Arama:
BİLGİ NEDİR?
0 (0)

Bilgi: araştırma, öğrenme, gözlem yoluyla elde edilebilen gerçek tabi doğru bilgi ve yanlış bilgi vardır. Bu yüzden göreceli bir kavram kimine göre faydalı kimine göre faydasız gelebilir.

Herhangi bir konu üzerine konuşmak gibi olabilir ama kişiye aittir ayrıca bilgiden de yola çıkılabileceği gibi genel olarak bilinen bilgiler de vardır tabi bu bilgiler değiştirilebilir mi doğru mu yanlış mı tartışılabilir

Düşünmeyen insan hiçbir şeye ulaşmaz, bilgi bile. Bilgiye düşünerek araştırarak, çeşitli yollarla ulaşırız bu yüzden aklı olmayan bir insanın düşünemeyeceği gibi bilgiye de ulaşamayacağı belli bir şeydir.

Yoruma dayanmayan ve öznel olmayan genel geçer her şeye bilgi denir. Her bilgi faydalı değildir.

Yorum, kişisel kanaattir öznellik içerir, bilgi, yorumsuz genel geçerlik içerir. Bilgi beyine bir şeyler yüklemektir.

Düşünce bunları taramaktır. Yani düşünce, bilgiyi muhakeme etmek yorumlamak kendi kanaatini oluşturmaktır.

Bilgi hayatı yaşamayı kolaylaştırmak ve daha konforlu ve insancıl yaşamak için gereklidir. İnsanoğlu cahillikten en çok sıkıntılı ve mahrum bir yaşama mahkum olur. Oysa bilen öyle midir? Bilenle bilmeyen bir olur mu buyuruyor dinimizde. Elbette bilgiyle birlikte sorumluluk da yüklenmiştir. Aynı zamanda bilginin korunması ve faydalı olacak şekilde aktarılması vazifesi verilmiştir.

Bilginin hayat kurtarıcı olması birinci vazifesidir. Mesela gündemden biraz misal vereyim, pitbul cinsi köpek bilmeyen kalmamıştır sanırım, öldürücü saldırıda bulunma potansiyeli yüksek. Devletin yaptırım cezasını duyan sözüm ona uyanık vatandaş elindeki pitbulları sokağa salıverdi. Bu da ister istemez halk arasında paniğe yol açtı. Dikkatli ve uyanık olmazsa kişi hayatı tehlikeye girebilir. Madalyanın öbür yüzünde devlet pitbulları toplamak istiyorsa ceza ile korkutarak değil bir bedel koyarak doğru bir şekilde çekebilir.  Ayrıca pitbul bu Anadolu cinsi değil ne demeye Almanya’nın zararlı hiçbir fayda üretmeyen hayvan cinsini bu ülkeye getirip çoğaltılır bu da ayrı bir akıl tutulması tabi. Aldığı gibi salsın memleketine gitsin efendim.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Haber ve Söylemi Kültürel Açıdan Ele Almak
0 (0)

Gazetecilik boyutunda bakacak olursak bizlerin söylemleri en az bir devlet başkanı kadar önemlidir. Bizler toplumun işiten kulağı, gören gözü, konuşan ağzıyız. Dilimizin herkes tarafından kolayca anlaşılması ve kendi taraf ve ideolojimizi halkı manipüle etmeden vermeliyiz. Gazeteci haberini yazarken kullandığı dil evde eşi ile ya da çocukları ile kullandığı dilden farklı olmalıdır. Dilde hangi kelimeyi kullandığınız kadar neyi nasıl söylediğinizde bir o kadar önemlidir. Sert ve keskin konuşmak tabiri yerinde ise sivri dilli olmak bizlere bir şey kazandırmayacağı gibi bizden de pek çok şeyi alıp götürür. Ama tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. Yaşadığımız durum ne olursa olsun kendini iyi ifade etmek doğru söylemlerde bulunmak her zaman en doğru olandır. Medyanın kendine özgü kuralları vardır. Kendisi için ihtiyaç duyduğu şeyler üretir. Zaman zaman şöhretler, ikonlar, son dönemde fenomenler gibi. Bunlar aslında medyanın kendi içeriklerini güncellemesi bakımından ihtiyaç duyduğu şeylerdir. Medya kadına, çocuğa, siyasete, kültüre yer verir; dine de yer verir. Ve dine yer verirken de mutlaka kendi dilini ona dayatır. Dolayısıyla o dönüşme sürecini tanımlamak için medyatik din kavramına ihtiyaç duyuyoruz. Yoksa medyatik din diye bir şey zaten söz konusu olamaz. Ama medyanın kuralları çerçevesinden oluşmuş bir dinsel söylem söz konusuysa o zaman medyatik din diye bir şeyin varlığından söz edebiliriz.

