Arama:
Tuzlu Kahve Hikayesi
0 (0)

 

 

Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var demişler, doğru demişler demesine ama peki her insan 40 yılı hak eder mi? Ya da her insan kahveyi hak eder mi? Bence bunu çok iyi seçmek gerekir. Kahveyi de kahveyi içeceğimiz kişiyi de iyi seçmek gerekir. Hatta kahvenin tadını bile. Peki, siz kahveyi nasıl tercih edenlerdensiniz?  Şekerli, orta şekerli, sadece ya da tuzlu? Tuzlu kahve nedir, neden kız istemeye gidilince damatlara tuzlu kahve ikram edilir?

Hepimiz biliyoruz ki eskiden kız çocukları, kadınlar günümüzde olduğu gibi ailelerine karşı rahat bir tavır sergileyemiyordu.  Erkek arkadaş kavramı eski zamanlarda yoktu çünkü zaman ve nesil farkı vardı. Osmanlı’da kız istemeye geldiklerinde, babaları kızlara bazen sorarmış bazen sormazmış gönül rızasını. Kadınlar ya sen bilirsin baba, ya da sen nasıl uygun görürsen baba derlermiş. Kahveler gelmeden, kahveler içilmeden söze başlanmaz yani kız istenmezmiş. Damat kahveyi içermiş ve eğer kahve tuzluysa, kadının onunla evlenmek istemediğini anlarmış. Hiç söze başlanmadan evden gidilirmiş. Bu durum istisna da olabilirmiş. Eğer damat isteyecekleri kadını çok seviyorsa tuzlu kahvenin tuzlu olduğunu kimseye belli etmeden içilir ve söze başlanırmış.

Günümüzde ise farklı bir boyuta gelmiş. Çünkü artık görücü usulü evlilik azalmış durumda. Yani kızlar babalarına rahatlıkla sevdiği ya da evlenmek istediği insanı anlatabiliyor ve gayet medeni bir şekilde tanıştırılabiliyorlar. Elbette ki istisna olan durumlar söz konusu ancak genelde medeni kararlar veriliyor. Artık sevdiği adama tuzlu kahve yapıyor kadınlar. Damatlarda o kahveyi içiyor.  Kahve tuzlu olsa da sevginin tadıyla bal olurmuş. Kahveyi yapan kişi çok seviliyorsa değil tuzlu kahve içmek, zehir olsa yine içilirmiş.  Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı varsa, tuzlu kahvenin kaç yıl hatırı vardır? Tuzlu kahve için 40 yıl değil ömür yine verilir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Bir Kahvenin 40 Yıl Hatırı Vardı
5 (3)

Bugünkü yazımda siz değerli okurlarımıza tarihten bu yana süre gelen kahve kültürümüzden bahsedeceğim. Hepimizin çokça duyduğu bir söz vardır. Bunu başlıktan da tahmin edeceğimiz üzere ‘‘ Bir kahvenin 40 yıl hatırı vardır’’ sözüdür. Bir kahvenin nasıl 40 yıl hatırı olabiliyor. Hiç merak ettiniz mi. Bence araştıranlar olmuştur. Ama birde benim ağzımdan duymanızı istedim.

İstanbul Üsküdar’da o dönemlerde hem kahve yapan hem de insanlara sohbetiyle keyif veren bir kahveci dayı varmış. İnsanlar sağdan soldan, biri hanyadan biri Konya’dan kahve içmeye gelirlermiş. Bu kahveci dayının da o kadar güzel sohbeti varmış ki sohbeti ile herkesi mest edermiş insanların. Bu kahveci dayının yanına dertlerini anlatmak, gönüllerini ferahlatmak için gelirlermiş. Bir gün içeriye yeniçeri askeri girmiş ve herkese bir kahve söylemiş. Ama içlerinden birine kahve söylememiş, oda Rum bir gemi kaptanı imiş. Bizim kahveci dayı herkese kahvelerini vermiş. Sonra eline iki fincan kahve alıp o Rum kaptanın yanına oturmuş. Buna sinirlenen yeniçeri askeri niye ona da veriyorsun. Ben ona söylemedim demiş. Kahveci dayı da o senin ikramın değil benim ikramım demiş. Sonra bu olayın üzerinden 40 yıl geçmiş.

Bir isyan çıkmış, orada Rumlar ayaklanmış ve olacak ya bizim kahveci dayıyı da esir almışlar. O zamanlarda da esirler köle pazarında satılırmış. Bu bizim kahveci dayıya da yaşlı bir adam köle pazarından satın almış. Meraklı gözlerle giden bizim kahveci dayı adama dönmüş, demiş ki, ‘‘ben senin bir işine yaramam sen beni niye aldın ki demiş’’. Yaşlı Rum kahveciye dönerek sen bana 40 yıl önce kahve ikram etmiştin. Şimdi serbestsin demiş. İşte 40 yıl kahvenin hatırı buradan gelmektedir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 3 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!