Arama:
Sağlıklı Evliliğin Sırrı ‘Saygı’
5 (1)

 

Evlilik; kişilerin birbirinden bağımsız olarak sürdürdükleri hayatlarını ortak bir paydada buluşturdukları resmi bir müessesedir. Tarihin hangi satırına göz gezdirirsek gezdirelim kendimizi bulacağımız tonlarca hikayeye rastlayabiliriz. Yani bir imzaya dayanmaz temelleri. Dizilerde gördüğümüz gibi çoğu zaman sadece romantik değildir gerçek hayatta. Acısı, kederi, varlığı, yokluğu, zorlukları ve zorluklara karşı savaşmayı da beraberinde getirir.  ‘EVET’ denildikten sonra içi boş bırakılmaz. Nasıl bir yemeği hazırlamak için belirli aşamalardan geçersin de sonunda ortaya enfes bir yemek çıkar ya, aynı şekilde bir evliliği yürütebilmek için de belli başlı aşamalar ve sorumluluklar da söz konusudur. Şimdi sizlere 50 yılı aşkın süredir evli olan ve aşklarından bir şey kaybetmemiş çiftle yapmış olduğum röportajı aktaracağım. Korona virüsün hayatımıza girmesiyle evliliklerin de sıkıntılar yaşayan birçok bireyi televizyonlarda yer alan haberlerden görüyoruz. Değişen hayat pratikleri ile şekillenen ilişkileri hala ilk günkü gibi taze ve saygı dolu… Kısaca çiftimizi tanıyalım. Fadime ve İsmail Şen çifti, 50 yılı aşkın süredir evli olup beş tane de çocukları vardır. Daha çocuk yaşta evlenen çifte sorularımızı yöneltmeden önce gençlere önemli bir nasihat da bulundular; ‘Gençler, evlilik sadece gönlü hoş etmek değildir. Evlilik, ruhu hoş etmektir. Önce kendinizi sonra karşınızdaki insanı dinleyin. Bazen her ‘Tamam’ tamam olmayabilir. Sevgiyle her şeyin üstesinden gelemeyebilirsiniz belki ama anlayış ve saygı her kapıyı açan bir anahtardır.’

 

 

Gizem: Evlilikte sağlıklı bir ilişki nasıl inşa edilir?

İsmail şen: Evliliğin temelinde sevgi ve saygı var olmalıdır. Güven ise evliliğin en önemli saç ayaklarından biridir. Karıma her zaman bir kuş gibi yaklaştım. Sevdim ve güvendim. Oda benim güvenimi boşa çıkarmadı.

Fadime Şen: Küçük yaşta evlendiğim için ilk başlarda oyun gibi geliyordu sonrasında fark ettim ki güvensiz evlilik olmuyor. Her tartışmamız mutlu sonla bitmemiş olsa da saygılı olmaya özen gösterdim.

Gizem: Eşler birbirlerinden neden soğuyor?

İsmail Şen: Hoşgörü sahibi olmadıkları için. Birlikte vakit geçirmedikleri için. Herkesin elinde bir telefon var şu devirde. Yüz yüze konuşmalar, sohbetler ve paylaşacak konuları kalmıyor. Kendilerine ait özel alanları yok.

Fadime Şen: Sevgi, saygı kalmadı artık. Eşim benden bir şey istesin diye gözünün içine bakardım, şimdi gözünün içine bakmak yerine telefonlara bakılıyor.

Gizem: Evliliğinizi yürütemediğinizi düşündüğünüz bir an oldu mu?

İsmail Şen: Evet oldu. maddi sıkıntılardan kaynaklıydı bu durum. Ülke dışına çıkmıştım ve çocuklarım eşimle Türkiye’de kalmıştı. Yetersiz olduğumu düşündüm ama sevgimle alakalı bir durum değildi. Evliliğin kolay bir şey olduğunu söyleyemem fedakarlık gerektiriyor. Ama şükürler olsun karşılıklı saygı ile her şeyin üstesinden geldik.

Fadime Şen: Hayır olmadı.

