Arama:
Tatil Anım
0 (0)

Küçükken tek başına tatil yapabilmeniz mümkün değildir, mecburen ailenize bağlı olarak onların gittiği yere gider, onlarla yüzer, onlarla yemek yersiniz. 15 16 yaşına geldikten sonra aile ile tatil yapmak bir işkence haline dönüşür. Çünkü onların uyuduğu saatte siz uyanık olmak istersiniz onlar sabah erken kalktığında siz öğlene kadar yatmak istersiniz. Ailemle son yaptığım tatilde, ben aileme ayak uyduramadım, onlar da bana ayak uyduramadılar, ipler koptu. Sonunda annemle konuştuk ve bir anlaşma yaptık anneme “sizinle geldiğim tatillerde hiç eğlenemiyorum yalnız kalıyorum” dedim ve arkadaşlarımla tatil planı yapmaya başladım. İlk önce internette uzun bir süre kalacak yer aradık, bir otel ayarladık, otele kapora parası yollayarak yerimizi ayırdık. Çok mutluydum ve çok heyecanlıydım. Üniversitede birinci sınıfı bitirmiş olmama rağmen hiç ailemden ayrı kalmamıştım. Corona tedbirleri kapsamında okullar uzaktan eğitime geçtiği için 1. Sınıfı tamamen evde online eğitim ile biltirmiştim. Bu tatil hem benim hem kuzenim hem arkadaşımız için ailemizden ayrı ve yalnız geçireceğimiz ilk zamandı. Yaz zamanı geldiği vakit kuzenim ve arkadaşımızla konuştuk ve Antalya Konyaaltı bölgesinde bir otel bulduk. Tabi ailemizden uzakta ilk tatilimiz olduğu için ufakta olsa bir heyecan vardı. Ben Uşak’tan, kuzenim ve arkadaşım Aksaray’dan geliyorlardı. Biletilerimizi aldık otelimizi ayarladık ve o gün gelince yola çıktık. Hep beraber Antalya otogarında aynı saatte olucak şekilde biletlerimizi ayarladık. Toplam 7 günlük bir tatilimizin her günü istediğimiz yemeklerle, istediğimiz yerde gezerek ve bol bol eğlenerek geçti. İlk günlerimizde bölgeye alışmaya çalıştık ve Aksaray gibi bir yerden Antalyaya geçince sıcağa alışamadık. İlk günümüzde direk denize geçtik ve o sıcağı üstümüzden attık. Akşam arkadaşım ile beraber R25 motor kiraladık. Motor ehliyeti sadece bende olduğu için keyif alarak istediğim her yeri gezdim. O günümüzü öyle bitirdik. Akşamında yakın bir yerde basketbol sahası bulduk ve hep beraber oraya gittik. Karşımızada 3 kişi denk geldi. 3’e 3 güzel bir maç yaptık. Neredeyse her günüm böyle geçti. Yaşadığım en güzel tatil buydu diyebilirim.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Futbol gerçekten bitiyor mu?
0 (0)

Popüler kültürün ve sosyal medyanın yaygınlaşması insanların hayatına hız kattığını çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz. Özellikle Z kuşağı olarak tabir edilen nesil herhangi bir iş konusunda hızlı hareket etmeyi, herhangi biri işi olduğundan daha hızlı bir şekilde çözdüğünde hayatlarının kolaylaştığı düşüncesindeler. Peki ya futbolun 90 dakikasından sıkılan bir nesil hayal edin, oyun her ne kadar akıcı olsa da bunun bile daha hızlı olabileceğini düşündükleri için çoğu futbol izlemekten vazgeçmiş/futbol izlemeyi sıkıcı ve zaman kaybı olarak görüyor. Peki ya gelecekte futbolun biteceğini düşünebilir miyiz?

