Arama:
Günümüz Koşullarında Öğrenci Olmak
0 (0)
Günümüz ekonomik ve sağlık koşularında, öğrenim hayatını sürdüren öğrencilerin yaşadığı zorlukları ,umursamamak görmezden gelmek bize hiç bir şey kazandırmaz.

Toplum bazında oluşan fikir ‘ öğrenci de para vardır ‘ gibi arkası boş doldurulamayan bir fikir . Özellikle üniversite öğrencilerinin zorluk çektiği bazı konulara deyinmek isterim.

Öncelikle tercih yaparken aile baskısı ile istemediği bir bölüm tercih etmek zorunda kalan öğrenciler , istemediği bir bölümü okuduğu için ,okuduğu bölümden zevk alamadığı gibi ,öğrenim hayatını da genellikle başarısızlıkla tamamlar. Okuduğu dönem boyunca huzursuz da olması cabası.

Peki ya istediği bölümü tercih ettiği halde maddi zorluklar nedeni ile öğrenim hayatından zevk alamayan, derslerinden çok maddiyatı düşünen, yarın ki dersin konusu yerine yarın ne yiyeceğini düşünen , ileriki hayatında ki pozisyonunu düşünmek yerine ay sonunu nasıl getireceğini düşünen öğrencinin derslerinden verimli bir şekilde faydalanması beklenemez.

Günümüz öğrencilerinin , gösterdiği çaba göz arda edilemez . Özellikle sağlık açısından çektikleri sorunlar .Sağlık konusunu örneklendirmek gerekirse , ‘Korona virüs’ yeterli olacaktır. Korona virüs öğrencilerin hem sağlığını hem de yaşamını etkiledi. Öğrenim hayatları da şu şekilde değişti; Pandemi sürecinde ilk önce onlıne olan öğrenim süreci, internet ve televizyon üzerinden yayınlanan video içerikleriyle veya internet üzerinden canlı dersler ile öğrenim hayatlarına evlerinden devam ettiler.

Alınan tedbirler ve yapılan aşılar sayesinde 2021 yılının Ekim ayında alınan ‘yüz yüze eğitim’ kararıyla öğrenciler için yeni bir yaşam serüveni başlamış oldu.

Yurtlarda kalan öğrenciler, kalabalık ortamlara ister istemez girmek zorunda kaldılar. Korona virüs hastalığına yakalanan öğrenciler ise yurdun belli odalarında karantinaya alındılar .

Üniversite de ise sınıflarda durum neredeyse aynı. Ders saatlerinde fazla yoğunluk olmasa da sınav zamanında yoğunluk hayliyle arttı. Bazı sınıflarda 50 öğrenci, bazı sınıflarda ise 80 öğrenci , aynı zamanda sınava girmek zorunda kaldılar . Bu durum öğrencilerin sağlıklarını fazlasıyla riske attı.

Öğrencilerin yaşadığı bir diğer zorluk ise maddiyat. Arkadaşları ile birlikte 5 veya 6 kişilik gruplar halinde eve çıkan öğrenciler. Kira, faturalar ,mutfak harcamaları gibi ortak harcamalara her ay yüklü miktarda ödemeler yapan öğrenciler kişisel harcamalarından kısıyorlar . Sosyal aktiviteleri hayatlarından çıkarmak zorunda kalıyorlar.

Günümüz ekonomisinde ve yaşam koşullarında yaşama tutunmaya çalışan öğrencilerin bu azmi küçümsenemez ve görmezden gelinemez.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Enformatik Cehaletden Enformatik Zırcehalete Giden Yol
0 (0)

Aksaray Üniversitesi konferans salonunda Aksaray Valiliği önderliğinde ve ASÜ iş birliği ile düzenlenen konferansa Aksaray Valisi Hamza Aydoğdu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu, Konya Milletvekili Orhan Erdem, Rektör Prof. Dr. Yusuf Şahin, il protokolü, akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi.