KÜLTÜR VE KÜLTÜR BOYUTUNDAN BAKACAK OLURSAK;

Kültür, toplum, insanoğlu, eğitim süreci ve kültürel muhteva gibi değişkenlerin ve bunlar arasındaki karmaşık ilişkilerin bir işlevidir. Kültür, bir milletin asırlar boyunca oluşturduğu yaşam tarzlarının kodlarını içine alan hafıza gibidir. Kültür, milletin yüzyıllar boyunca ilgi, algı, tutum ve davranışlarla tezahür eden yaşam biçimi, maddi ve manevi değerler toplamı olup nesilden nesille bir miras olarak aktarıla gelmiştir. Tarihi, sanatı, edebiyatı, düğünleri, bayramları, şiirleri, şarkıları, türküleri… ait olduğu milletin dilinden, gelenek ve göreneklerinden izler taşır. Bütün bunlar o yaşam tarzının göstergesi olarak kültürün birer unsuru olarak düşünülebilir. Ağıtlarla, ninnilerle, türkülerle… Biz ‘biz’ oluyoruz. Kültür, bir milletin asırlar boyu yaşanmışlıklarının damıtılmış bir özetidir. Kültür, yeme, içme, giyim-kuşam, eğlence, iletişim biçimi, sevgi, saygı, inanç… gibi hayatın her safhasında insanı kuşatan duygu ve düşüncenin yaşama yansıyan hâlidir. Tüm duygu ve düşünceler, dilin imkânlarının kullanılabilmesiyle başkalarıyla paylaşılır, görünür kılınır, kabul görüp yaygınlık kazanır. Mehmet Kaplan’ın buna uygun bir sözü ile açıklayacak olursam “kültür, bir topluluğu, bir cemiyeti, bir milleti millet yapan ve onu diğer milletlerden farklı kılan hayat tezahürlerinin tümüdür” der. Hayat tezahürleri, her milletin kendi özüne ait olan ve bu özü yansıtan millî ve manevi değerlerdir. Bir toplumu tanımak istiyorsak neleri izlediğine neleri konuştuğuna bakmalıyız. Bizim toplumumuzda dini inanç temeli dünya ya geldiğimiz anda inşa edilmeye başlıyor. Böyle bir toplumda yetişen bireyler ‘inşallah, maşallah’ gibi kelimeler dillerinde oluyor. Hatta düşünün yeni doğduğumuz anda bizi görenlerin ilk söz ‘maşallah’ oluyor. J Dil bir ağaçsa kültür de o ağacın köküdür. Kökü olmayan ağaç bırakın ürün vermeyi, kendisini kurumaktan kurtaramaz, yok olur, gider. Kökün ağacı canlı tuttuğu gibi kültür de dili canlı tutar. Dil de kültürden aldıklarıyla çiçek açar; tadına doyulmaz ürünler verir. Konusunu tarihten, sosyal yaşamdan alan edebî nitelikli hikâyeler, romanlar bu ürünlerin ilk akla gelen örneklerindendir. Gazetecilik dilinin gelişmesinde ilk gazete olan Takvim-i Vekay-i aslında bu bir haber kağıdı ama içeriğinde kullanılan dil o zaman ki hükümetin yapıp ettikleri hakkında bilgileri veriyordu. O zaman ki toplum yapısına bakacak olursak ve günümüz dünyası ile karşılaştıracak olursak Osmanlı Türkçesiyle yazılmış içinde Arapça kelimeleri bolca barından bir içerik. Ve hükümetin elinde olduğu için özgür ifade konusunda düşündürücüdür.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Bir bakışta evren
0 (0)

Bütün dünya üzerinde herkesin en az 1 saniye de olsa kafasını gökyüzüne kaldırıp düşündüğünü söyleyebiliriz. Tek bir soru “acaba dışarıda ne var?” ilgilendiğimiz, daha doğrusu keşfetmeye çalıştığımız şey daima dışarı olmuştur. Oysa ki bu konuya içimizden başlamak gerek. Ancak kendini keşfedebilen insan, dışarıyı daha net bir şekilde gözlemleyebilir. Çünkü bazıları sadece bakar, bazıları ise görür. Yıldızlar, karadelikler, gezegenler, bulutsular, sayabileceğim yüzlerce terim, binlerce element, milyarlarca farklı maddeden bahsediyorum. Kendi gezegenimizi bile daha tam manasıyla keşfedememişken nasıl gözümüzü dışarıya çevirebiliyoruz?

