Arama:
Haber ve Söylemi Kültürel Açıdan Ele Almak
0 (0)

Gazetecilik boyutunda bakacak olursak bizlerin söylemleri en az bir devlet başkanı kadar önemlidir. Bizler toplumun işiten kulağı, gören gözü, konuşan ağzıyız. Dilimizin herkes tarafından kolayca anlaşılması ve kendi taraf ve ideolojimizi halkı manipüle etmeden vermeliyiz. Gazeteci haberini yazarken kullandığı dil evde eşi ile ya da çocukları ile kullandığı dilden farklı olmalıdır. Dilde hangi kelimeyi kullandığınız kadar neyi nasıl söylediğinizde bir o kadar önemlidir. Sert ve keskin konuşmak tabiri yerinde ise sivri dilli olmak bizlere bir şey kazandırmayacağı gibi bizden de pek çok şeyi alıp götürür. Ama tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. Yaşadığımız durum ne olursa olsun kendini iyi ifade etmek doğru söylemlerde bulunmak her zaman en doğru olandır. Medyanın kendine özgü kuralları vardır. Kendisi için ihtiyaç duyduğu şeyler üretir. Zaman zaman şöhretler, ikonlar, son dönemde fenomenler gibi. Bunlar aslında medyanın kendi içeriklerini güncellemesi bakımından ihtiyaç duyduğu şeylerdir. Medya kadına, çocuğa, siyasete, kültüre yer verir; dine de yer verir. Ve dine yer verirken de mutlaka kendi dilini ona dayatır. Dolayısıyla o dönüşme sürecini tanımlamak için medyatik din kavramına ihtiyaç duyuyoruz. Yoksa medyatik din diye bir şey zaten söz konusu olamaz. Ama medyanın kuralları çerçevesinden oluşmuş bir dinsel söylem söz konusuysa o zaman medyatik din diye bir şeyin varlığından söz edebiliriz.

KÜLTÜR VE KÜLTÜR BOYUTUNDAN BAKACAK OLURSAK;

Kültür, toplum, insanoğlu, eğitim süreci ve kültürel muhteva gibi değişkenlerin ve bunlar arasındaki karmaşık ilişkilerin bir işlevidir. Kültür, bir milletin asırlar boyunca oluşturduğu yaşam tarzlarının kodlarını içine alan hafıza gibidir. Kültür, milletin yüzyıllar boyunca ilgi, algı, tutum ve davranışlarla tezahür eden yaşam biçimi, maddi ve manevi değerler toplamı olup nesilden nesille bir miras olarak aktarıla gelmiştir. Tarihi, sanatı, edebiyatı, düğünleri, bayramları, şiirleri, şarkıları, türküleri… ait olduğu milletin dilinden, gelenek ve göreneklerinden izler taşır. Bütün bunlar o yaşam tarzının göstergesi olarak kültürün birer unsuru olarak düşünülebilir. Ağıtlarla, ninnilerle, türkülerle… Biz ‘biz’ oluyoruz. Kültür, bir milletin asırlar boyu yaşanmışlıklarının damıtılmış bir özetidir. Kültür, yeme, içme, giyim-kuşam, eğlence, iletişim biçimi, sevgi, saygı, inanç… gibi hayatın her safhasında insanı kuşatan duygu ve düşüncenin yaşama yansıyan hâlidir. Tüm duygu ve düşünceler, dilin imkânlarının kullanılabilmesiyle başkalarıyla paylaşılır, görünür kılınır, kabul görüp yaygınlık kazanır. Mehmet Kaplan’ın buna uygun bir sözü ile açıklayacak olursam “kültür, bir topluluğu, bir cemiyeti, bir milleti millet yapan ve onu diğer milletlerden farklı kılan hayat tezahürlerinin tümüdür” der. Hayat tezahürleri, her milletin kendi özüne ait olan ve bu özü yansıtan millî ve manevi değerlerdir. Bir toplumu tanımak istiyorsak neleri izlediğine neleri konuştuğuna bakmalıyız. Bizim toplumumuzda dini inanç temeli dünya ya geldiğimiz anda inşa edilmeye başlıyor. Böyle bir toplumda yetişen bireyler ‘inşallah, maşallah’ gibi kelimeler dillerinde oluyor. Hatta düşünün yeni doğduğumuz anda bizi görenlerin ilk söz ‘maşallah’ oluyor. J Dil bir ağaçsa kültür de o ağacın köküdür. Kökü olmayan ağaç bırakın ürün vermeyi, kendisini kurumaktan kurtaramaz, yok olur, gider. Kökün ağacı canlı tuttuğu gibi kültür de dili canlı tutar. Dil de kültürden aldıklarıyla çiçek açar; tadına doyulmaz ürünler verir. Konusunu tarihten, sosyal yaşamdan alan edebî nitelikli hikâyeler, romanlar bu ürünlerin ilk akla gelen örneklerindendir. Gazetecilik dilinin gelişmesinde ilk gazete olan Takvim-i Vekay-i aslında bu bir haber kağıdı ama içeriğinde kullanılan dil o zaman ki hükümetin yapıp ettikleri hakkında bilgileri veriyordu. O zaman ki toplum yapısına bakacak olursak ve günümüz dünyası ile karşılaştıracak olursak Osmanlı Türkçesiyle yazılmış içinde Arapça kelimeleri bolca barından bir içerik. Ve hükümetin elinde olduğu için özgür ifade konusunda düşündürücüdür.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Yavaş Gazetecilik
0 (0)

