Arama:
100 YIL SONRA HAYAT NASIL OLACAK?
0 (0)

Tahminlerin çoğu çevresel koşullardan etkilendi ve artan nüfus, alan kısıtlamalarıyla daha iyi başa çıkabilen ve azalan kaynaklarla daha iyi başa çıkabilen yapıların geliştirilmesine yol açtı.

Şehir alanı daha da sıkıştıkça, aşağıdakilerin yaratılmasıyla daha derine ineceğiz ve daha yüksek inşa edeceğiz:

  • Süper gökdelenler: karbon nanotüpler ve elmas nano iplikler, günümüzün gökdelenlerini gölgede bırakacak yüksek mega yapılar yaratmamıza yardımcı olacak
  • Toprak kazıyıcılar: tam inşa ettiğimiz gibi, biz de kazacağız – devasa yapılar 25 kat veya daha fazla derinlikte tünel açacak
  • Sualtı şehirleri: Suyun kendisini nefes alabilen atmosferler yaratmak için kullanarak ve süreç boyunca hidrojen yakıtı üreterek gerçeğe dönüşme olasılığı yüksektir.
  • Arabaların ve tatil evinin yerini alan kişisel uçan dronlar: Bazılarımız, gerçek bir ‘ev için tatiller için dünyanın dört bir yanındaki tüm evleri taşıyacak kadar güçlü’ drone katırları ‘ile araba kullanmak yerine kendi kişisel uçan dronlarımızla hava yollarında seyahat edeceğiz evden uzakta ‘tatil deneyimi

Teknoloji geliştikçe şunu göreceğiz:

  • Evlerin ve mobilyaların 3B baskısı: Yerel, geri dönüştürülebilir malzemelerden evler gibi büyük ölçekli yapıların tam kopyalarını basabileceğiz
  • Son derece esnek yaşam alanları ve akıllı duvarlar: Hareketli bölmeler, misafirleri alırken yatak odasını küçülttüğü ve oturma odasını büyüttüğü için esnek yaşam alanları, oda düzenlerini ve mobilyaları değiştirerek ihtiyaçlarımıza uyum sağlayacaktır. Akıllı LED oda yüzeyleri, duvarlar, zeminler ve tavanlar ruh halinize uyacak şekilde evinizi yeniden dekore etmeniz gerekmeyeceği anlamına gelir.
  • 3 boyutlu yazdırılmış Michelin yıldızlı yemekler: eğlence söz konusu olduğunda, artık yanlış tarifler veya pizza teslimatları olmayacak – bunun yerine, kişisel ihtiyaçlarımıza göre uyarlayacağımız ünlü şeflerin yemeklerini indireceğiz. Dakikalar içinde bir ziyafet veya favori pastayı 3B yazdırabileceğiz
  • Sanal toplantılar ve 3 günlük bir çalışma haftası: Çalışma hayatımız, toplantılara sanal olarak katılmamızı sağlayacak hologramların kullanımıyla dönüşecek ve iş arkadaşlarımızla aynı odadaymış gibi, rahatlığından ayrılmadan gerçekten etkileşimde bulunmamızı sağlayacak. Evlerimiz. Seyahat ederken ve toplantılara katılmakla kazanılan zamandan tasarruf, iyileştirilmiş zaman verimliliği sayesinde daha kısa bir çalışma haftası sağlayabilir
  • Evde medikal podlara adım atmak, gerçekten hasta olup olmadığınızı doğrulayacak, dijital bir teşhis sağlayarak ve gerekirse ilaç veya uzaktan bir cerrah tedarik edecek, yani ‘hasta çekmek’ geçmişte kaldı.
Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Uzay Nedir? Nasıl Bir Yerdir?
0 (0)

Uzay Nedir? Nasıl Bir Yerdir?

Bütün varlıkları her yandan kavrayan sonsuz boşluğa denir.

