Arama:
Korku
0 (0)

Korku her canlının doğasında vardır, ancak normal sınırlar içinde mevcuttur bazı insanlar korktukları olayı, düşünceyi veya bir varlığı kendi kafalarında sürekli tekrarlar. Sadece korku koşulları ortaya çıktığında korku hissederler. Tek bir korkulu durum meydana geldikten sonra, gelecekte yüzlercesinin daha görülmesi veya hayal edilmesi insanları sıkıntıya sokar içlerinde sürekli bir huzursuzluk hissederler. Korkulacak hiçbir şeyin olmadığı yerde korku hissetmek birçok insanın yaptığı bir davranıştır. Örneğin, akşam yemeğine sadece bir misafir davet etmiş olabilirsiniz ama sanki yüz kişi gelecekmiş gibi korkuyorsunuz. Bunlar sahte bir korkudur, yanıltıcıdır ve yoğunluğu oldukça fazladır.

Tek bir şüphe tohumu bir ormana dönüşür.Şüphe ve korku sebep ve sonuç gibidir. Akıl gücü çözüm getirmeyince insan şaşırır ve şüpheler oluşur. Bütün dünya ‘bu olacak, bu olacak’ diye bir şüphe ve korku havası içinde yaşıyor. Şüphe korkuyu, korku ise şüpheyi doğurur. İkisi de sebep ve sonuç gibidir. Korku ve şüphelerinizden kurtulmanın yolları elbette vardır. Ben dahil birçok insanın korku anında ilk yaptığı şey derin nefes almak ve vücudunu rahatlatmaktır. Korku anında vücudu rahatlatmak, o ana odaklanmak ve mantıklı düşünmek yapılacak en iyi şeydir. Bunun dışında korkuyla yüzleşmek insanı rahatlatabilir ve korktuğu durumdan, olaydan veya bir varlıktan korkmamasını sağlayabilir tabi bu olay tamamen sizin psikolojinize bağlıdır. Korktuğunuz bir durumu veya düşünceyi kafanızda kurarak eğlenceye çevirmeye çalışın aslında korkmadığınızı bunun basit ve eğlenceli bir durum olduğunu hayal edin o anki düşüncenizi kafanızdaki kurguyu veya korkuyu eğlenceye çevirmeye çalışın bu durum çoğu zaman beni rahatlatır. Bana göre korku psikolojiktir bazen çok sıkıntılı durumlara girersiniz bazen de korkunuzu yenerek bunu bir eğlenceye çevirirsiniz unutmayın korktuğunuz şey size göre belki çok büyük bir durumdur ama diğer insanlara basit gelebilir korkunuzu yenmeye çalışın ve bu hayatta mutlu ve huzurlu bir insan olmaya uğraşın.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Yeni Bir Başlangıç
0 (0)

“Tam şu anda, dünyanın bir köşesinde sizinle olmaktan mutluluk duyacak biri vardır.”

Yalnızlığımla Neden Başa Çıkamıyorum.

Modern dünyanın en büyük sorunlarından birisi yalnızlık. Hatta İngiltere’de durumun salgın haline gelmesinden dolayı yalnızlık bakanlığının kurulması dahi planlanmıştı. Etrafınıza baktığınızda bundan şikayetçi olan pek çok insanla karşılaşırsınız. Hatta bazı insanlar için yalnızlık neredeyse ölümle eşdeğerdir. Belki bu satırları okuyan sizin için de bu böyle… peki yalnızlık insanı neden bu kadar korkutur? Ya da tam tarifiyle yalnızlık aslında nedir?</p>

Yalnızlık bazen bir zorunluluktur bazen de tercihtir. Kimisi yalnız kalmaktan kaçınırken kimisi de özellikle yalnız kalmaya ekmek gibi su gibi ihtiyaç duyar. Sağlıklı olan her şeyde olduğu gibi dengede olmaktır. Ne tamamen yalnızlıktan kaçınmak için insanlara bağımlı olmak ne de tamamen dış dünyadan soyutlanıp yalnız başına bir dünya inşa etmek sağlıklıdır.

Birey olmanın yolu varoluş kaygısı ile baş edebilmekten geçer. Yalnızlık korkusunu yenen insan ancak birey haline gelebilir. Bağımsızlık insan yalnızlığının doğrudan bir sevgisidir. İnsanlar kendileriyle başbaşa kalabildikleri oranda yalnız kalabilirler ve yalnızlığı sevmeden, bağımsızlığa aşık olmadan birey olmak mümkün değildir. Bir kimse tek başına kalabildiği sürece özgürdür.