Futbolda yakın zamanda hatırladığımız en büyük “skandal” olarak nitelendirebileceğimiz ” Avrupa Süper Ligi” adlı proje bu konuda ele alabileceğimiz en güzel örneklerden. Günümüz büyük futbol organizasyonlarından bağımsız bir şekilde kurulması planlanan projenin içeriğinde kendine ait bazı değişikliklere gidilmesi de dikkat çekmişti, hatırlayacağımız üzere şu anda Real Madrid futbol kulübü başkanı Perez’in ortaya attığı iddialar dikkat çekiciydi, maçların toplam 60 dakika olmak üzere periyodlara ayrılmış şeklinde oynanması, sarı kart yiyen oyuncunun 5 dakikalığına oyundan atılması gibi futbol tarihine damga vuracak, futbol temelinde belirlenmiş olan bütün kuralları yıkıp geçebilecek şeytani bir proje olduğunu söyleyebiliriz. Hedefin tamamen Z kuşağını ve gelecek nesilleri futbol merakı uyandırması ve bu kültürün devam ettirilmesi amacı ile yapılmış olsa da ne yazık ki bütün bu planlar suya düştü. Futbol aşığı taraftarların büyük kulüplere tepki göstermesinin ardından birer birer bu projeden vazgeçip özür mesajı yayınlayan proje ortaklarının böyle bir işe kalkıştığına pişman olduğundan eminim. Üzgünüm beyler, futbol bildiğimiz ve sevdiğimiz futbol olmaya devam edecektir. Futbolu bitirmenize izin vermeyeceğiz.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Muhteşem Bir Game Of Thrones Prodüksiyonu
0 (0)

Yeni bir şey izleyip yorumlamak yerine sadece izlediğim ve sevdiğim şeyleri izleyebildim. Biri The Office mesela. Covid19 sürecinde ve sokağa çıkma yasaklarındaki çökük moralimi sekiz sezonu baştan sona peş peşe izlediğim, bence tarihin en eğlenceli dizisiyle toparladım. Tekrar teşekkürler Michael Scott. Ve başından sonuna kadar Game of Thrones’u bir kez daha izledim. Bu planı aslında dizi geçen sene olaylarla ve krizlerle bittiğinden beri istiyordum. Tarihin bu en iddialı prodüksiyonuna, yakın zaman dilimimizin en büyük televizyon olayına her şey bittikten, şimdi ne olacak diye bekleme stresi kalmadan hatta her şeyin sonunu bildikten sonra baktığımda ne düşüneceğimi merak ediyordum. Çünkü ben de dünyadaki bütün insanlarla birlikte 2019 da Game of Thrones’un finalinde ne olacağını, bunun iyi mi kötü mü bir final olduğunu düşünerek aşırı heyecanlanıp başka hiçbir şeye dikkat etmeyip kritikle geçirdim. Finaliyle ilgili fikrim ise aynı kaldı. Bir şekilde bu kadar merak edilen, yüz binlerce teori üretilmiş bir şeyi toparlamaları gerekiyordu. Onlar da en ortalama şeyi seçmişler. Ama hayranı olduğumuz pek çok karakterin hikâyesini bize istediğimiz gibi vermedi. Şahsen Cersei’yi taş yığınlarının altında bırakmaktan başka bir son görmek isterdim. Çok basit bir ölüm. ‘Haydi haydi, buraları hızla geçelim!’ gibi yazıp geçmişler. Ama final sezonu genel olarak başarılı bence özellikle Winterfell savaşı ve bir önceki geceyi anlattıkları iki bölüm göz yaşartıyor.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Makyajın Bilinmeyen Yönleri
0 (0)

Fotoğraf alıntı değildir. 

Yaşadığımız olaylar, geçirdiğimiz günler, kimseye anlatamadığımız sıkıntılar ve bu olaylar gibi daha birçok olumsuz olaylar. Ne yazık ki hepimiz istemediğimiz halde, kendimizle alakalı olsun veya olmasın olumsuz olaylar yaşarız ya da olumsuz olaylar yaşayan birinden etkileniriz.

