Arama:
Mental Canavar Olmak
0 (0)

Hayatımız ne kadar güzel olursa olsun, işler ne kadar iyi giderse gitsin bir yerde beynimizi veya kalbimizi tırmalayan birtakım sorunlar ile mutlaka karşılaşmışızdır. Bu durumlarda işlerin ne kadar düzgün gittiğinin bir önemi yok, sonuçta yolda yürürken ayağımız taşa takıldığı zaman yürüdüğümüz yolu değil, ayağımızın takıldığı yeri hatırlarız. İşlerin düzgün ve yolunda ilerlemesi bir yana bazen tepetaklak bir halde buluruz kendimizi. Bu zamanlarda işler düzgün giderken karşılaştığımız sorunlardan kaçmak gibi bir çabanın içine gireriz. Fakat kötü bir durumda iken kaçacak yerimiz kalmaz ve sorunlar ile birebir yüzleşmek zorunda kalırız. Bu bağlamda kaçmayıp karşı koymak elbette bizim mental sağlığımıza pozitif şeyler katacaktır. Bundan sonra kötü giden işlere karşı daha sağlam, daha güçlü bir duruş sergileyeceğiz.

Sürekli futboldan bahsettiğim doğrudur. Her işin ucu nasıl olur da futbola dokunabilir diye sormadan edemediğinizi tahmin edebiliyorum. Bu tür konuların en temeli insan olduğu için diyerek başlamak isterim. Sosyolojik bütün konuların temeli toplumlardan oluştuğu gibi, belirli kavramları açıklayabilmek için insanları temel almalıyız. Şimdi de bir diğer konumuz olan kişisel gelişimin bireysel bağlamını inceleyelim. Özellikle başarılı insanların hikayeleri günümüzde pek çok filme ve kitaba konu olmuştur. “Kişisel gelişim” başlığı altında binlerce farklı insanın türlü türlü sorunların arasından sıyrılarak başarılı olduğu konuları ve bunu nasıl başardıklarını anlatmaktadır. Fakat çerçeveyi ele alıp baktığımız zaman aslında ortak nokta, hepsinin birer mental canavar olmasından kaynaklanıyor.

Bugünün dünyasında başarılı insanlara baktığımızda mutlaka ve mutlaka birtakım zorluklar ile mücadele etmiş ve geldiği noktanın öneminin farkında olan insanlardır. İnsan diyorum sonuçta bizlerden farkı ne? Bizler de birer insan değil miyiz? Başarılı olan insanlardan farkımız ne? Farkındalık oluşturmak için illa bir kıvılcım mı gerekiyor? Hepimiz hayal ettiğimiz noktalara erişebiliriz. Ufak bir hatırlatma, bir zamanlar Fransa sokaklarına çöp toplayıp park de prince’de futbol oynamanın hayalini kuran bir çocuk, 2018 yılında elinde dünya kupası ile stadyumu selamladı.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
SOSYAL STATÜ NEDİR?
0 (0)

Statü insanlara toplum tarafından yüklenmiş bir görevdir. Bu statüyü hakkını vererek yürütenler olduğu gibi statünün gereklerini yerine getirmeyip su istimal edip altında ezilenler de olur.

Toplumda değişik makamlar vardır. Bu makamlara kaliteli insanlar güç katarken, kendini iyi yetiştirmemiş insanlar o statüden güç alırlar. Yani koltuğa değer katan insanlar olduğu gibi, koltuktan değer alan insanlar olur.

Statü toplumsallaşan insanlar da doğal olarak oluşmuştur. Çünkü bireyler kendi aralarındaki etkileşimi ister istemez gösterme durumundadır. Buna örnek olarak gösterebileceğim en yakın statü ailedir. Kast sistemi ise bana göre statü ile bağlantılı değildir. Çünkü kast sistemi bulunan toplum sadece kendi kastı içindeki bireylerle bağlantı kurmayı tercih eder.

Statü mevkileşme ile ilişkilidir. Toplumun genel kabulüne göre yüksek bir mevki sahibi olmak saygınlık ve değer göstergesidir. Kendini kanıtlamış diye bakılır. Evet, mesleğinde başarısını, bilgisini kanıtlamıştır. Ama insanlık meslekle doğru orantılı gelişmiyor. Okullar da davranış ve ahlak eğitimi hususi verilmiyor malumumuz üzere. O vakit kişiye kalmış bu alanda aile terbiyesi ve kişisel gelişim ne derece geliştiyse. Esasında bu alanda yani davranış eğitimi veren kurum ya da sisteme günümüze değin rastlamamışsınızdır. Özel eğitim olarak görülür. Karışılmaması gereken kısım gibi.