Geçmişte Reuters, the Guardian gibi kurumlarda muhabirlik yapmış ve halen İngiltere’de gazetecilik akademisyeni olan Susan Greenberg 2007’de “yavaş gazetecilik”diye bir kavram atmıştı ortaya. Greenberg, açıkça haber üretiminde harcanan daha uzun zamanın daha kaliteli, daha iyi araştırılmış ve etik standartları ihlal etmeyen işlere olanak tanıdığını savunuyordu. Aynı hamburger-patatesten oluşan hızlı (kötü ve pis) yemekle, bizim mutfakta saatler harcayarak hazırladığı yavaş (temiz-iyi-makul) yemek arasındaki fark gibi… Bilen bilir, gazetecilik dilinde haber merkezlerine de “mutfak” denir zaten. Kaynak: https://www.evrensel.net/yazi/72348/yavas-gazetecilik

Hızlı yemek gibi, hızlı haber de güvenilmez, anlık, besleyiciliği tartışmalı ve sonuçta bünyeye zararlı olabilecek bir şey. Dünya üzerinde olmakta olan olayların çok hızlı, çok tek taraflı, çok üstü kapalı, detaylandırılmadan, çok az sayıda kaynağa dayandırılarak kamusal alana yayılması hız çağının gereğiymiş gibi sunuluyor. Oysa her gün çok sayıda doğrulanmamış, yeterince araştırılmamış haberin kamusal alana yayılması ciddi sorunlar yaratıyor. Gerçeklerin üstü hızla kapatılıyor, insanlar olmakta olan olaylara ilişkin doğru bilgi edinemiyor, eksik ve yanlı habercilik nedeniyle pek çok mağdur, bir kez de gazeteciler tarafından mağdur ediliyor. Bunu bilerek yapanlar var, bilmeden, tembellikten ya da rekabetten dolayı yapanlar var. Kamunun dikkatini dağıtan, hakiki gerçeğe ulaşmasını engelleyen bu şuursuz habercilik pratiği gazeteciliğin hem üretim, hem de tüketim aşamasını problematik hale getiriyor.

Yaptığımız haberlerde harcadığımız zaman haberin kalitesini etkiliyor. Yeni medya teknolojilerinin en büyük önemli getirisi hız kavramıdır. Gazetecilik faaliyetleri de bu gelişen teknolojilerden etkilenmiştir. Bilgiye kolaylıkla ulaşma enformasyon kirliliği gibi enformasyon obezitesi kavramını da hayatımıza girdirmiştir. Bu ne demek diye düşünecek olursak bizim için faydalı olan bilgileri seçemiyoruz hepsi gerekliymiş gibi pek çok bize faydası olmayan bilgilere maruz kalıyoruz. Ve bir süre sonra yedikçe midemiz genişler hep daha fazlasını isteriz çünkü ihtiyacımız ne kadar bilemeyiz. Yavaş gazetecilik kavramının da önemi şudur ki yeterli bilgi doğru bilgi ihtiyacımız kadar olan bilgi kadarını almak. Slow müzik dinlemek gibi ağır ağır yavaş. Hem yavaş olacak hem de bizi doyuracak. Dikkat ettiyeseniz alışveriş merkezlerinde yavaş müzikler çalar ki insanların daha çok para harcamalarını sağlar. Fast food satılan yerlerde de haretkeli müzikler çalar ki hızlı hızlı tüketilebilsin diye. Ne yaptığımızın farkına vardığımız bir varmalıyız. müziğe kendimizi kaptırmamalıyız.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
AHŞAP OYMACILIĞI İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİDİR
0 (0)

