Arama:
KÜLTÜR
0 (0)

Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir. Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır.

Kültür, insanı öteki yaratıklardan ayıran, dolayısıyla da yalnızca insana ver­gi olan bir özelliktir. En ilkel topluluklardan başlayarak en gelişmiş insan topluluklarına varıncaya kadar, bütün toplumların kendilerine göre birer kültürlerinin bulunduğu inkâr kabul etmez bir gerçektir. Ne var ki, toplumların hayat karşısın­daki tutum ve davranışları biribirinden farklı olduğu, yaşayışlarında, eğitim ve düşünce tarzlarında, yaratıcılıklarında biribirini tutmayan başkalıklar bulunduğu için, bu başkalıklar, kültürleri toplumdan topluma değişik ve çeşitli yapılarda kar­şımıza çıkarmıştır. Bir kültür için vazgeçilmez önem taşıyan öğeler, başka bir kül­tür için önemsiz sayılabilir. Toplumların ve dünyadaki milletlerin mozayik hâlin­deki farklı görünümleri de genellikle kültür yapılarındaki bu farklılıktan kaynaklanmaktadır.

Kültürü oluşturan öğeler, bir toplumun meydana gelişi ile sonradan oluş­maya başladığı ve yavaş yavaş dal budak salarak sosyal değerler hâline dönüş­tüğü için, bu gibi toplum türlerinde bunların bir ikisinin, söz gelişi din ve gelenek­lerin ağır bastığı, diğer öğelerin gelişme imkânı bulamayarak cılız kaldığı da gö­rülür. Bunlarda aynı toplumdan olma duygusu da bir bilince ulaşmış değildir. Mil­let safhasına erişmiş toplumlarda ise, kültürün öğeleri ve gelişmişlik açısından aralarında nitelik ve derece farkları bulunmasına rağmen, asgari bir ortaklık söz konusudur.

Kültür değerleri, ya o toplumu birleştirip bütünleştirmeye yetecek bir belirlilik kazanmıştır; yahut da bütün sosyal ihtiyaçlara cevap verebilecek bir ge­lişme ve zenginlik düzeyine ulaşmıştır. Kişi ve toplum olarak bu değerler benim­senmiş ve bilincine varılmıştır. Böylece, kültürün  özünü temsil eden ve “toplum bilinci” (millî şuur) diye adlandırılan ortak bir ruh oluşmuştur. Taşıdığı bu ana özellik ve bir toplumu millet hâline dönüştürmenin temel şartı olması dolayısıyla, kültürü, bir milleti öteki milletlerden ayıran yaşayış tarzı, o millete öz­gü, duygu ve düşünce birliğinin oluşturduğu ortak ruh olarak tanımlamak mümkündür.

Kültürü, kendisini oluşturan öğelerin, nitelikleri bakımından maddî kültür ve manevî kültür olarak iki gruba ayırıyoruz. Ev bark şekilleri, kullandıkları çe­şitli âlet ve eşyalar, giyim kuşam tarzları, yemek ve beslenme şekilleri gibi, top­lumların maddî yaşama düzeni ile ilgili olanlan maddî kültür; dil, tarih, gelenek ve görenek, hukuk, ahlâk  gibi yaşayışın manevî yönü ile ilgili olanları da mane­vî kültür içinde yer almaktadır.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Konya’nın Yöresel Yemekleri
0 (0)

Bugün siz değerli okurlarımıza kendi memleketim olan Konya’nın yöresel yemeklerini ve nasıl yapıldığını anlatacağım. Konya’mızın birbirinden çeşitli bir sürü yöresel yemekleri mevcuttur. Ama sizlere benimde çok severek yediğim üç yemek hakkında bilgi vereceğim.

Hadi fazla zaman kaybetmeden bu leziz yemeklerimize geçelim.

Etli Ekmek

Tarifi İçin Malzemeler;

Üzeri için;

  • 400 g yağlı dana kıyma
  • 1 soğan
  • 1 domates
  • 3-4 dal maydanoz
  • Tuz
  • Karabiber
  • Kırmızı pul biber

Hamuru için;

  • 500 g un
  • 1 çay kaşığı yaş maya
  • 350 g ılık su
  • 1 tatlı kaşığı tuz

Etli Ekmek Nasıl Yapılır;

  • Hamuru için, unu geniş bir yoğurma kabına alın. Ortasını açarak havuz yapın ve yaş maya, su, tuz ilave edin.
  • Tüm malzeme iyice özdeşleşinceye kadar yoğurun. Hamurun üzerini nemli bir bezle örterek 45-50 dakika dinlendirin.
  • İç harcı için kıymayı bir karıştırma kabına alın. Rendelediğiniz soğanı, küp doğradığınız domatesi ve ince kıydığınız maydanozu ekleyin. Tuz ve baharatlarla tatlandırıp karıştırın.
  • Mayalanan hamuru 8 eşit bezeye ayırın. Bezelerin üzerine un serperek bir merdane yardımı ile hazır yufka inceliğinde açın.
  • Üzerlerine kıymalı harçtan koyup, yağlı kâğıt serili fırın tepsisine yerleştirin.
  • Önceden ısıtılmış 250 derece fırında 8-10 dakika pişirin. Fırından alıp dikdörtgen parçalar elde edecek şekilde dilimleyin. Sıcak servis yapın.
  • Etli ekmeği, turp salatası ile birlikte servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.