Bu durumda insan kendini motive edecek ya da kafasını dağıtacak bir şeyler arar. Her insan için aynı şeyi söyleyemem tabii ki. Bazı insanlar o sıkıntıya yoğunlaşıp içine kapanabiliyor. Hatta oturup boş boş duvarlara bakabiliyor. Ne yemek yiyor ne de konuşuyor. Bazı insanlar da benim gibi kendine bir uğraş arıyor. Mesela ben çoğu zaman etrafım, odam, dolabım, makyaj malzemelerim ya da kitaplığım temiz ve düzenli olduğu halde hepsini bozup tekrardan düzeltiyorum. O an belki de bana hepsi dağınık gibi geliyor. İş yaparken aklımdaki probleme yoğunlaşmıyorum. Tam tersi durumlarda söz konusu olabiliyor tabii ki. Çok etkilendiğim bir olay söz konusu ise bende boş boş oturuyorum ne yazık ki. Genel olarak ufak şeylere canımı sıkıyorum. Bu yüzden yaptığım işler kafamı dağıtmaya yetiyor.

Peki siz canınızı sıkan bir şey olduğunda ne tarz işlerle kafanızı dağıtmaya çalışırsınız? Bugün kadınlar üzerine yoğunlaşmak istiyorum yazımda. Kadınlar diyorum ama erkeklerde makyaj yapıyor. Lütfen yanlış anlaşılmasın, daha çok kadınlar yaptığı için kadınlar üzerinden örnek vermek istedim. 🙂

Şimdi sizlerle küçük makyaj çekmecemi paylaşacağım 🙂 

Fotoğraflar alıntı değildir. 

Ben makyaj yaparken kendimi çok mutlu ve özel hissediyorum mesela. Irkımı değiştirecek boyutta fazla makyaj yapmıyorum tabii ki.  🙂 Daha doğrusu bu kadar fazla makyaj yapmayı hiç denemedim, denemek ister miyim orası da belli değil. 🙂

Bazı insanlar kadınlar erkekler için makyaj yapıyor der bazıları diğer kadınlardan daha güzel olmak için diye söylerler. Aslında ben kendim için makyaj yapıyorum ve makyaj yaparken kendimi mutlu hissediyorum. Asla makyajsız dışarıya çıkmam, asla makyajsız fotoğraf çekinmem, ya da asla makyajsız fotoğraflarımı sosyal medya da paylaşmam diyen insanlardan değilim. Kendime güvenim o konuda tam. Çünkü kendine güvenmeyen insan makyajsız hiçbir şey yapamazmış. Bir de şu sıralar sosyal medya da gezen bir tabir var:

“ Makyaj yapma süreniz 4 dakikadan fazla ise çirkinmişsiniz.”

Kesinlikle Yalan. 🙂 

Yaptığımız makyaja göre bu süre değişir. Ben belki bir ruj süreceğim ya da bir göz kalemi kullanacağım. Bu işlemi yapmak 4 dakikamızı almaz.  🙂  O yüzden uydurma sözlere inanmak yerine siz kendinizi nasıl mutlu hissediyorsanız öyle olun. Dilerseniz makyaj yapın, dilerseniz yapmayın. İnsanların bizim hakkımızda söyledikleri değil, bizim kendimizi nasıl hissettiğimiz önemli.  

Kendinizi mutlu hissettiğiniz an, sizin en güzel anınızdır. En güzel makyaj gülüp kahkaha atmaktır. 🙂

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
The Neighbourhood
I Think I Try Too Hard
5 (1)