Milli Eğitim eski Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, belli bir alanda eğitim görmeyen bireylerin birbirleri ile sağlıklı bir iletişim kurmalarının zor olduğunu söyledi. Özellikle gençlerin bilişim teknolojilerine, bilgisayar oyunlarına, sosyal medya ilişkilerini olan bağımlılıkların, sosyal gruplara olan bağımlılıkların nasıl önlenebileceği, bağımlılığa yakalanmış kişileri nasıl tedavi edebileceği konusunda çalışmalar yapıldığından bahseden Avcı,” Bilişim teknoloji bağımlıları konusunda hazırlanan raporlarımız da var. ”dedi

Herkesin bir beyni olduğunu ancak bu durumun herkesin her konuda çok iyi düşünebileceği anlamına gelmediğini ifade eden Avcı, “Hayat iki yüz karakterle dönmeyecek kadar karmaşık ve zengin eğer sizin ifade gücünüz iki yüz karakterin kırk kelimesi etrafında dönüyorsa insanlarla konuşamaz hale gelirsiniz.” dedi. Yaklaşık 50 dakika süren konferansın ardından prof. Dr. Nabi Avcı, izleyenlerden gelen soruları yanıtladı ve okuyucuları için kitapları imzaladı.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
İradesizsiniz mi? İrade sizsiniz mi?
5 (1)

Hergün irademizi zorlayan büyük ya da küçük pek çok olayla karşı karşıya kalıyoruz ve bu durumlara karşı bir karar vermemiz gerekiyor. Peki bilinçli karar vermek irademizi azaltır mı? Ya da daha geniş bir açıdan bakarsak irademizin bir sınırı var mı? Varsa bu sınırı nasıl arttırabiliriz? Nelerden kaçınmak gün içinde daha iradeli olmamızı sağlar? Gelin bu durumları birlikte inceleyelim.

Öncelikle bilmelisiniz ki irademizin bir sınırı var. İyi tarafından bakarsak yazının sonunda değineceğim gibi irademizi daha uzun süre kullanmak için yöntemlerde var.

İlk olarak bir duruma karşı koymanın iradeyi zorlayıp zorlamadığını gelin bir deneyle[1] inceleyelim. Bu deneyde irade testi yapılacağı halde katılımcılara lezzet ölçümü deneyi yapacaklarını söyleyerek iki gruba ayırıyorlar. Deneye aç şekilde gelen katılımcıların önlerine içinde kurabiye ve turp bulunan iki tabak koyuluyor. İlk gruba en az iki kurabiye yemeleri ve turplara dokunmamaları rica edilirken ikinci gruba ise tam tersi şekilde en az iki turp yemeleri ve kurabiyelere dokunmamaları rica ediliyor. Bundan sonra ise katılımcılara deneyin yarım saat sonra sonuçlanacağı söyleniyor ve sıkılmamaları için iki gruba da çözülmesi çok zor olan bir bulmaca veriliyor. Deneyin sonuçları ise beklendiği gibi kurabiye yiyenler bulmacayı çözmek için ortalama 19 dakika uğraşırken, turp yiyenler ise sadece 8.5 dakika uğraşıyor. Peki burada kurabiye yiyenler çikolatadan aldığı enerji ile daha uzun süre uğraşmış olamaz mı? Cevap hayır. Bundan sonra bir gözlem grubu oluşturarak onlara da deneye aç gelmeleri söyleniyor ve ilk aşama atlanarak -yani turp/kurabiye tüketmeden- direk bulmaca çözmeye başlıyorlar sonuçlara bakıldığında deney grubunun da ortalama olarak kurabiye yiyen grup kadar bulmacaya vakit ayırdıkları gözlemleniyor. Yani bu deneyden anlayacağımız istediğimiz ve yapmak zorunda olduğumuz bir iş olduğunda, eğer istemeyerek yapmak zorunda olduğumuz işi öncelikli olarak yaparsak bu durum irade gücümüzü zorlayacaktır.

Peki buna benzer hangi durumlar irademizi zorluyor? Yapılan diğer araştırmalarda bilinçli seçim yapmanın, duyguları bastırmanın ve zihni zorlayan bir aktiviye yapmanın irademizi zorladığı gözlemlenmiş.

İkinci olarak tıpkı telefonların şarjı bir süre sonra bittiği gibi bizim irademizde genelde gün içinde karşılaşılan olaylardan dolayı, -kötü patron, trafik, sevilmeyen iş gibi- gün sonunda oldukça zayıflıyor. Bunun sonucunda da olaylara fazla tahammülümüz kalmıyor. Bu durumda başladığımız diyeti bozmak, aktif olarak yaptığımız antrenmanı aksatmak ya da kendimize söz verip bıraktığımız kötü bir alışkanlığa nefsimize hakim olamayıp tekrar dönmek içten bile değildir. Bu sebeple irade gücümüzü zorlayan şeyleri görmezden gelerek değil; onlara karşı akıllıca bir plan yaparak karşılamamız gerektiğinin farkında olmalıyız. Peki bu gibi bir durumda nasıl hala iradeli olabiliriz? İrade gücümüz sıfırlanmadığı sürece kendimizi hala irademizin güçlü olduğuna inandırırsak, daha iradeli olmamız mümkün. Bir nevi irademizi yeniden üretme gücüne sahibiz.