Oysa bu da çok büyük bir yanılgı, çünkü birey toplumda yaşıyor ve toplumla münasebet içindeyse davranış eğitimi ile aile dışında eğitim kurumun bizatihi ilgilenmesi gerekir. Aile bu konuda yetersiz olabilir, atalardan gelen yanlış gelenek göreneklere ve inançlara da sahip olabilir, bu sebeple genel geçer bir eğitim sisteminden geçmesi en azından toplumsal yaşama alanlarına yönelik sosyal bir insan boyutunu görmelidir eğitimi.. Esas konuya da gelirsek makam mevki işlerinde adam sınıfına girmek, itibar sahibi olmak, işlerini ve sosyal hayatını Nasreddin hoca deyimi ile kürkü ile yürütecek insani vasıfları zayıf kişiler için biçilmiş kaftan diye biliriz. Ama insanlık olmadan yaşayamayanlar için de olmazsa olmaz koltuk sevdası değil manevi yüceliktir.

Ne güzel de demiş atalarımız azıcık aşım kaygısız başım..

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Neyi Bekliyorsun
0 (0)

Dünyaya ilk gözümüzü açtığımız andan itibaren birilerinin bize bakması gerçeğiyle atılıyoruz hayata. İlk önce bebekken anne babamız, ailemiz bakıyor. Büyüyoruz, büyüyoruz ve sonra okulda öğretmenler bakıyor. Peki biz kendi kendimize bakmayı, yetinebilmeyi ne zaman öğreniyoruz ya da acaba kendi kendimize yetinebilmeyi öğrenecek miyiz? Hayata hep beklenti ile bakıyor ve bekliyoruz aslında. Biri bize baksın, bizi sevsin, düşünsün, bizimle ilgilensin istiyoruz hep. Peki biz kendimizi tanımak sevmek için neyi bekliyoruz… Hayatın boyunca değerli kalmaya çalış. Hani sürekli bu böyle olsaydı ya da şöyle olsaydı dünya daha güzel bir yer olurdu diyorsun ya, dünyada görmek istediğin değişimlerin bir parçası da sen ol. Hayatını iyi, güzel eğlenceli geçirmek istiyorsan, en başta kendini sevmen, tanıman, keşfetmen ve bunları sevmekten geçer. Sen olayları nasıl değerlendirirsen hayatın öyle geçer. Hayatını daha güzel yaşamak için kendi kendine yetinebilmeyi, sakin kalmayı başarabilmeli misin. Kendinden başka kimseden bir şey bekleme. Çünkü insanlar dediklerini, yaptıklarını, sevinçlerini unuturlar. Bu yüzden senden başka kimse seni çok sevmez, değer veremez, anlayamaz. Kendini çok sev, Daha neyi bekliyorsun. Sen evet sana diyorum, bunları okurken düşünmeni istiyorum. Kendinle ne zaman başbaşa kaldın ya da vakit ayırdın. Ne zaman tek başına yemek yedin alışverişe çıktın. Ya da tek başına oturup, kahve içip kitabını okudun. Kendinle yalnız kalmayı başarabiliyor musun, ya da bundan kaçıyor musun hep. Aslında böyle kendimizi tanımaya başlıyoruz. Yalnız kalarak kendinle başbaşa kaldığında mutlu musun, sevinçli misin yoksa gözün seni mutlu edecek birini mi birilerini mi arıyor, elinden tutup sana yön verecek birilerini mi… Seni sen yapacak şey kendini tanımak, kendinin farkında olmak eğer bunu başarabilirsen hayata karşı hiçbir konuda yalnız hissetmez tam tersine kendi kendine yetinebildiğin, vakit geçirebildiğin için gurur duyarsın. Hayatında ki hiç kimse ömrünün sonuna kadar seninle devam etmeyecek, senin yanında kalmayacak, seninle sonuna kadar kalacak tek insan sensin, Durum böyleyken kendini sevmek, tanımak, keşfetmek için neyi bekliyorsun.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
İnsanlar neden genç olmak ister?
0 (0)

Herkese genç olmak ister misiniz ya da gençliğinize dönmek ister misiniz diye sorsanız çoğu insan  evet der. Çünkü genç olmak hayatta yapmak istediğini yapabilmektir.

Çocuklar biran önce büyüyüp genç olmak isterler çünkü büyüdüğün ve bir genç olduğunda kendi kararlarını alabilmek, istediğin şeyleri yapabilmek ve kendi düzenini kurabilmektir. Olgun insanlara ya da yaş almış insanlara sorduğumuzda neden genç olmak istediklerini; içlerinde kalan yapmak istedikleri şeyleri yapmak  istedikleri için, yaptıkları hataları düzelmek  ya da yediden o hayatı yaşamak için genç olmak istemektedir. Çünkü hayatın tadı, heyecanı ve zevki gençken daha iyi yaşanır.

Genç olmak demek özgürlük olmak demektir. Yapmak istediğini yapabilmek demektir. Genç olmak adaletsizliğe karşı adaletli olmak, sessizleri sesi olmak, yapılan yanlışları görebilmek, bir şeyleri değiştirme gücüne sahip olmak, yeniliğe açık olmak ve çağ başlatıp yeni bir çağ açmak demektir.

