Arama:
FOTOĞRAFÇILIK HAYATIM
0 (0)

Fotoğrafçılığa yaklaşık 5 sene önce içimdeki gözüme güzel fotoğrafların aban hissettirdiği duygularla tanıştım. ardından telefonum ile amatör fotoğrafçılık yapmaya başladım önüme ağaç, kedi, köpek ,deniz, gölet, insan ne geliyorsa her şeyin fotoğrafını çekip photoshop ile daha cazip hale getirerek hissediyordum ve hep bir fotoğraf makinası almak istemiştim fotoğraf makinası alma isteiğim bir türlü solmamıoştı en son artık elime inşaatta geçen birikmiş para ile ikinci el bir fotoğraf makinası almak geldi ve hemen internetten araştırıp fotoğraf makinamı almıştım ardından amatör oalrak fotoğraf makinası ile tanıştım, ilk olarak sürekli otomatik modda kullandığım fotoğraf makinası ile internette gördüğüm fotoğraflı pozlamak oldukça zordu çünkü manuel modda uğraşılacak şeylerdi ve ulaşılacak şeylerdi daha sonra interentten fotoğraf makinasını manuel kullanmak için derslerini izlemeye karar verdim daha sonra dersleeri izledikçe manuel olarak kullanmayı neredeyse tamamen çözmüştüm ve daha sonra pratikeler yaparak manuel olarak kullanmayı öğrendim ve her şeyi ile zamanla tecrübe edindim fotoğraf makinası (Fotoğrafçılığın tarihi, 8.yüzyılda Arap kökenli Cabir İbni Hayyam’ın gümüş nitratın güneş ışığının etkisiyle karardığını bulması ve 15. asırda Leonardo da Vinci’nin karanlık bir odada mevcut olan ufak bir deliğin, odanın dışındaki görüntüleri aksettirmesini fark etmesi ile şekillenmiştir.) ile aramda artık bir bağ oluşmuştu ve bu işi neden ticarete dökmeyeyim diye düşündüm ve bir düğün fotoğrafçısının yanında düğünlere gitmeye karar verdim işi öğrenmek için sürekli o nereye giderse ben de peşinden gidiyordum bir zaman sonra artık hazır olduğumu hissettiğimde ilk gelen teklifi kabul ettim ve fotoğraf çekmeye gittim gelin ve damadı, çok cüzzi bir fiyata anlaşıp fotoğraflarını çektim, her ne kadar şu an ilk çektiğim düğün fotoğraflarına baktığımda hoşuma gitmese de şu anki halime gelmemi sağlayan en büyk tecrübeydi benim için

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Mevsimler ve İnsanlar 2
0 (0)

Mevsimler insanların davranışlarını , duygularını etkiler. Bazı mevsimler insanlarda birçok duygu değişimine neden olmaktadır.

YAZ MEVSİMİ

İlkbaharın ardından hava çok değişiklik göstermeden sadece sıcaklığını arttırarak günler devam eder. Bu sıcaklık çoğu insanda bunalıma neden olabilir. Her ne kadar ilkbahar hava geçişini yumuşatsa bile sıcaklık etkisini arttırdığında insanlar sıcaktan bunalır. Kış aylarında olduğu gibi yaz aylarında da depresyon dönemleri yaşanabiliyor. İnsanlar sıcaktan dolayı çalışıyorlarsa yada çalışmıyorsa bile aşırı sıcak insanları olumsuz etkiliyor. Ruhlarında bir karamsarlık meydana getiriyor. Bazı insanlarda ise yaz ayları büyük bir mutluluk hissettiriyor. Nedeni ise yoğun geçen bir yılın ardından tatil yapabilmek ve yılın yorgunluğunu atmak insanlara huzur veriyor. Deniz ve güneşin eşliğinde tatil yapmak insanları dinlendiriyor. Dinlenen insanlar hem fiziksel hem de yıl içerisinde bulundukları kötü ve yorgun ruhsal durumlarından arınıyorlar. Bir nevi yenilenme gibi bir durum meydana geliyor. Bu durum da insanları yaz aylarını dört göz ile beklemesi sağlıyor ve bu mutluluk getiriyor. Yaz mevsimi öğrenciler için de çok önemli bir mevsimdir. Bu mevsim diğer insanlarda çağrıştırdıkları dinlenme zamanı olduğu gibi öğrenciler için de aynıdır. Derslerden sonra nefes alma zamanlarıdır da denebilir.