“Hiç yorulmamak için yola çıkanlar yorulmak nedir bilmezler”

-Mustafa Kemal Atatürk

Son olarak irade gücümüzü daha verimli kullanmak için neler yapabileceğimizi bakalım

Bir işe başlayana kadar genelde hep o işin en zor yanlarını gözümüze getiriyoruz ve bunun sonucunda iş başlamama ile sonuçlanabiliyor. Bu durumda en iyi iş bitmiş iştir mantalitesiyle hemen işi yapmaya koyulmalıyız.

İrademizi zorlayan durumlarda kendimize rol modeller edindiğimiz kişilerin benzer durumlara karşı nasıl tavır aldığını
öğrenmek ve buna göre hareket etmek irademizi güçlendirebilir. Yani başarılı insanların hayatını öğrenmek bize irade gelişimi konusunda katkı sağlayabilir.

İrademizin gün sonuna kadar iyice tükendiğinin farkında olarak, zihinsel açıdan bizi en çok zorlayacak işi sabah erken saatlerde yapmaya çalışabiliriz. Bunun sonucunda da geceye hala enerjimiz kalır ve yapmak istediğimiz şeylere daha fazla vakit ayırabiliriz.

İrade gücümüzün bir kas gibi olduğunu bilerek düzenli aralıkla zihinsel açıdan bizi zorlayacak işler yapmak irademizi adeta bileyip daha kuvvetli hale getirebilir.

Eğer sizde başarı için en temel unsurlardan biri olan irade eğitimi hakkında daha detaylı bilgi edinmek isterseniz Cemil Meriç ve Ali Fuat Başgil’in de tavsiye ettiği “İrade Terbiyesi(Jules Payot)” kitabını okuyabilirsiniz.

Kaynaklar;
[1] https://www.theatlantic.com/health/archive/2012/04/the-chocolate-and-radish-experiment-that-birthed-the-modern-conception-of-willpower/255544/

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Dünya’nın En İyi Eğitimine Sahip Ülkesi Finlandiya
0 (0)

Eğitim şart. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Finlandiya eğitim sistemi dünya ülkeleri arasında yıllardır en saygın eğitim sistemi olarak görülür. Öyle ki klasik bir eğitim sisteminden çok Finlandiya da eğitim kurumları çocukları yetiştirmeyi öncelik olarak görüyor. Ödev ve sınav yok. Bizim ülkemizde olmadığında öğretmenlerin zan altında bırakıldığı ödev kavramı Finlandiya için önemli değil ve hiçbir öğrenciye ödev verilmiyor. Çünkü öğretmenin yeri okuldur. Çocukların oyun oynamak, büyümek, kim olduklarını anlayabilmek için daha çok zamana ihtiyaçları olduğunu düşünüyorlar. Sadece görerek yaşayarak, merak ederek öğrenmenin tadını çıkartmak istiyorlar.

Öğrencilerin ilk olarak teste tabi tutuldukları yaş sınırları 16. Bu yaş döneminden sonra da meslek tercihlerine giden kapının açıldığını görebiliyoruz. Sınavın öğrencilere sadece mukayese ettiğini ve eğitimin temel kavramı olan merakı öldürdüğünü savunan Finlandiya eğitimcileri öğrenciler okula başladıktan en az 6 yıl boyunca not verme uygulaması yapmıyor. Aynı zamanda bu sayede öğrenciler ve öğretmenler gerçek birer arkadaş oluyorlar. Çünkü çocuklar öğretmenlerini not tehdidi olarak görmeyi bırakıyor. Aynı yerde yemek yiyorlar, birlikte deney yapıp, birlikte öğreniyorlar. Okulda giyilen bir üniforma bulunmuyor, ayrıca öğrencilerini sıcak ev ortamında hissetmeleri için de okulda ayakkabı giyilmiyor. Alışık olduğumuz okul sıraları, tahtaları, küçük okul bahçelerini bu ülkede görmek neredeyse imkansız.