Kimileri beden genç olmak ister kimileri ise ruhen. İçimizde  ve dışımızda yaşadığımız durumlar bize bu duyguyu yaşamak isteğimizi güçlendir. Bazı durumlarda sorunlarla başa çıkmak gençken daha kolaydır. Düştüğümüzde ayağa kalmak ve yaşadığımız psikolojik sorunlardan sıyrılmak, insanlarla daha kolay anlaşabilmek ve ortama  ayak uydurmak, bedenen  kaldıramadığımız şeyleri kaldırabilmek ve en önemlisi de hayatı yaşadığımızı hissetmek gençken duyduğumuz  sevgi, aşk, güven, dostluk ve heyecanı dibine kadar yaşadığımız zamandır genlik.

Zaman geçtikçe gençliğe duyduğumuz özlem giderek artar. Çünkü yaş aldıkça inanlara olan güvenimiz, umudumuz, inancımız azalır. Bedenimiz o eski enerjisini kaybeder. Sorumluluklarımız artar, önceliklerimiz değişir ve yıpranırız. Hayatımızın o eski güzel günleri kaybolur. Anı anları yakalamak için insanlar geçmişe dönmek , genç olmak isterler. Bazı insanlar o içindeki gençliği kaybetmezler ama bedenleri yapmak istedikleri şeylere artık müsade etmez.Ya da tekrar o içindeki gücü bulmak için insanlar genç olmak ve genç kalmak isterler.

Çünkü genç olmak hayata karşı dik durabilmek demektir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Savunma Sporu Judo
0 (0)

Merhabalar 1998 Aralık ayı doğumluyum 2005 yılında ailemin spora teşvik amacıyla bir spora başlamama istemeleri üzerine küçük yaşta spor ile tanıştım. Ailem daha çok haftasonları ablam ile minderde ter atabileceğim , aktivite, kötü alışkanlıklardan korunmak için bir spora yazdırmak istiyordu. Ben daha çok vurdulu kırdılı mesela teakvando, wushu, aikodo taarruz amaçlı gibi bir spor tercih etmek isterken ailem savunma amaçlı bir spor tercih etmek istiyordu iyikide judoyu tercih etmişler. En sonunda ailemin kararı ile judo ile tanıştım yaklaşık 8 yıl judo yaptım birçok kez kolumu bacağımı köprücük kemiğimi kırdım çok emek verdim bu süre boyunca güzel arkadaşlıklar edindim. birçok kez il dışına müsabakalara gittim. Samsun, mersin, aydın, Çanakkale, Trabzon, karaman, konya, ankara gibi birçok büyükşehirde görev aldım. Çok anı biriktirdim. Aksarayımızı temsil ettim birçok şampiyonluklar elde ettim birincilik, ikincilik, üçüncülük aldım. Takım kupası aldık vs.. gittiğim müsabakaların hepsinde tabiki ilk 3 e girmedim çoğundan elimin boş döndüğü de oldu. Ama her elimin boş geldiğimde birdahi müsabaka için çok çalıştım çok ter döktüm. Müsabakalarda kilona göre belli kategorilerde yarışıyoruz. Kendimden kilolo insanlarla müsabaka yapmamak için çok diyet yaptım çok kilo verdim.Ama çok şükür her müsabakama istediğim kiloda çıktığım için çok mutlu oluyordum.Daha sonra ben  iş hayatına atılınca 2013 yılında judoyu bırakmak zorunda kaldım keşke bırakmasaydım ama mecbur kalmıştım kısacası konuya gelmek istiyorum eğer bir spor yapmak istiyorsanız judoyu tercih etmelisiniz. Judodan da kısaca bahsedip konuyu kapatmak istiyorum. Bir dövüş sporundan çok dövüş sanatı olarak rakibi savunma üzerinden etkisiz hale getiren öğretiye judo denmektedir. Kelime anlamı olarak da zaten nezaket yolu anlamına gelmesi judonun felsefesini ortaya çıkarıyor. Sağladığı öğretilerin dayandığı temel bir saldırıdan çok, sanat olarak algılanmasına olanak vermektedir. Judonun sanat olarak bilmesindeki en önemli unsurlardan biri, yapılan müsabakalarda rakibe herhangi bir tekme ya da yumruk saldırısı gerçekleştirilmemesidir.

Buradaki temel amaç rakibin boğularak, sıkarak domine etmek suretiyle yumuşak mindere serilmesidir. Judo sporunu yaparken fiziksel etkinin ötesinde zihinsel bir öğreti devreye girer. Bu öğreti içerisinde rakibin daha güçsüz olduğu ve birazdan yere seyredeceği hissi yaratılır.

Peki Judo Nasıl Yapılır ?

Judo 8 ya da 10 metre kare biçimindeki alan çerçevesinde yapılır. 3 veya 4 metre karelik koruyucu döşemeler üzerinden zeminin kaplanması büyük öneme sahiptir. Daha çok giysiler üzerinden yapılan temas ile gerçekleştiği için, dayanıklı bir pantolon ile önü açık beyaz ceket giyilir.Farklı anlamlara gelen kuşaklar bel bölgesine sarılır. Buradaki temel amaç rakibe üstünlük sağlamak olduğu için omuz ve bel kısmından rakibi kavramak suretiyle yere düşürülmeye çalışılır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!