SONBAHAR MEVSİMİ

Sonbahar bütün mevsimlerin parçalarını barındırmaktadır. Bu parçalar gerek renkler gerekse hava durumudur. Bu karmaşa insanlarda da duygu karışımına neden olmaktadır. İnsanoğlu uyum sağlamakta zaman zaman sorun yaşayabilmektedir. Sonbahar aylarında bazı insanlar çok mutlu iken bazı insanlar tam tersi olarak mutsuz olurlar. Hava değişimleri insanları ruh hallerini doğrudan etkilemektedir. Bulutların yoğun olduğu zamanlarda insanların çoğunda bir içe kapanıklık meydana gelebilir ve bu havalar çoğu insanda umutsuzluğa neden oluyor. Diğer yandan bazı insanlara ise bu havalar huzur verebilmekte fakat böyle düşünen insanlar azınlıktadır. Sonbahar farklı bir bakış açısı ile doğanın insanoğluna renkler ile görsel şölen sunan bir mevsimdir. Doğanın renkleri çoğu insanda huzur verir. Ağaçların yada doğada bulunan bütün bitkilerin ilkbahar mevsiminden beri taşıdıkları yükleri döktüğü mevsimdir. Bu doğa için yenilenmenin ilk adımdır. Birçok insan içinde doğa yeni başlangıçlar için örnek olabilir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Saklı Cennet ‘Çetmi Şelalesi’
0 (0)

Sizlere bugün kesinlikle gidilmesi, görülmesi gereken bir saklı cennetten bahsedeceğim. Burası öyle bir yer ki ailenizle gelip keyfini çıkarabileceğiniz, karnınızı doyurabileceğiniz ve sizleri eskiye sürükleyen bir yer. Burası Konya’nın Taşkent ilçesine bağlı Çetmi Mahallesi sınırları içerisinde bulunan kanyon ve ortasından akan suyun oluşturduğu şelale.

Şimdi sizlere orası nasıl bir yer ondan bahsedeyim. Burası ilçe merkezine uzaklığı 20 km dir. Ailenizi veya arkadaşlarınızı alıp gezebileceğiniz güzel yerlerden biri. Burası yaz aylarında daha canlı olan bir mekândır. Size tavsiyem yani yazın gelmeniz. Burada sizleri kanyonun arasından akan bir şelale ve gölet karşılamaktadır. Göletin etrafında oturabileceğiniz aile çardakları bulunmaktadır. Karnınız aç ise orada meşhur olan saç böreği ve balık da yiye bileceğiniz şirin birde restoran bulunmaktadır. Çetmi yöresine ait kıyafetler giyerek, güler yüzlü personelleri bulunmaktadır.

Ailenizle veya arkadaşınızla oturdunuz ve yemek yemeye karar verdiniz. Balık yiyecekseniz kendiniz orada sepetler var onları alarak yiyecek olduğunuz balıkları kendiniz tutabilirsiniz. Böyle bir imkan sağlayan bu işletmede her şey doğal ve yöreseldir. Örneğin saç böreği yiyesiniz var. Siparişinizi verdikten sonra personel eski düzenle ateşi yakıp saçın üzerinde sizlere el açması böreği yapmaktadırlar. Börek siparişini verdik yanına ekşi bir yayın ayranı gider elbet. İşletme bunu da düşünmüş. Bizim burada tuluk dediğimiz ahşap makine ile elle sizlere ayran ikramı yapmaktadırlar.

Yok ben onları bunları yemek istemiyorum derseniz buna da bir çözüm bulmuş işletme. Küçük aile boyu mangal yapılabilecek yerler kurmuş. Ücretsiz şekilde orada da ailenizle mangalınızı yapıp çayınızı içebilirsiniz. Burası belediye işletmesi olduğu için fiyatları hem hesaplı hem de her imkan sağlamış belediye. Katkılarından dolayı Taşkent Belediyesi’ne teşekkür ederiz.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Serinleten Yer “Dim Çayı”
5 (1)

Sıcak Akdeniz ikliminin günlerinde adeta kaçış noktası olan Dim Çayı ünlü tatil yeri olan Antalya’nın Alanya ilçesinde yer almaktadır. İnsanların yazın kendilerini serinletmek istedikleri yer merkeze sadece 6 kilometre uzaklıktadır. Dim Çayının asıl çıktığı yer yer olan Toroslar Yaklaşık olarak 60 kilometre yol izlemektedir. Torosların eteklerinde yer alan Dim Alacami Köyünden başlamaktadır. Kuzeydoğu ve Güneybatı da ilerleyen akarsu Alanya’nın güneyinde Kestel ve Tosmur belediyelerinin sınırlarından denize dökülmektedir. Çayın turizme açık olan bölümü bu yolun son kısımlarıdır. Dim Çayının en önemli özelliği suyun yaz kış soğuk olmasıdır. Bu soğukluk sayesinde insanlar tarafından tercih edilmektedir. Bunaltıcı sıcaktan kaçanlar kendilerin Dim Çayının serin suyuna bırakmaktadırlar. Dim Çayının çevresindeki yerleşim yerlerine Dim köyü denilmektedir. Çayın etkisi ile yarılmış olan vadiye ise Dim Vadisi denmektedir. Bu vadi yeşilliği ve serin havası ile birlikte turizm açısından Alanya’da önemli bir yere sahiptir. Dim çayının yukarı doğruya gittiğimiz zaman yolun kenarlarında piknik yerlerini göreceğiz. İnsanlar hem kendilerini serin suya atarak rahatlayacaklar hem de yemek yiyecek bir ortam bulabilmektedirler.