Hayatımızın her alanında mimariden mobilyaya ahşap oymacılığı kullanıldı. Unutulmaya yüz tutmuş bir sanat olan ahşap oymacılığı üzerine, bu sanatı icra eden Türkiye’de sayılı isimlerden olan Mehmet Kiriş ile konuşuldu.

Geçmişten günümüze evlerde ve saray mimarisinde ahşap oyma sanatı kullanıldı. Özen ve sabır isteyen, yoğun emek harcanan ahşap oymacılığı hem yapım aşamasıyla hem de kullanılmaya hazır hale gelmiş şekliyle görenleri hayran bıraktı.

“Aşkla Ve Hevesle Başladım”

On yıl önce ahşap oymacılığına başlayan ve başlamasının bir anda olduğunu belirten Kiriş, ”Böyle bir sanatla meşgul olmak içimden geldi, bir sanatla uğraşmam gerektiğini düşünürken, oymacılık aklıma geldi. İlgim ahşap oymacılığı alanına yoğunlaştı” dedi ve sözlerine şu şekil devam etti, “Ahşap ve malzemeleri ile birlikte kırk metre kare bir atölye kiralayarak ilk orada başladım. Aşkla ve hevesle başladım. Başlamamda, etrafımda sanatseverlerin de oluşması beni daha çok teşvik etti. Baktık ki bu sanata ilgi var, heves var, meraklısı var. Biz daha bir şey bilmezken etrafımızdakiler hocam demeye başladı. Öyle başlamıştım, bugünlere kadar geldik. Sanatımıza beğeni ve ilgi çok yüksek” dedi.

“Osmanlıda Sanatımıza Daha Çok Değer Verilmiştir”

Kiriş, ahşap oyma sanatının doğal ahşaplara istediğimiz şekilleri ve desenleri üzerine çizip, çelik bıçaklarla oyarak kabartılma halini almasına oyma sanatı denildiğini ifade etti ve tarihi ile ilgili olarak  “İnsanlığın başlamasıyla oymacılık başlamıştır. Taş oymacılığı derken ahşap oymacılığına geçilmiştir. İnsanlık ne kadar eskiyse, oymacılık da o kadar eski geçmişe sahiptir. Selçuklu döneminde oymacılık ilerletilmiştir, Osmanlı dönemindeki gelişmelerle farklı alanlarda kullanılmış ve katkılarda bulunulmuştur. Osmanlı’da sanatımıza daha çok değer verilmiştir” şeklinde konuştu.

Ahşap oymacılığında hangi malzemelerin kullanıldığına dair, “Doğal ahşap olan Afrika kökenli; Akaju, Sapelli, Tik, Okima, Ayous, yerli ahşaplarımızdan; Ceviz Ağacı yoğunluktadır. En çok kullanılan ceviz ve gürgendir. Dut ağacı, kestane ağacı, çam ağacı, armut ve elma gibi vb. ahşapları kullanıyoruz” dedi.

“ İslam Sanatı Doğallık İster, Cilanın Da Doğal Olması Gerekir”

Sabır ve emek isteyen ahşap oyma sürecini anlatan Kiriş, ”Elimizde ceviz ahşabı var, bir çiçek yapacağız diyelim. Önce ahşabımızı siliyoruz, zımparasını yapıyoruz pürüzsüz hale gelene kadar. Yapmak istediğimiz çiçek desenini üzerine çiziyoruz. Çizim süreci bittikten sonra, bir bıçakla oymaya başlıyoruz.

