Arama:
Dünya Kupasına Gitme Yolundaki Umut Işığımız: Stefan Kuntz
0 (0)

Stefan Kuntz Kimdir?

30 Ekim 1962 yılında Almanya’nın Saarland eyaletinde yer alan Neunkirchen kasabasında dünyaya gelen Kuntz futbola 8 yaşında Borussia Neunkirchen takımının altyapısında başladı. 13 yıl boyunca bu takımda bulunan Kuntz, 1983 yılında bir Bundesliga takımı olan Vfl Bochum’a transfer oldu. Birkaç yıl Bochum forması terleten Kuntz, kariyerinin ilk gol krallığını burada yaşadı. Ardından Uerdingen 05 takımına transfer oldu burada da ilk kez Avrupa sahnesine çıkan Kuntz’un kariyerinde henüz bir kupa yoktu.

Kuntz 1989 yılında Kaiserslautern takımına transfer oldu, bu takımda uzun yıllar geçiren Kunzt, burada ilk kez Almanya kupasını kazanırken, bir sonraki sezon Bundesligada şampiyon oldu. Akabinde kariyerinde yer yer düşüşler olan Kuntz, 1993-94 sezonunda Kaiserslautern ile ikinci kez gol kralı oldu. 1 sezonunu daha Almanya’da geçiren Kuntz, kariyerinde ilk defa Almanya’nın dışına çıkarak Türkiye’ye geldi. 1995 yılında Beşiktaş’a transfer olan Kuntz, 1 sezonluk Türkiye macerasının ardından Almanya’ya geri dönerek DSC Arminia Bielefeld takımına transfer oldu. 1996-1998 yılları arasında futbol hayatını Bielefeld takımı ile sürdüren Kuntz, 1998-99 sezonunda Bochum’a geri döndü. 29 Mayıs 1999 yılında kariyerinin son maçını oynadı. Ve futbol hayatına oyunculuk açısından veda etti.

1999 ve 2015 yılları arasında kariyerine Almanya’nın farklı takımlarında teknik direktörlük ve idari yönetim alanında devam etti.  2016 yılında ise Almanya 21 yaş altı milli futbol takımı teknik direktörlüğü görevine getirildi. 2017 yılında UEFA Avrupa 21 yaş altı futbol Şampiyonasını kazandı. Böylelikle Almanya U21 takımı ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu. 17 Eylül 2021 yılında ise Almanya Futbol Federasyonu ile Türkiye Futbol Federasyonunun anlaşmasının ardından Stefan Kuntz, Türkiye A Milli Futbol takımı teknik direktörlüğü görevine getirildi.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Gerçek G.O.A.T. kim?
0 (0)

Messi mi? Ronaldo mu? sorusunun cevabını kendime göre yorumluyorum

Bir çoğumuz için küçükken ne izlersek onu kahramanımız olarak kabulleniriz. Özellikle akranlarım anlayacaktır ki ilk izlediğimiz “yıldız futbolcu” kavramı o dönemler Ronaldinho için kullanılıyordu. Hepimiz onun oynadığı futbola hayrandı. Mahallede futbol oynarken en iyimiz kim ise onun ismini kullanırdı ve hak ettiği için kimse buna bir şey diyemezdi. Fakat yıllar geçtikçe ne o çocukluk yıllarımızın futbol sevdası ne de futbolcuların eski formu/yetenekleri kaldı. Son 15 yılda geriye dönüp baktığımız zaman “en iyi futbolcu kim?” sorusuna cevap ararken yollarımızın en son 2 isim ile kesiştiğini söyleyebiliriz. Peki ya sizce Messi mi? Ronaldo mu?

Evet, birçoğumuza göre futbol bireysel olarak değerlendirilmemeli, futbol bir takım oyunu fakat her spor dalında olduğu gibi futbolun da bir Usain Bolt’a, bir Michael Jordan’a ihtiyacı var. Bu yüzden futbolun En iyisini seçmek için diğer spor dallarının en iyileri toplumlar tarafından nasıl kabul görmüş? İnsanlar onlara neden en iyisi demiş yakından incelemek gerekiyor. Her alanda olduğu gibi burada da çok zıt kutuplaşmaların olduğunu görüyoruz. Fakat her ikisini de aynı dönemde oynamış ve birbirleri ile kıyasıya mücadele ettiklerini gördüğümüz için bir tarafı seçmenin kolay olmayacağını söyleyebilirim. Evet, bu tür sporlar için başarı çok önemlidir ve adınız Cristiano Ronaldo da olsa, Lionel Messi de olsa başarısız olduğunuz sürece adınızın hiçbir önemi yoktur.

