Arama:
İNSANLARIN PİLİ BİTİYOR
0 (0)

 

İnsanlar varoluşundan beri hayatını idame ettirirken beraberinde birçok sorun ile karşı karşıya gelirler. Kimimiz bu sorunların üstesinden kolayca gelebilirken kimimiz ise sorunlar karşısında öylece kalakalırız. Bu durum insanların yaşama sevinçlerini küçük küçük azaltır. Ancak insanların mutsuz oluşu günümüzde sadece sorunların üstesinden gelememekten kaynaklı bir durum değildir . Pandeminin de araya girmesiyle artık her şey yolunda gitse bile kimi insanlar mutsuz olmayı seçiyor. Yaptıkları hiçbir şey onlara zevk vermiyor. Üzerlerinde bir bıkkınlık… Kendilerini hayatın anlamsız olduğuna inandırıyorlar. Size çevremden bariz örnekler verebilirim; kimisi yaşadıklarından dolayı hayata karşı öfkeli kimisi yaşayamadıkları yüzünden kimisi her şey yolunda iken mutsuz olmayı tercih ediyor. Kimisi ise bu mutsuzluğunu sebebini bile bilmiyor. Ben ne yazık ki bu örneklerin çevremde sınırlı olmadığının farkındayım. Evet uzun lafın kısası insanlar yavaş yavaş tükeniyor…
İnsanlar hangi noktadalar?

Evet cevabımız ANHEDONİ SENDROMU.

Psikolojik bir sorun olarak nitelendirilen anhedoni, haz alamama, keyiften yoksun olma anlamına gelmektedir. Depresyonun belirtisi olarak ortaya çıkan bu durum, günümüzde pek çok insanda görülebilen problemlerden biridir. Peki anhedoni nedir?
Anhedoni, tam olarak mutsuzluk, hiçbir şeyden keyif almama ya da çeşitli yaşamlar nedenlerden ötürü hayattan zevk alamama durumu olarak bilinmektedir. Bu gibi bir psikolojik sorunla karşı karşıya kalan kişiler daha önce zevkle ve heyecanla yapmış oldukları aktiviteleri artık yapmayı istememekte ya da zevk alamadan gerçekleştirmektedir. Bu durum ise spordan müziğe, hobilerden sosyal aktivitelere ve hatta cinselliğe varana kadar görülebilen bir durumdur.
Anhedoni belirtileri ve nedenleri uzman psikologlar tarafından şöyle açıklanmaktadır:
Bir insanda ahedoni olup olmadığını anlayabilmek için mutlaka bu hastalığın belirtilerinin görülmesi gereklidir. Depresyonun en önemli semptomlarından olan anhedoni belirtilerinin en önemlisi mutsuzluk olarak gösterilebilmektedir. Bunun yanı sıra;
• Kişinin çeşitli paranoyalara kapılması,
• Gerginlik hali,
• Yaptığı hiçbir sosyal aktiviteden zevk alamaması,
• Neşeli duygulara sahip olamaması,
• Yeme alışkanlıklarını değiştirmesi,
• Cinsel isteksizlik yaşaması ve bu gibi durumlar da anhedoni belirtileri arasında yer almaktadır.

Öte yandan depresyon ve anksiyetenin yanı sıra çeşitli alışkanlıklar, yaşam tarzı ve erteleme alışkanlığı, motivasyon eksikliği ya da bu gibi durumlar da anhedoni nedenleri olarak ifade edilebilmektedir.
Anhedoni Nasıl Tedavi Edilir?
Anhedoni, insanın yaşamını olumsuz yönde etkileyen ve mutlaka tedavi gerektiren bir rahatsızlıktır. Bu gibi bir psikolojik problem ile karşı karşıya kalan kişilerin en kısa sürede alanında uzman bir psikologdan yardım alması tavsiye edilmektedir. Psikolog yönetiminde gerçekleştirilen anheoni tedavisi, oldukça zor bir tedavidir. Genellikle insan vücudunun seratonin ve endorfinin hormonlarını tekrar harekete geçirmek için ana teröpotik yöntemlerin kullanılması gerekmektedir.
Anhedoni tedavisinde genellikle terapi yöntemleri uygulanırken, bu tedavide gece uykusunun kontrol edilmesi, sağlıklı beslenme, eğlenceli televizyon programları, spor ve egzersizler, alışveriş ve dans gibi insanı mutlu edecek, eğlendirecek aktiviteler de bu rahatsızlığın tedavisinde yer almaktadır.