Gizem: Korona Virüs yüzünden birçok evlilik de problemler olduğu psikologlar tarafından açıklandı sizde bu durumun yansıması oldu mu?

İsmail Şen: Yaşlı olduğumuz için yaptığımız şeyler de kısıtlı hale geliyor. Kahvehaneler kapatıldı daha çok evde kalmaya başladım. Ebeyle dedenin kavgasından ne olacak sanki. Yemeğin tuzu az, televizyonun sesini kıs diye tartışmış oluyoruz en fazla.

Fadime Şen: Şimdiki nesil sürekli dışarıda. Eskiden gezmek tozmak çok olmazdı. Hep evin içerisinde olduğumuz için alışkınız bu duruma. Eşimin de söylediği gibi her zamanki kavgalarımız devam ediyor. Ama evliliğin tuzu biberi bunlar da.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Mutluluğa İnanma Duygunu Diri Tut
0 (0)

 

Günümüz hastalıkları başında yer alan kavram  ‘Güvensizlik’. İnsanlara güvensizlik, kendine güvensizlik, mutluluğa güvensizlik… Teknolojinin ilerlemesi ve sözüm ona iletişimin mekan tanımazlığı belki de bizi bu duruma yönlendirdi belki de toplumsal normların alaşağı olması ile hayatımızın büyük korkuları haline geldi. Dışarıya çıktığımızı varsayalım, insanlarla konuşmaya yardım istemeye çalıştığımızda donuk ve kuşkucu tavırlarla karşı karşıya kalmamız çok olağan. Çünkü hayat 20-30 yıl öncesi kadar masum ve duru değil. Her alanda manipülasyon ve kötü niyete maruz kaldığımız gerçeğini değiştirmek istesek de yapamıyoruz. Peki, bu durum bizlere neler getirdi neler götürdü?

Sosyal mecraların ortaya çıkışı, adı üzerinde sosyalliği arttırmış olsa da kişileri yalnızlaştırdı. Nasıl mı oldu? Şöyle ki, kişiler arası mekana bağlı iletişim sıfıra indi. Özlediğimiz arkadaşlarımızın yüzünü görmek için günlerce, haftalarca beklememize gerek kalmadan (face time) görüntülü konuşma uygulamaları dakikalar almadan iletişime geçebiliyor hale geldik. Sohbetler samimiyetsiz olmaya başladı, arkadaşlıkların ruhu öldü. Aynı şekilde sosyal ağlar üzerinde vakit geçiren bireylerin kendilerine ait özgüvenleri de yok oldu. Kendi sosyal mecralarında paylaşmış oldukları benlikler, yapay ve karşı tarafa ihtişamlı görünme amacıyla doldu taştı. Her bilgi ve her kişiye ulaşımın kolaylaşması ile insanlar doyumsuzlaşmaya ve memnuniyetsizleşmeye meyil eder oldular. Ama unutmamalıyız ki inanmak başarmanın yarısıdır. İnsanlara, kendine ve mutluluğa inanacaksın ki yaşam standartların da yükselsin. Ne yani Gizem, ben bunları yapmazsam mutlu olamaz mıyım da diyebilirsiniz. Haklılık payınız çok büyük. Fakat hayatınıza güvensiz ve inancız devam ederseniz mutlu olamayacağınızı hepimiz biliyoruz. İstisnalar kaideyi bozmaz tabii ki.

Sağlıklı iletişim kurmak için sosyal mecralara yönelmek yerine çevremize bakmalıyız. Dokunarak, hissederek, güvenimizin temellerini oluşturmalıyız. Sanal mecralar yerine, farkına vararak yaşamalıyız. Teknolojinin nimetlerini kendimizi geliştirmek için kullanmalıyız. Hayatımızın odak noktası yapmadan farkında olup gerçeklik payını ölçmeliyiz. Mutluluğumuzu ikinci plana atmadan yaşamımızı sürdürmeliyiz. Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullamadan ilerlemeliyiz. Çünkü mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer. Nehir ise asla durmaz.  Dayatılan ne olursa olsun, farkında olmalıyız.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!