Tarih her zaman birincileri kaleme almıştır. Ve bu iki adamın birbirinden bağımsız onlarca birincilikleri var. Sözün sonuna gelecek olursak, her zaman söylemişimdir. Bir işi yorumlamak için o işin içerisinde olmamız gerekiyor. Ve futbolun içerisinde çocukluğumdan beri bulunan birisi için gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki bu oyunun gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu “Lionel Andrés Messi Cuccittini” dir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Neden futbolu bu kadar seviyoruz?
0 (0)

Tutku, sevinç, üzüntü, gözyaşı. İnsana dair bütün duyguları içerisinde barındıran bir şey aslında. Dışardan bakıldığında 22 oyuncunun bir topun peşinde koşturması olarak görülebilir ama biz futbol aşıkları için durum aslında bundan çok çok daha fazlasıdır. Bugün futbolu neden bu kadar sevdiğim hakkında yazıp sizlerle paylaşacağım.

Bir filme veya bir diziye bağlı kalan insanları örnek alarak başlamak istiyorum. Kimisi kendisini bulduğu bir karakter için bağlı kalır kimisi ise hikâyenin büyüsüne kendisini kaptırır. Aslında bizler de futbol izlerken aynı duyguları yaşıyoruz. Bazen ekranda gördüğümüz karakterlerle (futbolcuların, teknik direktörlerin) özdeşleştiriyoruz kendimizi, bazen de o maçın hikayesinde kaybolup gidiyoruz. Dünya üzerinde geçmişten günümüze yüzlerce ikon futbolcu gelip geçmiştir. Kimisinin tarzı, kiminin saçı, kiminin topa vuruşu, her birinin farklı özellikleri bizi kendisine hayran bırakmaya yetmiştir. Ligler, kupalar, turnuvalar, milli maçlar. Birçok farklı alanda birçok farklı hikâyeden söz ediyorum. Aslına bakarsan bir yana, futbolu sevmekten çok hikayelerini seviyoruz diyebilirim. Bir futbolcunun kariyerinde, hayatında yaşadıkları, bazen de bir takımın başka bir takım ile arasında olan hikayeler. Kavgalar, gürültüler, ölümler. Hayata dair her şeyi içerisinde barındırıyor desem yanlış olmazdı galiba. Bazen gol sevincinde tanımadığın bir insana sarılmak, bazen binlerce kişinin sevinç çığlıklarına şahit olmak. Futbolu yaşamak gerçekten bambaşka bir şey. Hayata bakış açınız ne olursa olsun, daima sevdiğiniz bir renk, tuttuğunuz bir takım olmalıdır. Hiç kimse takımı yenilmiş bir taraftarın üzüntüsünü mantıklı bulmaz, ama herkes bir takımın kazandığı zaman hep beraber sevinç çığlıkları atmak, birlikte zafer marşları söylemek, o heyecanı beraber yaşamak ister.

İşte bu yüzden futbol diyorum. Yaşanmışlıklar, hayaller, umutlar…

Birlik ve beraberliğe çok ihtiyacımız olduğunun farkındayız zaten. Bırakalım da 2 renk, 22 insan ve bir adet futbol topu birleştirsin bütün gönülleri.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Futbol gerçekten bitiyor mu?
0 (0)

Popüler kültürün ve sosyal medyanın yaygınlaşması insanların hayatına hız kattığını çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz. Özellikle Z kuşağı olarak tabir edilen nesil herhangi bir iş konusunda hızlı hareket etmeyi, herhangi biri işi olduğundan daha hızlı bir şekilde çözdüğünde hayatlarının kolaylaştığı düşüncesindeler. Peki ya futbolun 90 dakikasından sıkılan bir nesil hayal edin, oyun her ne kadar akıcı olsa da bunun bile daha hızlı olabileceğini düşündükleri için çoğu futbol izlemekten vazgeçmiş/futbol izlemeyi sıkıcı ve zaman kaybı olarak görüyor. Peki ya gelecekte futbolun biteceğini düşünebilir miyiz?

Futbolda yakın zamanda hatırladığımız en büyük “skandal” olarak nitelendirebileceğimiz ” Avrupa Süper Ligi” adlı proje bu konuda ele alabileceğimiz en güzel örneklerden. Günümüz büyük futbol organizasyonlarından bağımsız bir şekilde kurulması planlanan projenin içeriğinde kendine ait bazı değişikliklere gidilmesi de dikkat çekmişti, hatırlayacağımız üzere şu anda Real Madrid futbol kulübü başkanı Perez’in ortaya attığı iddialar dikkat çekiciydi, maçların toplam 60 dakika olmak üzere periyodlara ayrılmış şeklinde oynanması, sarı kart yiyen oyuncunun 5 dakikalığına oyundan atılması gibi futbol tarihine damga vuracak, futbol temelinde belirlenmiş olan bütün kuralları yıkıp geçebilecek şeytani bir proje olduğunu söyleyebiliriz. Hedefin tamamen Z kuşağını ve gelecek nesilleri futbol merakı uyandırması ve bu kültürün devam ettirilmesi amacı ile yapılmış olsa da ne yazık ki bütün bu planlar suya düştü. Futbol aşığı taraftarların büyük kulüplere tepki göstermesinin ardından birer birer bu projeden vazgeçip özür mesajı yayınlayan proje ortaklarının böyle bir işe kalkıştığına pişman olduğundan eminim. Üzgünüm beyler, futbol bildiğimiz ve sevdiğimiz futbol olmaya devam edecektir. Futbolu bitirmenize izin vermeyeceğiz.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Yaşayan Efsane: Alex de Souza
0 (0)

Hangi takımdan olursa olsun tüm futbolseverlerin canı gönülden sevdiği futbolcu olan Alex de Souzayı hep beraber tanıyalım.