Sizlere bu yazımda ifade etmek istediğim şey aslında sürekli yaşadığımız iç sıkıntıları, bıkkınlıklar, yorgunluklar ciddiye alınmalı uzman kişilerin desteğine başvurulmalıdır. Kendimize ve çevremize zarar vermeden teşhisin konulup, bu durumun azaltılması için önlemler en kısa sürede alınmalıdır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Çizgi filmler, diziler çocuklarımızı etkiliyor mu?
0 (0)

Günümüzde teknolojilerin gelişmesiyle birlikte eğlenebileceğimiz ve zaman geçirebileceğimiz araçlar ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlisi televizyondur. Hemen hemen herkesin evinde olan bir eğlence aracıdır. Tüm aile bireylerin evde oturup hep beraber oturup izlediği araçtır. İstinasız çocuklarında ilgi odağıdır. Çocuklar içinde vakit geçirebileceği, eğlenebileceği ve öğretici içeriklerde üretilmiş ve gösterilmeye başlanmıştır.

Çizgi filmler ve diziler farklı ve renkli içerikleriyle çocukların dikkatini çekmektedir. 2 yaşından sonra çocuklar etrafında bulunan şeyleri keşfetmeye başlar. Yapılanları taklit etmeye ve duyduğu cümleleri söylemeye başlar. Çevresini tanımaya çalışır. Çizgi filmler çocukları hem iyi hem de kötü yönde etkileyebilir. Bu çizgi filmin içeriğine bağlıdır. Çocuklarımıza çizgi film izletmeden önce o çizgi filmleri ilk önce bizler izleyerek çocukları kötü yönde etkileyecek bir unsur olup olmadığı kontrol etmemiz gerekir.

Çocuklarımızı şiddete yönlendirecek, kötü sözler söyletecek ve çocukların bilmemesi gereken şeyleri bilmesini önleyecek çizgi filmler seçilip izletilmeli dir. Bu durumda çizgi filmler kontrol edilip izletilmezse ilerde çocuklarda psikolojik sorunlar yaratabilir. Çizgi filmlerin kötü yönleri olduğu gibi çocukları iyi yönde etkileri de vardır. Bunlar çocuğun eğlenmesini, zaman geçirmesini ve bilmediği şeyleri öğrenmesini sağlayabiliyor. Çocuğun gelecek ile ilgili hayal kurabilmesini ve aklını çalıştırabileceği ögelerin yer alması ve çocuğun çevresine ve aile bireylerine karşı nasıl davranabileceğini öğretmektedir. Çocuklara sevgiyi, saygıyı ve arkadaşlığı öğretmektedir. Çocuklara deprem, sel gibi doğal afetlerde nasıl davranmaları gerektiklerini çizgi filmlerde öğrenmeye başlamışlardır. Bu yönden çizgi filmler çocuklar için kötü bir eğlence aracı değil, bilgileneceği ve hayal kurabileceği ve yeni icatlar yapabileceği bir araç haline gelmektedir.

Örneğin; Pepe çoğu çocuğun sevdiği bir çizgi filmdir. Pepe’de Pepe’nin  kardeşiyle ilgilenmesi, büyükleriyle birlikte beraber vakit geçirmesi, iş bölümlerin yapılması ve herkesin uyması, büyükleriyle saygılı davranması gibi güzel davranışlar gösterilmektedir. Ayrıca çocuklara kendini tanıyabilmesi kendi kapasitelerini göstermesi, spora yönlendirmesi ve düşünme, sorgulama, eleştirme gibi davranışları öğretmektedir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Güçlü bir manipülatif “hale(halo) etkisi”
0 (0)

Reklamda gördüğünüz bir ürüne ya da daha içeriğini bilmeden sadece kapağını gördüğünüz bir kitabı çok sevdiğiniz oldu mu? Ya da daha zor bir soru soruyum iştesiniz ve patronunuz iş arkadaşınız Cenk’in yaklaşmakta olan bir proje için iyi bir takım lideri olup olmayacağı konusunda fikrinizi soruyor. Cenk’i iyi tanımıyorsun, ama Cenk uzun boylu ve çekici bir insan olarak görüyorsun. Sırf bu yüzden evet dermiydiniz?

Tanımadığınız/bilmediğiniz bir objeye ya da kişiye olumlu yaklaşmanızın bir sebebi var. Buna hale(halo) etkisi denmektedir. Bu etki nedir gelin birlikte inceleyelim.

Hale etkisi, bir kişi veya obje hakkında bildiğiniz tek bir özelliğe dayanan akıl yürütme hatasını tanımlayan psikolojik bir terimdir. Bu bakışınızı olumlu ya da olumsuz olarak değiştirebilir.