Çiçeğin kabarık kalmasını sağlıyoruz. Çiçeğin haricindeki yerlere derine dalarak bıçaklarla aşağı indirme tekniğimize Derin- Oyma tekniği diyoruz. Çiçeğimizin etrafını boşaltıp tablomuzun çerçeve aşamasına geçiyoruz. İç desenine uyum sağlayacak çerçeveyi tablomuza monta ediyoruz ve zımpara yapıyoruz. Yaptığımız sanat İslam sanatıdır. İslam sanatı doğallık ister, cilanın da doğal olması gerekir. Kimyasal uygulamıyorum. Kendim hazırladığım gomad cila tekniği ile cilalıyorum. Askısını da taktıktan sonra kullanılmaya hazır oluyor” şeklinde ifade etti.

“Kırmamak İçin Ahşabın Dilini Bilmemiz Gerekiyor”

Ahşap oyma sanatının çok hassas olduğunu belirten Kiriş, ”Çalışma sırasında, ahşabın su yönüne, lif yönüne dikkat ediyoruz. Bıçağımızı vururken kırmamaya dikkat ediyoruz. Kırmamak için de ahşabın dilini bilmemiz gerekiyor. Ters yönden vurursak tablomuz zarar görür, dolayısıyla güzel bir netice elde edemeyiz ” ifadelerine yer verdi.

“Çocuklarıma Miras Olarak Bırakacağım”

Yoğun olarak mobilya, konakların lamba göbekleri, tavan süslemelerinde ve hanlarda geniş uygulama alanlarına sahip olan oymacılık sanatını devam ettirmek için çırak yetiştirdiğini ifade eden Kiriş, ”Bildiklerimi tamamen onlara aktarıyorum, onlarında yetişmesine vesile oluyorum” dedi. Kiriş son olarak oymacılık sanatına başladığı günden bugüne destek veren çocuklarına eserlerini miras olarak bırakacağını belirtti.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Televizyon Haberciliği
5 (1)

Toplumda çok kişiyi ilgilendiren güncel ve önemli konuları televizyon üzerinden halka sunulmasına televizyon haberciliği denir. Televizyonda yapılan haberler ile insanları ilgilendiren haberleri hızlı bir şekilde insanlara iletilmesini sağlamaktadır. En önemli noktası ise kriz dönemlerinde insanları bilgilendirmesidir. Hava durumu, sağlık, kültür ve sanat, spor, ekonomi bilim ve teknoloji konularında insanları bilgi aktarmaktadır. Kriz dönemlerinde insanların nasıl hareket etmesi gerektiğini belirtmektedir. Televizyon haberciliğinin önemi çok daha iyi anlaşılsın diye bir örnek vermek istiyorum. Bildiğimiz üzere 15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanımız televizyon da bir haber kanalına bağlanarak insanların sokağa çıkması gerektiğini belirtmişti. Bu sayede insanlar sokağa çıkarak darbe girişimini engellemiş oldu. Kısacası televizyon haberciliği çok uzun uğraşlar sonucu her gün bizim karşımıza çıkan, bizim bilgilenmemiz için uğraş veren bir programdır.

Televizyon haberciliğinde haber program türleri ise; Canlı yayın, ana ve ara haber bültenleri, geniş kapsamlı ana haber programları, haber yorum programları, haber tartışma programları ve güncel programlar olmak üzere 5’e ayrılır. Canlı yayın isminden de anlaşılacağı gibi olayların oluş anında izleyicilere aktarılmasına denir. Ayrıca en etkili haber türüdür. Ana ve ara haber bültenleri aniden gelişen son dakika haberlerini veya kamuoyunu etkileyecek olan bilgileri izleyicilere aktarmak için gerçekleştirilen haber türüdür. Hızlı olmak önemlidir. Hızlı olurken çabukluk ilkesinde de uygun olmak zorundadır. Geniş kapsamlı ana haber programları ana ve ara haber programlarına kıyasen belirli süre aralığında yapılan bir düzeni olan haber program türüdür. Örneğin her gün saat 7’de ana haber bülteni gibi. Haber yorum programları güncel konuların bazen tek bakış açısı bazen de farklı görüş açılarıyla değerlendirilen haber program türüdür. Haber tartışma programları çeşitli konular ele alınarak farklı görüşlerin kendi fikirlerini ortaya atarak oluşan bir tartışma program türüdür. Güncel programlar ise genellikle tek bir konuyu ele alarak yapılan yayın türüdür.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!