Çoğu insanın merak ettiği bir yerdir. Nasıl bir yer olduğu, neler olduğu ve uzayda yaşamın var olup olmadığı sürekli olarak merak edilen ve araştırılan bir konudur. Sadece bu zamanda değil çok eski çağlardan beri merak edilen bir soru olarak karşımıza çıkmaktadır. Eski çağlarda yaşayan insanlarda bu soruyu merak ederek ellerindeki imkanları kullanarak ya da çeşitli icatlar yaparak uzayı keşfetmeye çalışmışlardır. Yüzyıllardır yapılan araştırmalar ve teknolojinin gelişmesiyle insanlar uzayı keşfetmeye ve bu dünya da yalnız  olup olmadığımızı öğrenmeye çalışmışlardır günümüzde olduğu gibi.

İlk defa olarak 1957 yılında Ruslar uzaya bir suni peyk göndererek, insanoğluna feza çağının kapısını açmışlardır. «Sputnik U adlı bu aracı, 1958’de Amerikalıların «ExpIorer» adlı suni peyki takip etmiştir. Uzaya araçların gönderilmesi işi başarıldıktan sonra, araştırmalar ikinci hedefe yöneltilmiş, bu sefer yine Ruslar, 1961 yılında ilk defa içinde insan olan bir uzay aracını fırlatmışlardır. Bunu yine Amerikalıların ve sonradan Rusların diğer insanlı uzay denemeleri takip etmiştir.Çok kısa bir zamanda büyük ilerlemeler kaydedilen bu alanda, insanoğlu bugün Ay’a ayak basmıştır.

Uzay nasıl bir yerdir? Neler vardır?

Uzayda yer çekimi yoktur. Uzaydaki gök cisimleri arasında henüz tanımlanamayan düzenli ve uyumlu sistemler oluştururlar. Uzayda milyarlarca gök cismi bulunmaktadır. İçinde milyonlarca gök cismini bulunduran gök sistemlerine ise galaksi adı verilir. Güneş sisteminin ve gezegenimizin de dahil olduğu galaksinin adı Samanyolu galaksisi dir ve yaklaşık 200 milyar yıldızı içinde barındırır. Yıldızlar ise yoğun gazlardan oluşan çevresine ışık yayan bir gök cismi türüdür. Yıldızlar kendiliğinden ışık ve ısı yayarken, gezegenler Güneş’ten gelen enerjiyi yansıtırlar. Kendiliğinden ışık ve ısı üretemeyen bazı yıldızlar da vardır. Bu tür yıldızlara kuyruklu yıldız denir ve kaynaklarını Güneş’ten alırlar. Uzay’ın içinde başıboş gezen gök taşları da bulunur bunlara Meteor denir. Yörüngeleri olmadan dolaşırlar. Bahsedilen Uzay boşluğu mutlak değildir içerisinde az miktarda hidrojen bulunabilir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Toplumun Geleceği Aile
0 (0)

İnsanların en hassas ve en yıkılmaz sağlam yapısı olan aile üzerinde durmak istedim. Çünkü son yıllarda çok sayıda kişi bu olguyu başka bir tarafa bırakmıştır. Ailesine çoğu insan gerekli hassasiyeti göstermemektedir. Eşine şiddet uygulayan ülkemizde çok fazladır. Ailesine gerekli önemi gösteren çok az insan kalmıştır. Bundan dolayı aile üzerinde durmak istedim. Ailenin önemine değinip ailenin ne kadar önemli bir şey olduğunu bir kez daha öne çıkarmak istedim. Aile dediğimiz zaman anne, baba ve çocuktan oluşur. Anne ve babanın burada çocuklarına en önemli görevi olan topluma ışık tutmasına sağlamaktır. Geleceğini çok iyi şekilde tasarlamasını ve iyi bir hayat kurmasını istemektir. Bir birey yetişirken ilk eğitimi her zaman aileden alır. Aile çocuklarına doğruyu ve yanlışı ayırt etmesini sağlar. Çocuklarına ona göre davranır. Bir çocuğun kişiliği de bu şekilde oluşur. Aile ne kadar ilgi ve alaka gösterirse çocuğun çabuk kişilik kazanmasına imkan sağlar. Doğru ve yanlışı çabuk ayırt eder. Aile de iyi pişen çocuk topluma da sağlam bir birey olarak kazandırır. Bundan dolayı da çocukların yaşamında en güçlü etkiye sahip olan ailelere büyük görev düşmektedir. Çocukları sadece kendilerine değil topluma da bir birey kazandıracak gibi iyi bir şekilde yetiştirmeleri gerekmektedir. Aile çocuklarına hayata dair her şeyi uygulatıp gösteren ve o yaptıkları bir şeyi korkmadan çekinmeden yaptırmak çocuğun hayata dair cesaretlenmesine imkan sağlar. Bundan dolayı çocukların hayata dair tutunmasında ailenin önemi çok fazladır. Aile yeterince ilgi ve alaka göstermezse çocuk kendi ayaklarının üstünde durmaya küçük yaşta başlamasına neden olur. Buda çocuğun psikolojik olarak genç yaşta çökmesine neden olur. Ruh sağlığı bozulan birisinin karakter yapısının da bozulmasına neden olur. Bundan dolayı da çocuklarımıza yani ailemize gerekli önemi fazlasıyla göstermeliyiz. Çünkü topluma ışık tutabilen geleceğini iyi yönlendirebilen bireylerimiz olsun diye aile eğitimini çok iyi yapmalıdır.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Dün Geçmiş İse Yarın Gelecektir!
0 (0)