The Neighbourhood

Bugün sizinle harika bir müzik grubunu tanıştıracağım. Onları dinlerken kendinizi bambaşka bir dünyada bulacaksınız. The Neigbourhood grubunu keşfettiğimde 16 ya da 17 yaşındaydım. Yaptıkları şarkılarda hep kendimden bir parça bulmuşumdur. Şu an 22 yaşındayım ve hala onları dinlerken sanki ilk defa dinliyormuş gibi hissediyorum. Onlar bir rock grubu olarak kurulsalar da kendilerinin karanlık pop yaptıklarını savunuyorlar. Ki bu doğru. O kadar derin cümleler var ki şarkılarında insan bazı şeyleri sorguluyor. Eminim bu grup sizin içinizde sakladığınız bütün duyguları dışarı çıkaracak. En azından kendinize karşı daha dürüst olmayı öğreneceksiniz. Biraz daha olgunlaşmış hissedeceksiniz. En azından ben bunları ve daha fazlasını öğrendim bu gruptan. Hepimiz insanız duygularımız var ve bu duygular hepimizi bir şekilde mutlaka etkiliyor. Kendimizi sürekli kontrol altında tutuyoruz bir çoğumuz ağlamaktan çekiniyor belki de bırakmalıyız, sonuçta insanlık hali değil mi? İşte bu grup tam da bu problemleri ele alıyor. Duygularımız konusunda ya da hareketlerimiz, nasıl göründüğümüz hakkında diğer insanların düşüncelerinin değil bizim kendimiz hakkında düşündüklerimiz ve hissettiklerimizin önemli olduğunu vurguluyor.

Hepimiz diğer insanları umursuyoruz, onlara göre hareket ediyoruz ama onların bizden önemli olmadıklarını unutuyoruz. Neden onlar bu kadar önemli ki? Cidden bizim değerimizi onlar mı belirler yoksa biz mi? Bu konuda cidden oturup iyice düşünmeliyiz hepimiz, onlar sadece kuru kalabalık çünkü. Bizi gerçekte tanımıyorlar bile, gece kafamızı yastığa koyarken ne düşündüğümüzü, gerçekten neleri sevdiğimizi, neleri sevmediğimizi, nelere ağladığımızı nelere güldüğümüzü bilmiyorlar. Peki biz gerçekten kim olduğumuzu biliyor muyuz? Kendimizi ne kadar tanıyoruz? Tanımıyoruz çünkü hep başkaları şekillendirdi bizim hayatlarımızı, biz değil. O yüzden önce kendimize kendimizi anlatalım diğerleri bizi tanımasa da olur. Ağlayalım, gülelim kendimiz için bir şeyler yapalım. Çünkü hayat bizim hayatımız. Ben bu gruptan bunları öğrendim ve sizinle de bu grubu tanıştırmak istedim. İşte The Neigbourhood’un sanat eserlerinden birkaçı:

Keep on dreaming

Don’t stop breathing

Fight those demons

Sell your soul not your whole self

Oh, if they see it when you’re sleeping

And I can’t even see if it’s out there anymore…

Hayal etmeye devam et

Nefes almaya devam et

O şeytanlarla savaş

Ruhunu sat fakat benliğini değil

Seni uyurken görürlerse gitmelerini sağla

Ve hala oradalar mı artık göremiyorum…

We were too close to the stars

I never knew somebody like you somebody

Falling just as hard

I’d rather lose somebody than use somebody

Maybe it’s a blessing in disguise (I sold my soul for you)

I see my reflection in your eyes (Tell me you see it too)

Yıldızlara çok yakındık

Senin gibi birini tanımadım, senin gibi birini

Düşmek de çok zor

Birini kaybetmeyi tercih ederim birini kullanmaktansa

Her kahırda bir lütuf olabilir (Senin için ruhumu sattım)

Gözlerindeki yansımamı görüyorum (Sen de gördüğünü söyle)

Maybe you’re right, maybe this is all that I can be

But what if it’s you, and it wasn’t me?

What do you want from me?

What do you want from me?

Belki de haklısındır tüm olabildiğim budur

Ama ya sorun ben değilsem ve sen isen?

Benden ne istiyorsun?

Benden ne istiyorsun?

I thinl I try too hard

How I look what I do, what I’m sayin’

I spend too much time explainin’ myself

I hope there’s some time to change it

Sanırım çok fazla uğraşıyorum

Nasıl göründüğüm, ne yaptığım ne söylediğim hakkında

Kendimi açıklamak için çok zaman harcıyorum

Umarım bunu değiştirmek için biraz zaman vardır.

Bence acilen bu grubu dinlemeye başlamalısınız. Sizinle en sevdiğim gruplardan birini paylaşıyorum ve bunu yapmayı hiç sevmem. Hadi koşun farklı bir dünyaya adım atın.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!