Bamya Çorbası

Tarifi İçin Malzemeler;

  • 50 gr kuru bamya (100 gramlık paketlerde satılır)
  • 200 gr küçük doğranmış et
  • 3 su bardağı et suyu
  • 1 soğan
  • Ayçiçeği yağı
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 2 parça limon tuzu
  • Tuz

     Bamya Çorbası Nasıl Yapılır?

  • Kuru bamyaları avucunuzda ovalayarak küçük tüylerinden arındırın. Kaynar suya ekleyip yumuşayana kadar haşlayın.
  • Soğanın kabuğunu soyup kıyın. Ayçiçeği yağını tencerede ısıtıp soğanı kısık ateşte kavurun.
  • Salça, et ve et suyunu ilave edin. Su kaynadığında bamyaları ekleyin.
  • Tuzla tatlandırın. Limon tuzunu ilave edip 10 dakika daha pişirin. Bekletmeden servis yapın.

Höşmerim

Tarifi İçin Malzemeler:

  • 500 gr tuzsuz taze peynir (yağlı) veya lor peyniri
  • 2 yumurta sarısı
  • 1 su bardağı un
  • 15 gr tereyağı
  • 750 gr toz şeker

Üzeri için:

  • İri çekilmiş ceviz içi
  • Hindistan cevizi

Höşmerim Nasıl Yapılır?

  • Peynire yumurta sarılarını ekleyip tahta kaşıkla karıştırın. Karışımı bir tencereye alıp tereyağını ilave edin.
  • Azar azar un ekleyip tahta kaşıkla karıştırarak pişirin. Koyu kıvama geldiğinde şekeri ekleyip karıştırarak 10 dakika daha pişirin.
  • Höşmerimi servis tabağına alın. İri çekilmiş ceviz içi ya da hindistancevizi ile süsleyip servis yapın. Afiyet olsun.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Endonezya – Ma Nene
5 (1)

 

      Endonezya’nın Sulawesi Adasında Tana Toraja bölgesinde bulunan halk, her üç yılda bir Ma’nene adı verilen bir festival düzenliyorlar. Fakat festival bizim bildiğimiz festivallerden değil. Bu gelenek birkaç yüzyıldır devam ediyor.

Festivalin amacı ölülerine olan saygılarını göstermek için her üç yılda bir onları mezardan çıkarıp, en güzel elbiselerini giydiriyor, temizliyor, yıkıyor ve hayattayken kullandıkları aksesuarları takıyorlar. Bu şekilde ölen kişiler bozulmaması için bir çeşit mumyalanma işlemi görüyorlar.

Eğer ki ceset bozulmamış ve ayakta duracak kadar sağlam ise mutlaka onları ayakta sabitleyip fotoğrafta çektiriyorlar. Ayağa kalkamayacak olanları ise yine tabutundan çıkarıp temizleyip giydirip tekrar tabutuna koyuyor ve orada sergiliyorlar.

Toraja halkı ölümün bir son olmadığını düşünüyor hatta ölünce başka bir boyuta geçtiklerine inanıyorlar. Bu yüzden onlar için cenaze törenleri çok önemli. Hatta varığını yoğunu cenaze törenleri için kullanan insanlar var. Aynı zamanda bunun için ise yıllarca para biriktiriyorlar.

Ölen kişi mumyalanmış bir şekilde evde bekletiliyor. Her gün yemeği ve sigarası ikram ediliyor.

Biriktirilen paralar ise cenaze törenlerinde kesilecek olan domuz ve bufalolar için. Ne kadar çok domuz ve bufalo kesilirse ölen kişi o kadar rahat bir şekilde cennet yolunu bulacağına inanılıyor.

Ağıt yakılırken ise her mahalle kendine özgü olan geleneksel kıyafetlerini giyiyor ve cenaze evine doğru yürüyorlar.

Son olarak ise, dişi çıkmamış bebekler ağaca gömülüyor. Diğer kişiler de kayalıklara gömülüyor. Kayaların önünde ise ölen kişinin fotoğrafına bakılarak yontulmuş taotao heykelleri bulunmakta.