Dün, bugün, yarın, sahi zaman evrensel miydi? Herkese aynı mı akıyor yoksa bazen bazıları için olur olmadık yerde durabiliyor mu? Dün-bugün-yarın zaman gerçeğinin ayrılmaz üçlüsüydü. Dün olmadan bugün, bugün olmadan da yarın anlamsızlaşır. Dün, içinde bulunulan günden bir önceki gün. Bugün, içinde bulunduğumuz gün. Yarın, içinde bulunulan günden sonra gelecek olan ilk gün. Yani bunda ne var! Çocuk muyuz biz diyebilirsiniz. Zamana atfedilen özelliklerden daha fazlası olabiliyor ve hatta ve hatta daha fazlası. Ne yani, siz hiç geleceği hayal edip geçmişe özlem duymadınız mı? Çok heyecanlanıp bugünü unutup hemen yarın olsun istemediniz mi? Yaptığınız büyük bir hatadan pişman olduğunuzda keşke düne dönüp bu davranışı yapmasaydım demediniz mi? Evet nidalarını duyuyor gibiyim…
Zamanın değerini hep geç kaldığımızda anlıyor ve kendi kendimize hayıflanıyoruz. Unutmayalım ki bugünün yarınları, bir sonraki gün bizler için dün olacak. Harekete geçmek, adım atmak, dolu dolu yaşayabilmek için, içinde bulunduğumuz zamanın değerini bilmeliyiz. Bir gün yapıyor olduğumuz davranış ve tutumların yarın ve gelecekte karşımıza çıkacağını unutmamalıyız. Fiziki, psikolojik, yaş, aile yapısı vb. durumlar karar alma mekanizmasını etkiliyor olsa da bizler mantıklı düşünüp kararlarımızı hayallerimiz ve planlarımız doğrultusunda yönlendirmeliyiz. Konuşması kolay sen yapabiliyor musun diyecek olursanız, zorlanmıyor değilim. Ama her şeyin üstesinden azim ve kararlılıkla gelebileceğimi biliyorum. Hata yaptığımda ders çıkartıp yarınlara yansıtmıyor, dün yaptıklarımı da geçti nasıl olsa diye unutmaya çalışmıyorum.

Gençler! Düne saygı gösteriyor, bugünün tadını çıkartıyor, yarınlara da umutla bakıyorum… Unutmayın! Tarihini unutan milletler bile yok olmaya mahkum iken dününü unutan insanlar hayatta kalabilir mi? Şansları çok zor… Aynı şekilde geçmişte yaşamak da geleceği umursamamak oluyor, bunu da yapmayalım. Dünde yaşamaya başlarsak gelecek adına adım atmaz ve kendi adımıza kararlar alma noktasında problem yaşarız. Zamanın farkında olup değerini bilmeliyiz. Latin yazar Publilius Syrus’un da söylediği gibi ‘Bugün, dünün öğrencisidir.’ Değerini bilelim…

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!