir ağaçtan İblis’in onlara yalan söyleyerek kandırmasıyla meyve yerler. Bunun üzerine cennetten kovulurlar. Yaşamakta oldukları Adn (Tevrat’ta Aden) cennetinden Âdem Serendip adasına (Srilanka), Havva ise Etiyopya’ya indirilir. Daha sonra Mekke’de Arafat dağında buluşurlar.

Bu kıssa, Kur’an’da detaylı bir biçimde geçmekte ve İslam kültüründe önemli bir yer kapsamaktadır. Müslümanlara, cennetten çıkış kıssasına inanmak -Kur’an’da geçtiğinden ötürü farzdır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Şamanizm
5 (1)

Eski zamanlarda bizlerin de mensup olduğu bir din. Asya kıtasına tamamen yayılmıştır ve tek tanrılı bir inanca sahiptir. Şamanlığın genetik kökenleri olduğuna inanılır. Şamanizm yayıldığı coğrafyalardaki tüm toplumlardaki kültürleri etkilemiştir fakat kendisi de yayıldığı toplumlardan etkilenmiştir. Şu an baktığımız zaman ülkemizdeki Alevi-Bektaşi geleneğindeki bazı ritüeller, Şamanizm ritüelleri ile benzerlik gösterir. Şaman kelime anlamı olarak büyücü, rahip anlamına gelmektedir. Bu sebeple bazı araştırmacılar Şamanizm’in bir din olduğunu kabul etmemişlerdir. Üstelik bir kitabı, kurucusu veya bir ibadet tarzı olmadığını söyleyerek düşüncelerinin bunlar ile desteklendiğini ifade etmişlerdir. Bazı araştırmacılar ise dine doğru bir gelişme evresi olarak gördüklerini belirtmişlerdir. Bazı araştırmacılar da Gök Tanrı ve Yeraltı Tanrısı ve bunlara bağlı ruhlara dayanan bir din olarak kabul etmişlerdir. Şaman kelimesinin etimolojik kökeni üzerine yapılan çalışmalar bu terimin Tunguzca’dan Rusça yolu ile Batı bilim dünyasına geçtiği bilinmektedir.  Şamanların varlığına ait ilk bilgiler 6. yüzyıl Çin kaynaklarından elde edilir. Kelime kökeni konusunda tam bir netlik yoktur, bazı araştırmacılar Mançuca vey Moğolca olduğunu düşünürken, azıları da Sanskritçe olduğunu söylerler. En çok kabul gören görüş “şaman” kelimesinin Tunguzca bir kelime olduğudur. Tunguzca’da dilenci din adamı anlamına gelmektedir. Türk halkları ise şamanlara genellikle “kam” adını vermişlerdir. Kam “kâhin, büyücü” anlamına geldiği gibi “uzman hekim, bilim adamı, felsefeci” anlamlarına da gelir. Kutadgu Bilig’de de geçen kam kelimesi hekimin yanında yer alan, hekim hastayı ot ile tedavi ederken kendi yöntemleriyle daha çok ruhsal yolla, efsun ve sihirle iyileştirmeye çalışan kişi olarak tanımlanır. Şamanın görevleri genel olarak ruh çağırma, kehanet, tedavi ve büyü olarak tanımlanır. Bu görevlerini ruhlar aracılığı ile Tanrı ile ilişki kurması semavi dinlerdeki peygamberlere benzerliği Şamanizm’in din olarak ele alınmasında etkili olmuştur. Dünya üzerinde çok geniş alana yayılan şamanlık özellikle Türk-Moğol kültür tarihinde önemli bir yer tutar. Şamanlık anaerkil toplumsal yapının izlerini taşımaktadır. Kadın ve erkek şamanlar vardır, ancak kadın şamanların daha kuvvetli oldukları kabul edilir. Dişi kutsallıkların önemli ve saygın olduğu görülmektedir. Şamanlık eğitimi vardır fakat her eğitim alanın iyi bir Şaman olacağı söylenemez. Şamanlık genetiktir. Mesela altı parmaklı doğan bir bebek ya da epilepsi nöbeti geçiren birinin ileride çok iyi bir Şaman olacağına inanılırdı. Epilepsi nöbeti geçiren kişinin nöbet sırasında ruhlarla iletişime geçtiği düşünülüyordu. Şimdi baktığımızda Şamanizm inancının genellikle ilkel toplumlarda hala devam ettiğini görüyoruz çünkü insanlar modern tıp sayesinde birçok şeyin sebebini biliyor.  Yani teknoloji ve tıp gelişince her şeyin değiştiği gibi inançlar da değişmiştir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!