Her öğrenciye bir birey olarak değer veriliyor. Eğer bir öğrenci yeterince iyi öğrenemiyorsa, öğretmenleri bunu hemen fark ediyor ve öğrencinin öğrenme programını onun bireysel ihtiyaçlarına göre düzenliyor.  Aynı durum okul ortamına uyum sağlayamayan, sıkılan öğrenciler içinde geçerli. Finlandiya da okula başlama yaşı 7. Yaşları ne olursa olsun okula kendileri yürüyerek ya da bisikletle gidiyorlar. Eğer öğrenci okuluna 2 km den uzak bir yerde yaşıyorsa okul otobüsleriyle gidip geliyor. Ülkenin bütçesinin 12.2 si eğitim için ayrılmış durumda. Finlandiya da öğrenciler ilkokul da eğitim hayatına hafta da 20 saatle başlar okullar bazı günler 3 saat bazı günler ise 4 saat ve bu saatlerin içinde öğle saatleri ve teneffüsler de dahil. Sanata, müziğe ve spora çok değer veriliyor.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Korona Virüsün Eğitime Etkileri Nelerdir?
5 (1)

Tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgını şiddetli bir şekilde yayılmaya devam etmektedir. Bu salgın hastalığının yayılmasıyla birlikte birçok şeyi derinden etkilemiştir. Bu olumsuzlukların en başında gelen ise eğitimdir. Korona virüs salgınından dolayı okulların ve üniversitelerin kapatılmasından dolayı öğrenciler büyük zorluklarla eğitimine devam etmektedirler. Öğrenciler eğitimine uzaktan eğitimle devam ediyor. Zorluk olarak kast ettiğim ise bazı öğrencilerin gerekli materyalleri olmamasıdır. Yani bazı evlerde internetin ve bilgisayarın olmamasından dolayı öğrenciler sıkıntı çekmektedir. Bu sıkıntıyı yaşayan öğrenciler bunun yanında kendilerini de strese sokmaktadırlar. Çünkü arkadaşları iyi bir şekilde eğitimine devam ederken internetin ve bilgisayarın olmadığı evlerde eğitim iyi bir şekilde devam etmemektedir. Bu nedenle hem aile hem öğrenci kendilerini sıkıntı ve strese sokmaktadır. Bu sıkıntı ve stres eğitimin normalleşinceye kadar devam edileceği görülmektedir. Uzaktan eğitimin sadece kötü yanlarından bahsetmek istemiyorum. Uzaktan eğitimin iyi yanlarının da olduğunu söylemek mümkündür. Bence en önemli yanlarından birisi öğrenci yüz yüze eğitimde yaşadığı zaman kaybını uzaktan eğitimde yaşamamasıdır. Mesela öğrenci anlamadığı dersi tekrar açıp dinleyebilmektedir. O konu hakkında bilgi sahibi olması kolaylaşmaktadır. Katıldığımız canlı derslerde hocalarımıza soru sorma imkanımız vardır. Derslerimizi interaktif bir şekilde işlenmektedir.

Öğrenciler kendilerini daha iyi ifade etmektedir. Çünkü uzaktan olduğu için kendilerini daha güvende yani huzurda hissetmektedir. Öğrenciler parasal anlamda da karlı durumdadır. Örneğin üniversiteyi kendi şehrinde değil de başka bir şehir de okuyan birisi parasal anlamda zorluklar çekebilmektedir. Bu durumdan dolayı uzaktan eğitimin öğrenciye yansıyan iyi yanlarından birisi olarak bunu söyleyebiliriz. Uzaktan eğitimin en büyük faydalarından birisi olarak sayabileceğimiz gelişen teknolojiye ayak uydurmaktır. Çünkü gelişen teknolojiyle birlikte öğrenciler teknolojiye daha iyi öğrenmesi gerekmektedir. Bu uzaktan eğitim sayesinde öğrenciler internet ve bilgisayarlara daha bağımlı hale gelmesini sağlar. Bu da öğrencinin bilgisayar hakkında bilgi sahibi olmasına olanak sağlar. Başlarda söylediğim gibi uzaktan eğitimin ne kadar olumsuz etkileri olsa da olumlu yanları da bir o kadar vardır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!