Sözcüklere baktığımızda yalnızlık kelimesinin “ kimsesizlik“ olarak tariflendiğini görürüz. Aslında burada bir ayrım yapma ihtiyacı doğar. Geçici yalnızlık bireyin bilinçli olarak tercih ettiği ve bir süreliğine insanlardan uzaklaştığı halidir. Özellikle yaratıcı insanların ihtiyaç duyduğu bir yalnızlıktır bu ve bu yalnız kalma sürecinde yaratıcılık doğar. Yaratıcı insan ancak yalnızken kendi derinliklerine inebilir ve zenginlikleri keşfedebilir ve insanlar şiirler, edebiyat eserleri, İcatlar ya da unutulmaz şarkılar hediye eder.

Gerçek yalnızlık tamamen içedönük ve sevgi alma becerisini yitirmiş insanın kendini tamamen soyutlaması ile ortaya çıkar. Bu durumda bu kişi yalnızlığın da ötesine geçen bir tür yabancılaşma içindedir.

Gerçek manada yalnız kalma korkutur insanı. Hatta bu korku nedeniyle bağımlı ilişkiler geliştirir, bir an olsun kendilerini kendilerine hatırlatacak anlardan kaçınırlar. Bu kaygıyı bastırmak için de sürekli hareket halinde olurlar, sürekli yemek yemek, sürekli TV ve dizi izlemek, aşırı alkol tüketmek, alışveriş yapmak, sosyal medyada aşırı aktif olmak bu yalnız kalma halinden kaçınmanın göstergeleridir.

Elbette sosyal bir canlı olan insanın başkalarından izole yaşaması düşünülemez. Üstelik uzun süreli yalnızlığın beyinde ve ruhta ciddi tahribata yol açtığı da bilimsel bir gerçek izole olmayı tercih etmenin ya da çeşitli nedenlerle buna mahkum olmanın diğer tarafında bir de yalnız kalamama becerisi vardır. Kendinizi yalnız kaldığınız anlarla baş etmekte zorlanıyorsanız yaşadıklarınızı net bir şekilde analiz etmeyi denemelisiniz.

Unutmayın ki kendi gerçekliğini keşfedememiş birinin sahici ve derin ilişkiler kurması da zordur. Bu hem kendinize hem de hayatınıza alacağınız insana yapacağınız bir haksızlıktır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Bebek Adası / Meksika
0 (0)

Meksika’nın Julian Santana Barrera Xochimilco bölgesinin bir mil yakınında bulunan bir ada.

Adada ki ormanlık alanda ağaç dallarına asılı oyuncak bebekler bulunmakta. Bölge halkı buraya bebeklerin perili adası diyor. Bu ürkütücü adanın hikayesi 50 yıl öncesine dayanıyor.

Ne kadar ürkütücü dursa da adadın hikayesi oldukça üzücü maalesef. Anlatılanlara göre 50 yıl önce adanın bekçiliğini yapan Don Julian Santana Berrera, Ada kontrolü sırasında boğulmuş küçük bir kız çocuğu bulur. Yanında ise oyuncak bir bebek. İşte ne olduysa bundan sonra oluyor. O gün köylüler kızı gömüyor.

Don Julian küçük kızı kurtaramamasının vicdan azabı ile bulunan oyuncak bebeği, kızı hatırlamak için bir ağaca asıyor. Kızın bulunduğu geceden itibaren ormanda ara sıra kız çocuğu çığlık sesleri duyulmuş ve ses her duyulmasından sonra köylüler ve ada bekçisi ormandaki ağaçlara oyuncak bebek asmışlar. Tam 50 yıldır bu gelenek devam etmekte.

Farklı bir inanışa göre de kız bulunduktan sonra adanın bekçisi olan Don Julianı kızın ruhu rahatsız etmeye başlamış ve Julian ise bu durumdan kurtulmak ve küçük kıza zararsız olduğunu göstermek için ağaçlara oyuncak bebek asmıştır.

Her ağacında onlarca oyuncak bebek bulunan ada şimdi turistlerin gözdesi durumunda. Oyuncak bebekler ise zamanla ve hava şartlarının etkisiyle aşınmış ve ada korkutucu bir hal almış. Meraklı ve cesur kişiler adaya gelerek bu acı hikayenin yaşandığı yeri görüyor hemde fotoğraf çekiyorlar.

Bir korku filmi yada kabusu hatırlatan adaya gidiş yoluda zorlu bir süreçten geçiyor. Adayı ziyaret etmek için varmanız gereken ilk nokta Xochimico Kanalları. Mexico City’nin 28 km güneyinde yer alan Xocimico bölgesine gittikten sonra yapmanız gereken bir bot kiralamak. 4 saatlik bot ile yolculuk sonunda adaya ulaşmış oluyorsunuz.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Korkma Bu Sadece Bir Yazı
0 (0)

 FOBİ

Dışardan gelen tehlikelere karşı verdiğimiz duygusal yöndeki tepkilere korku adı verilir. Fobilerimiz de hissettiğimiz korkuların bir çeşididir. Bir duruma karşı duyulan korkunun kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkilemesine fobi denir. Fobiler insanlarda sıklıkla görülen anksiyete bozukluklarıdır. Fobisi bulunan insanlara fobik de denilebilir.

