Arama:
Sanatın Büyük Ustası Albrecht Dürer
0 (0)

Batı sanatı tarihinin en önemli isimlerinden Albrecht Dürer, Macaristan kökenlidir. Okuma yazma öğrenmesi için okula gitmiş fakat okuma yazma öğrendikten sonra okuldan alınmıştır. Bu arada Dürer kendi kendine resim ve desen çalışmaları yapıyordu. Hevesi günden güne artmış ve ressam olmak istediğini babasına açıklamıştı. Dürer, Michael Wolgemut’un atölyesinde çırak olarak çalışmaya başlamıştır. Michael bildiği tüm teknikleri Dürer’e göstermiştir. Dürer ’in yaptığı otoportrelerde saçlarını adeta kimliğinin bir parçası gibi betimlediği ileri süren sanat tarihçileri, ressamın saça duyduğu özel ilginin yaptığı her resme yansıdığını ifade ediyorlar.

Sanatın, bilim özellikle de matematik temeline gelişmesi gerektiğini düşünüyordu. Öklid’in, Vitruvius’un ve Albert’in metinlerini okuyor ve bilgi almak için konuştuğu başka ressamların anlattıklarıyla yetinmiyor, kendi araştırmalarını yapıyor ve tekniğini sürekli geliştiriyordu. Alternatif araştırmalar yapıyor daha sonra özgün yaklaşımını görsellerle açıklayan çizimler ve ahşap baskılar yapıyordu. Yaptığı suluboya çalışmaları daha çok anatomi ve doğa araştırmalarının ürünüydü.

1505 yılında daha fazla Nürnberg’de durmanın kendisi için iyi olmayacağını hissederek İtalya’ya gitti. Orada tempera tekniğine geri döndü ve tuval resimleri yapmaya başladı. Dürer kırk sekiz yaşındayken gözleri bozulmuştu. Kendisi Martin Luther hayranıydı. Rahatsız olmasına rağmen okumayı çizmeyi ihmal etmiyordu. Ayrıca Martin Luther’in portresini yapmak istemiş. Kendisi tam anlamıyla gerçek bir koleksiyon oluşturmuştur. Ünlü sanatçı elli altı yaşındayken geçirdiği hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Ölüm haberi sevenlerini oldukça üzmüştü.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Gezelim görelim
5 (1)

Evliya Çelebi gibi keşke ben de rüyam da peygamber efendimizi rüyam da görsem de seyahat ya Rasulullah desem dediğim zamanlar olmuştur. Çünkü Türkiye cennet vatan. Çünkü Türkiye en doğusundan en batısına gezip görecek sayısız güzelliklerle dolu. Bu yüzdendir ki her zaman bir gezgin olmak bütün ülkeyi gezmek istemişimdir. Ben üniversite öğrencisiyim. Cennet vatanımla kıyasladığın zaman her ne kadar deve de kulak kalsa da kah okulda aldığım Trekking dersleriyle, kah okulun düzenlemiş olduğu gezilerle gezme fırsatı buldum. Bu geziler esnasında gördüğüm yerlerin adeta büyüsüne kapıldım.

 

Afyonkarahisar’da adına türküler yazılan Karahisar kalesi ile tarihi evleri ile, kentin merkezinde yer alan zafer meydanıyla, Atatürk anıtıyla,

Aksaray’da Volkanik Hasan dağı ile (Trekking dersi ile dağa tırmanma fırsatı bulmuştum) dört mevsim yabancı turistlere ev sahipliği yapan dünyanın en büyük kervansarayı ile, Ortaköy, Güzelyurt ilçelerinde doğanın bize sunduğu muhteşem manzaralarla, Ihlara Vadisi ile, görüntüsüyle adeta kalbi andıran Narlı gölü ile, sayısız türbesi ile Somuncu babası ile,

Aksaray’dan biraz fazla bahsettim çünkü ben üniversiteyi bu muhteşem şehirde okuyorum. Ve şehri çok fazla gezme şansım oldu.

Kayseri’ de sayısız kuş türünü bünyesinde barındıran Sultan sazlığı ile kayalara oyulmuş evler, kiliseler ile, Toroslar ile, Erciyes dağı ile, kayak merkezleri ile,

Nevşehir’de o muhteşem peri bacalarıyla, harika deve turlarıyla, peri bacalarının esrarengiz güzelliğiyle ben bu ülkenin büyüsüne kapıldım. Bu ülkenin  cennet vatanımın sayısız güzelliklerini dört bir yanını  daha fazla daha ayrıntılı gezmeyi çok isterim. Ve bu muhteşem güzellikleri görmeyi size ısrarla tavsiye ederim. Bu ülke gerçekten gezmeye ve görmeye değer. O yüzden bu güzellikleri hep birlikte gezelim ve görelim…

 

 

 

 

 

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!