Merak etmemiz gereken şeyler neden umursamadığımız kısma giriyor? bu soruları cevaplayamam, fakat sizlerin ufkunu açmaya dair şöyle bir örnekte bulunabilirim. Etrafımızda duyduğumuz bir terim, “astronomik rakam” bu terimi duyduğumuzda bir çoğumuzun aklına çok büyük miktarda sayılar gelmektedir. Evet öyle fakat işin içine astronomi girdiği zaman maalesef bizim bile algı sınırlarımızı zorlayacak sayılar ortaya çıkıyor. Sahiden, algıdan bahsetmişken aslında üzerinde yaşadığımız gezegende insanlık tarihi boyunca yaptığımız bütün çalışmaların aslında birer sınırlandırma olduğunu söylesem ne düşünürdünüz? Bu konuya şöyle açıklık getireyim, “evrensel” bakış açısı ile olayı ele aldığımızda aslında matematik, biyoloji, kimya, fizik gibi alanların sadece bizlerin çevremizi algılamamız için yaptığımız birkaç küçük sınırlandırma çalışması. Örneğin kendi gezegenimiz dünyanın çapı 12.742 km iken, bu zamana kadar keşfedilmiş en büyün yıldızın çapının 2 640 000 000 olduğu açıklandı. Bir çoğumuz bu sayıyı okumadan geçecektir eminim. Bunu neden okumadan geçtiğiniz bir düşünün derim, okumaya erindiğiniz için mi? yoksa böyle bir sayıyı henüz literatürünüze eklemediğiniz için mi?

Kendi sınırlandırmamızı bile kabullenemiyor, algılamakta zorluk çekiyorken, evrende keşfedemediğimiz yerleri merak etmek ne kadar mantıklı?

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Kitap Okumanın Önemi
0 (0)

Tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgını hızlı bir şekilde yayılmaya maalesef devam etmektedir. Korona virüs salgınından dolayı insanlar çeşitli aktiviteler yapmaktadır. Ben normalde çok kitap okuyan birisi değildim. Fakat bu salgından dolayı evden dışarı çıkmadığım zamanlarda kitap okuyarak vakit geçirdim. Ve kitabın önemini biliyordum fakat bu kadar önemli olduğunu okuyarak çok daha iyi anladım. Kitap okuduktan sonra konuşma tarzının bile değiştiğini görürsün. İnsanın kelime dağarcığının zenginleştiği için konuşma tarzı da değişmesine neden olmaktadır. Bunu kitap okuduktan sonra çok daha iyi anlayacaksınız. En çok da mutsuz olduğum zaman okuyunca beni kitabin içine çekip karanlık olan dünyamı aydınlatmıştır. Hayata yeni bir yoldan gitme imkanını göz önüne sermiştir. Kitap sayfalardaki yazıları kendi iç dünyana alıp onları iç dünyanla yaşatmaktadır. Bundan dolayı iç dünyanda büyük bir huzur hissedersiniz. İnsanı huzura süreklediği kadar gelecek hakkında da bazı konularda bilgi sahibi olmasını sağlar. Yani ne kadar çok kitap o kadar çok kültür olarak bakmalıyız. Bunların hepsini kitap okumaya başladıktan sonra çok daha iyi anlayacaksınız. Her alışkanlık gibi kitap okuma alışkanlığını toplum olarak yapmalıyız. Her konu hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir. Bir kişinin dediğine inanmayıp başka yerlerden araştırıp okuyarak doğru kanıya öyle varmalıyız. Ancak okuyarak ve araştırarak genel kültürümüz artar. Türk toplumun refah seviyesi de yükselişe ancak bu şekilde geçer. Her insan kitap okumanın önemini bilmesi lazım. Ve buna göre hareket etmesi lazımdır. Kitapla beraber insanların kendisi gibi düşünceleri de olgunlaşır. Çünkü insan okurken düşünür düşündükten sonra kendisinin de düşüncesi gelişir. Buda zamanla olgunlaşır. Kitap okuma sayesinde insan insanı dinleyebilir. Birçok  şeyi tatlı bir şekilde tartışması sağlar. İnsanların bu kadar önemli bir şeyi kavrayıp daha sonra da kitap okumadan sonraki hayatına ve kitap okuduktan sonraki hayatına bakınca ne kadar önemli bir araç olduğunu ancak bu şekilde anlayabilirler.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!