Her canlı tehikeli olduğunu algıladığı ve varlığını, yaşamını tehdit eden durumlardan içgüdüsel olarak kaçınır. İşte insan bilinci bu kaçınmayı korku olarak algılar. Korku bir bakımdan ön uyarı mekanizmasıdır. Kişinin tehlikeli olarak algıladığı veya yaşamını tehdit ettiğini düşündüğü durumlardan kaçınamaması veya kaçındığı halde duygusal olarak rahatlayamaması, korkunun kontrolden çıkması anlamına gelir. Kişinin rahatlayamaması sonucu korku ve endişe gitgide artar ve anksiyete görülebilir. Bu anksiyete kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkiler ve kendi dışında işleyen bir mekanizmadır. Bu hale gelindiğinde aslında bizim kendimizi koruma mekanizmamız ve kişinin ön uyarı mekanizması olarak tanımladığımız korku fobiye dönüşür. Kişinin korkuları veya fobileri her zaman bir varlığa veya duruma bağlı olmayabilir.

Fobiler toplumda hastalık olarak değil de, bir kişilik özelliği veya huy olarak algılanır. Bu nedenle tedavi için sağlık kuruluşlarına başvuran kişi sayısı oldukça azdır. Fobiler kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülür.

Fobilerin tedavisinde ilaç ve psikoterapi birlikte uygulanır. İlaç tedavisi çoğu kez yeterli değildir ve antidepresan ilaçlar kullanılır.

Fobilerin tedavisinde en sık başvurulan yöntem, kişinin korkusuyla yüzleşmesinin sağlanmasıdır. Kişinin, anksiyete yaratan varlık ya da durumun üstüne giderek anksiyeteyi nasıl yaşadığını ve onunla nasıl başa çıkabileceğini öğrenmesi istenir.

Bazı fobi çeşitleri;

  • Glossophobia – Topluluk önünde konuşma korkusu.
  • Agorafobi – Alan korkusu.
  • Klostrofobi – Kapalı alan korkusu. …
  • Aviophobia – Uçuş korkusu.
  • Acrophobia – Yükseklik korkusu.
  • Dentofobi – Diş Hekimi Korkusu.
  • Hemofobi – Kan korkusu.

Korku yaratan obje, durum ya da aktivite ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri ortaya çıkar. Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında ortaya çıkabilir, hatta bazı vücut salgıları tutunmayabilir, kalbin durması ve ölüm görebilir. Fobi belirtilerden bazıları şunlardır:

  • Çarpıntı
  • Yüz kızarması
  • Yüzde kaşınma ve yanma hissi
  • Titreme
  • Soğuk terleme
  • Bulanık görme
  • Nefes darlığı
  • Ağız kuruluğu
  • Yutkunma güçlüğü
  • Boğazda sıkılaşma
  • Mide bulantısı
  • Bilinç kaybı
  • Ani tansiyon düşüşü
  • Bayılma
  • Bunalım
  • Sinir krizi
  • Şok
Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Korkuyu Ne Derece Yaşadınız?
0 (0)

Hayatınızda en çok korktuğunuz an hangisidir? Ölümle hiç burun buruna geldiniz mi? Cevabınız evet ya da hayır olabilir. Benim en çok korktuğum an Van depremi oldu. İnsanlar ne zaman öleceğini bilmezler. Yakın zamanda İzmir’de yaşanılan deprem nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Sizce deprem nedir? Nasıl oluşur? Deprem yer sarsıntısı veya yer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen dalgalanmalardır. Depremler yer kabuğundaki fay adı verilen kırıklardan meydana gelir. Gerilme levhaların kademeli hareketi sonucunda yer kabuğunun değişik noktalarında meydana gelir. Deprem önlenemeyen bir doğal affettir. Meydana gelen büyük depremler sonucunda birçok kişi hayatını kaybederken birçok kişi ise evlerinden oldular. Depremlerde sadece insanlar değil hayvanlarda hayatını kaybetti. Deprem Bölgesi Haritası ’na göre ülkemizin %92’sinin deprem bölgeleri içerisinde bulunmaktadır.

Türkiye’de Batı Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu fay Hattı ve Kuzey Anadolu Fay Hattı gibi birçok fay hattı bulunmaktadır. Bu nedenle Türkiye’de sık sık depremler görülür. Kısa zamanda İzmir’in Seferihisar ilçesinde meydana gelen 6,6 büyüklüğünde depremin ardından 25 kişi hayatını kaybetti. Evlerimi fay hattından uzak dağılık alanlara ya da dağılık alanlara yakın yerlere yapmamızda fayda vardır

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!