Alex de Souza kimdir?

Alexsandro de Souza (Alex),14 Eylül 1977 tarihinde Brezilya’nın Curitiba şehrinde dünyaya geldi. 1995 yılında profesyonel futbol kariyerine Coritiba FC takımında başladı. 2 sezon forma giydiği Coritiba’da oldukça başarılı performans sergileyen Alex, forma giydiği 124 maçta 32 gol attı.

1997 yılında bir diğer Brezilya takımı olan Palmeiras’a transfer oldu. 5 sezon boyunca Palmeiras forması giyen Alex, göz dolduran performansı ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Palmeiras’ta 241 maçta 78 gol atan Alex, Avrupa kulüplerinin dikkatini üzerine çekti ve Copa Libertadores şampiyonluğu yaşadı. Aynı zamanda Palmeiras’taki performansıyla da Brezilya Milli Takımı’na da seçildi.

 

Ardından 2001-2002 sezonunda Flamengo’ya transfer oldu, ancak burada 12 maçta 3 gol atsa da istenilen performansı sergileyemedi ve ardından Parma’ya transfer oldu.

Avrupa’ya yabancılık çektiği düşünülen Alex, Parma’da başarılı bir performans gösteremedi ve ligin ilk yarısında yalnızca 5 maça çıktı. Ligin ikinci yarısında ise Cruzeiro’ya transfer oldu ve performansını yeniden yakaladı. Formda olduğu dönemde takımıyla başarıyı yakalayan Alex, 2004 yılındaki Copa America için takıma seçilmiş ve kupayı kazanmıştır. 121 maçta attığı 64 golle Avrupa kulüplerinin transfer listesinde yer almıştır.

2004’te Fenerbahçe’ye transfer olan Alex, Fenerbahçe adına çıktığı ilk maçta asist yaptı ve beğenildi. Ligin ikinci haftasında oynanan İstanbulspor maçında da 1 gol ve 1 asist kaydeden Alex, hem taraftarın hem de yönetimin beğenisini oldukça kazandı.

Fenerbahçe kariyeri boyunca forma giydiği 245 maçta 136 gol attı ve Fenerbahçe kulübünün efsane oyuncuları arasına girmeyi başardı. Fenerbahçe taraftarı, Alex’e olan sevgisini göstermek için İstanbul’un Kadıköy semtindeki Yoğurtçu Parkı’na heykelini dikti.

 

 

Fenerbahçe taraftarı, Alex’in maçlara yaptığı katkı ve kritik maçlardaki üstün performansını ifade etmek için “Bir Alex değil” sözünü ortaya çıkardı ve her futbolseverin kullandığı bir söz haline gelmiş oldu.

30 Eylül 2012 tarihinde oynanan Kasımpaşa maçında oyundan alındıktan sonra maçı yedek kulübesi yerine tribünden takip ettiği gerekçesiyle süresiz olarak kadro dışı bırakıldı.

1 Ekim 2012’de yapılan toplantının ardından Samandıra Tesisleri’nden ayrılarak kulüp binasına gitmiş ve sözleşmesi karşılıklı olarak fesh edilmiştir. Alex, Fenerbahçe’den ayrıldığını Twitter üzerinden attığı “Kontratımı sonlandırdım. Hayatımın en üzücü imzası oldu. Fenerbahçe, bir oyuncu kaybetti ama bir taraftar kazandı. Her şey için teşekkürler.” tweet ile bildirdi.

1 Ekim 2012 tarihinde Fenerbahçe’den ayrılan Alex de Souza, futbola başladığı ilk kulüp olan Coritiba FC’e geri döndü ve 2 yıllık anlaşma imzaladı. 7 Aralık 2014 tarihinde oynanan Bahia maçı ile aktif futbolculuk kariyerine son noktayı koymuştur. Alex dakika 88’de oyundan çıkarak yerini Keirrison’a bıraktı ve böylece futbol kariyeri bitmiş oldu.

28 Mart 2015 tarihinde Alex için Palmeiras ile Alex’in eskiden takım arkadaşlığını yapan isimler arasında bir jübile maçı düzenlendi. Maçı 2 gol 1 asistle tamamlayan Alex’in takımı Palmeiras karşısında 5-3 mağlup oldu.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!