Endonezya çoğunlukla müslüman bir ülke olmasına rağmen Toraja halkı çoğunlukla Hristiyandır.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Tuzlu Kahve Hikayesi
0 (0)

 

 

Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var demişler, doğru demişler demesine ama peki her insan 40 yılı hak eder mi? Ya da her insan kahveyi hak eder mi? Bence bunu çok iyi seçmek gerekir. Kahveyi de kahveyi içeceğimiz kişiyi de iyi seçmek gerekir. Hatta kahvenin tadını bile. Peki, siz kahveyi nasıl tercih edenlerdensiniz?  Şekerli, orta şekerli, sadece ya da tuzlu? Tuzlu kahve nedir, neden kız istemeye gidilince damatlara tuzlu kahve ikram edilir?

Hepimiz biliyoruz ki eskiden kız çocukları, kadınlar günümüzde olduğu gibi ailelerine karşı rahat bir tavır sergileyemiyordu.  Erkek arkadaş kavramı eski zamanlarda yoktu çünkü zaman ve nesil farkı vardı. Osmanlı’da kız istemeye geldiklerinde, babaları kızlara bazen sorarmış bazen sormazmış gönül rızasını. Kadınlar ya sen bilirsin baba, ya da sen nasıl uygun görürsen baba derlermiş. Kahveler gelmeden, kahveler içilmeden söze başlanmaz yani kız istenmezmiş. Damat kahveyi içermiş ve eğer kahve tuzluysa, kadının onunla evlenmek istemediğini anlarmış. Hiç söze başlanmadan evden gidilirmiş. Bu durum istisna da olabilirmiş. Eğer damat isteyecekleri kadını çok seviyorsa tuzlu kahvenin tuzlu olduğunu kimseye belli etmeden içilir ve söze başlanırmış.

Günümüzde ise farklı bir boyuta gelmiş. Çünkü artık görücü usulü evlilik azalmış durumda. Yani kızlar babalarına rahatlıkla sevdiği ya da evlenmek istediği insanı anlatabiliyor ve gayet medeni bir şekilde tanıştırılabiliyorlar. Elbette ki istisna olan durumlar söz konusu ancak genelde medeni kararlar veriliyor. Artık sevdiği adama tuzlu kahve yapıyor kadınlar. Damatlarda o kahveyi içiyor.  Kahve tuzlu olsa da sevginin tadıyla bal olurmuş. Kahveyi yapan kişi çok seviliyorsa değil tuzlu kahve içmek, zehir olsa yine içilirmiş.  Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı varsa, tuzlu kahvenin kaç yıl hatırı vardır? Tuzlu kahve için 40 yıl değil ömür yine verilir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Farklı Bir Ülke: Çin
0 (0)

Çin denilince aklınıza ne geliyor? Koronavirüs  dediğinizi duyar gibiyim ama ben bunlar hakkında değil Çin’in değişik kültürü hakkında konuşmak istiyorum. En ilginç yerlerden biri hepimiz dikkatini çeken  hayvanlı takvimlerini, ilginç kıyafetlerini ve sıkışık trafiğini biliyoruz ancak Çin de bundan çok daha fazlası olduğunu söylemek mümkün. Dört Çince de ölüm kelimesiyle telaffuz edildiği için asansörlerde 4 numara bulunmamaktadır. Geleneksel Çin tıbbında tükürük yutmanın insan sağlığına zararlı olduğu düşünüldüğü için tükürüklerini dışarı atam insanları görmemiz imkansız değil bizim ülkemizde de sıkça karşılaştığımız bir durum zaten. Aynı zaman da Çinliler dünya ortalamasında boy olarak en kısa olarak bilinir. Bunun nedenini yüz yıllar süren yoksulluk  kaynaklı  tek yönlü beslenme olduğu düşünüyor.

Çin gerçekten sıra dışı bir ülke hem kalabalık olmaları hem de Avrupa’dan uzak bir coğrafyada yaşamalarından dolayı dışarıdan hiç etkilenmeden, kendi içlerinde çok farklı yaşam tarzların geliştirmişler. Çinliler için en önemli şeylerden biri de uykudur. Bu nedenle günün her anında aklınıza bile gelmeyecek yerlerde insanların uyuyor olarak görmeniz mümkün. Yıllar sayı yerine hayvan isimleriyle adlandırılıyor. Örneğin 1991 ya da 2003 gibi yıllarda doğduysanız koyun, 1992 ya da 2004 yılında doğduysanız da maymun senesine denk gelmiş oluyorsunuz. Çin takvimi anne karnında doğacak çocuğun cinsiyetinin belirlemek içinde kullanılıyor ve ilginçtir ki yüzde 90 doğruluk payı vardır.  Lüks bir lokantada sakın bahşiş bırakmaya kalkmayın bu onlar için bir hakaret olarak algılanmaktadır.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!