Örneğin yukarıdaki örnekte evet demenizin sebebi Cenk’in dış görünüşüne bakarak Cenk’e atfettiğiniz diğer olumlu terimlerdir. Yani sırf çekici olduğu için liderlik yapabileceğini ve zeki olduğunu düşünürsünüz. Cenk’in gerçekten iyi bir takım lideri olup olmayacağını bilmemenize rağmen, bilinçaltında bu görüşleri oluşturuyorsunuz. Yani, bir kişinin algılanan olumlu ya da olumsuz özelliği, o kişi için bir görüş yansıtır.

Başkaları hakkında nasıl fikir oluşturduğunuzu daha iyi anlamak için hale etkisini örneklerle inceleyelim. Bu sayede, düşünme alışkanlıklarınızı değiştirebilir ve diğer insanlara karşı ön yargılı kararlar vermeden daha bilinçli kararlar verebilirsiniz.

Örneğin, abartılı bir ifade olan “ilk görüşte aşk” genellikle fiziksel görünüşe dayanarak o kişi hakkında diğer olumlu şeylere inanmanızı sağlar. Karşınızdaki kişinin iyi ya da kötü olduğunu bilmeden dış görünüşünü beğendiyseniz onu iyi olarak tanımlamanız muhtemeldir.

Hale etkisi göre düşünce ilk izlenimlere ve fiziksel görünüme dayandığından, çekiciliğimizin diğer insanları etkileyebileceği mantıklıdır.

Bir kafede olduğunuzu hayal edin. Burada iyi giyinmiş birini görüyorsunuz ve onu fiziksel olarak çekici buluyorsunuz. Akıllı, eğlenceli ve iyi bir iş ahlakına sahip olduğunu varsayabilirsiniz. Spordan yeni çıkmış birini görüyorsunuz bu kişinin de çalışkan, formda ve mutlu olduğunu düşünebilirsiniz. Kafede karşılaştığınız üçüncü kişi yeni uyanmış olabilir; kıyafetleri darmadağınık ve saçları da karışık. Bu, ilk gördüğünüz kişiden daha yoğun çalışan biri olabilir ya da ikinci gördüğünüz kişiden daha formda ve mutlu olabilir. Ancak son gördüğünüz kişiyi sırf dış görünüşünden tembel, düzensiz gibi sıfatlarla tanımlamanız muhtemeledir.

Hale etkisinin hayatımızdaki derecesi göz önüne alındığında, ön yargıları gerçeklerden ayırt etmek zor olabilir. Ön yargılı yaklaşmadan başkaları hakkında daha objektif düşünerek bu tür öznel görüşleri azaltabiliriz. Hale etkisi, insanların ilk izlenimlere dayanarak başkalarını yargılamak için hızlı davrandığından, düşünce sürecinizi yavaşlatmak yararlıdır.

Daha önceki örneklerde patronunuzun size iş arkadaşınız Cenk’in liderlik yetenekleri hakkında sorular sorduğunu konuştuk. Örneğin bu durumda hemen cevap vermek yerine, patronunuza tekliflerini tam olarak düşünebilmeniz için size bir gün süre vermesini isteyebilirsiniz. O zaman Cenk ile konuşup iyi bir takım lideri olup olmayacağı hakkında düşünebilirsiniz. Yavaşlamak ve tüm gerçekleri toplamak, hale etkisinin potansiyel zararlı yan etkilerini önlemenize yardımcı olabilir. Görünüşün yanıltıcı olabileceğini unutmayın ve ön yargıyla yaklaşmak yerine bir kez daha düşünün.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Neden rüya görürüz
0 (0)

Rüya kelime anlamı[1] itibariyle gerçekleşmesi imkânsız durum, hayal ya da gerçekleşmesi beklenen ve istenen şey, umut anlamlarına gelmektedir. Peki neden rüya görürüz? Bunun belirli bir sebebi var mı? Öncelikle belirtmeliyim ki rüyanın neden görüldüğü hakkında günümüzde kesin bir doğruya ulaşılamamıştır fakat araştırmacılar bu konuda birçok teori ortaya atmışlardır. İlk olarak psikolojide önemli bir kaç ismin rüyaları nasıl yorumladıklarını inceleyelim.

Öncelikle psikolojinin önemli isimlerinden Freud’un bu konudaki görüşüne bakalım. Freud’a göre rüyalar[2], insanların etik değerler sonucu kendini bazı konularda “frenlemesi” ve toplumsal baskılar sonucu bastırdıkları düşünce ya da duyguların bir nevi dışavurumudur. Yani kısaca, bilinç dışının ön plana çıkması olarak da değerlendirebileceğini söylemektedir.