Bu piknik yerleri sayesinde sevdiklerinizle birlikte güzel bir gün geçirebilirsiniz. Sıcak yaz günlerinde çayın serin suları üzerine kurulu olan platformda oturmak ve suyun akışını bile dinlemek insanları serinletmektedir. Çayınızı içerken ya da yemeğinizi yerken altımızdan akan su insanı rahatlatmaktadır. Bunun yanında doğal güzellik çevresinde bol oksijen alıp doğa yürüyüşü de yapılabilmektedir. Dim Çayında güzel vakit geçirdikten sonra yakınındaki Dim Mağarasına gidilmesini tavsiye ederim. Bu Dim Mağarası çok eski çağlardan bu yana çevre halkı tarafından barınak olarak kullanılıyormuş. Dim Mağarasının en önemli özelliği Türkiye’de özel teşebbüs tarafından turizme açılan ilk mağaradır. Mağaranın tavanından akan su damlaları görülmeye değer sarkıtlar oluşturmuştur.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Zeugma Antik Kenti
0 (0)

Arkeolojik gezilere ilgi duyan, tarihin derinliklerinde kaybolarak keşfetmeyi sevenler için Zeugma Antik Kenti’ni sizlere anlatıyorum.

Zeugma Antik Kenti, tarihî ve arkeolojik gezi yapmak isteyenlere Güneydoğu’nun otantik doğasıyla ben buradayım diyor. Fırat Nehri’nin kıyısında bulunan kent, Antik Mısır kalıntılarına taş çıkaracak, milattan önce yaşayan bir kültürün mozaiklerle süslenmiş yaşamına sizlere görsel şölen sunuyor. Birçok ağıdın, destanın ve efsanenin konusu olan Fırat Nehri, bu antik kentle sizleri bambaşka diyarlara, zamanlara götürmekle kalmıyor; sanatın daha yüzyıllar önce bir kente nasıl aksettiğini gösteriyor.

Zeugma Ne Demek?
Büyük İskender’in generallerinden olan ve daha sonra Suriye kralı olan Selevkos Nikator’un kendi adıyla kurulan kent, Fırat Nehri’nin adıyla birleşerek Selevkos Euphrates (Fırat’ın Silifkesi) adıyla anılır. Daha sonra kent M.Ö. 1. yüzyılda kentin Roma hâkimiyetine girerek “Köprü, geçit” anlamına gelen Zeugma adıyla anılır. Antik bir terim olan Zeugma nehrin karşı kıyılarında kalan “ikiz tepeler” anlamına da geliyor.

 

Zeugma Nerede?

Gaziantep sınırları içinde bulunan Belkıs Köyü’nde, Fırat Nehri’nin kıyısında yer alır. Kent yaklaşık 20 bin dönümlük arazi üzerinde yer alıyor. Şehir o dönem 80 bin nüfusa ev sahipliği yaparak zamanının en büyük kentleri arasında gösteriliyor.

Zeugma’ya Nasıl Gidilir?

Gaziantep’e kara ve hava yoluyla ulaşıp buradan yaklaşık 45 dakikalık bir yolculukla antik kente ulaşabilirsiniz.

Zeugma Evleri

Avlulu kent villaları tarzında yapılan evler yaklaşık 800 metrekarelik alanı kaplıyor. Bu evleri en önemli kılan şey, M.Ö. 253 yılındaki Sasani yağmasında terk edilmesiyle birçok buluntunun olduğu gibi yerinde kalmasıdır. Geride kalan antik mozaik buluntu en dikkati çeken unsurlar arasında. Roma evlerinde bulunan mozaiklerde Greko-Roman mitolojileriyle Yunan mitolojileri ve Grekçe yazıların da bulunduğu efsane ve halk öyküleri mozaiklerle betimlenmiştir. Bu mozaikler büyük sanat eserleri olarak ilgi görmüş ve bundan ötürü Gaziantep şehir merkezine Zeugma Mozaik Müzesi yapılarak eserler bu müzeye taşınmıştır.

Zeugma Mozaik Müzesi

Tarihî İpekyolu üzerine yapılmış olan müze, dünyanın ikinci büyük mozaik müzesi unvanını taşıyor. Yaklaşık 30 bin metrekarelik bir alanda, 2011 yılında açılan müze birçok yerli ve yabancı turistin ilgi odağı haline gelmiştir. Zeugma Antik Kenti’nden birçok mozaik eser bu müzede titizlikle sergileniyor. Zeugma Mozaik Müzesi koleksiyonunda Roma ve geç antik döneme ait 2.448 m2 mozaik, 4 Roma dönemi çeşmesi, 140 m2 duvar resmi, 4 kireç taşından yapılmış heykel, 20 sütun, tunç Mars Heykeli, lahitler, mezar stelleri ve mimari parçalar birçok restorasyon işleminden sonra sergilenebilir hâle getirilmiştir. Hem tarihî İpekyolu hem de bu antik kentin keşfi için buraya mutlaka uğramalısınız. Müzenin giriş ücreti ise 15 TL.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!