İsviçreli psikiyatr ve analitik psikolojinin kurucusu Carl Jung’a göre[3], tıpkı düşüncelerimiz gibi, rüya, arketip ve öteki zihinsel imgelerin de kendi ayrı ruhsal gerçeklikleri vardır. Bunlar bize, “bizim” asla düşünemeyeceğimiz çok değerli kavrayışlar kazandırabilir. Bununla birlikte, Jung rüyaların yerine getirdiği çeşitli işlevlerin olduğunu belirtir. Bu işlevler:

Bilinçli zihnin bir biçimde kusurlu ya da çarpıtılmış alanlarının telafisi işlevini görmek

Kolektif bilinçdışından arketipsel anıları geri getirmek

Yaşamlarımızın bilinçli olarak farkında olmadığımız iç ve dış yönlerine dikkat çekmek olarak tanımlamıştır.

Gelin şimdide yazımın başında belirttiğim teorilerden bazılarını birlikte inceleyelim.

1- Hatırlamak için rüya görürüz
Uyumak, zihinsel aktivitelerin verimini artırmak için çok iyi bir yoldur. Fakat bunun yanında uyurken rüya görmek çok daha iyidir. Bilim insanları, bazı hafıza işlemlerinin yalnızca uyku esnasında meydana geldiğini ve gördüğümüz rüyaların da bu yapılan işlemlerin bir sonucu olduğunu düşündüler.

2- Unutmak için rüya görürüz
Beynimizde sayısızca sinir bağlantısı bulunmaktadır. Tasarladığımız ve gerçekleştirdiğimiz her şey bu bağlantıları oluşturur. 1983 yılında bilim insanları tersten öğrenim denilen nöro-biyolojik rüya teorisinden yola çıkarak uyku esnasında ve özellikle uykunun en derin evresi adını verdiğimiz REM
döngüsünde sinirsel bağlantıların beyin tarafından incelenip hiçbir işe yaramayacak olanların silinip atıldığını tespit etmiştir. Rüya görmemizin asıl nedeni olan bu unutma süreci olmadan, beynimiz gereksiz sinirsel bağlantılarla dolabilir ve bu unutulması gereken düşünceler organizma uyanıkken gerçekleşmesi gereken düşünme eylemini engelleyebilir.

3- İyileşmek için rüya görürüz
Beyin içindeki stres sinir ileticileri, uykunun en derin evresi olan “REM” bölümünde daha az aktiftir. Bu nedenle bazı bilim insanları, rüya görmenin amaçlarından birinin psikolojik açıdan iyileşmeyi sağlamak amacıyla, olumsuz tecrübelerimizin bizlere verdiği acıyı azaltmak olduğunu ileri sürmektedirler.

Bu teorilerden çıkarabileceğimiz kısa sonuç ise, rüyaları görmemizin nedeni uykudayken bilinçaltımızın beynin kontrolü altında olmasıdır.

Kaynaklar:
[1] https://sozluk.tdk.gov.tr
[2] https://wannart.com/icerik/7433-freuda-gore-ruyalarin-anlami-nedir
[3] https://holyharmony.wordpress.com/2014/12/25/ruyalar-ve-semboller/

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
SİZ KARAR VERİN
5 (1)

Hiç araştırdınız mı tıptaki bir çok terimin nereden geldiğini? Ben size söylim Yunan Mitolojisinden gelmekte, en basiti Hipokrat Yemini/Anıtını. Yunan tanrısı Hipokrates’den gelmekte. Hikayeleri size durgunluk verecek terimleri ve nasıl bağlantılı olduklarını araştırdım, buldum, bunu da sizinle paylaşmak istedim.

 

AKHİLLEUS(AŞİL)

=> Yarı tanrı Peleus ile su tanrıçası olan Thetis’in oğlu çeyrek tanrı Akhilleus’u ölümsüz hale getirmek için annesi Thetis ölümsüzlük nehri Styx’e ayak bileklerinden tutarak suyun içine daldırarak Akhilleus’u ölümsüz kılmıştır. Ancak Thetis’in bileklerinden tuttuğu yerler ıslanmadığı için Akhilleus Truva Savaşı’nda topuğundan vurularak ölmüştür. Bu yüzden tıp dilinde ayak bileklerindeki tendonlara Akhilleus(Aşil)  Tendon’u denmektedir.

 

 

ADONİS(ADONİS KASI)

=> Suriye kralının kızı Myrrha, Afrodit tarafından cezalandırılarak dadısının yardımıyla kendi babasıyla birlikte olur, babası son gece kızı olduğunu anlar ve onu öldürmek ister fakat tanrılar Myrrha’yı mersin ağacına dönüştürürler. 9 ay sonra ağaçtan dünyanın en güzel erkeği Adonis dünyaya gelir. Adonis’e hem Afrodit hem de Persephone aşık olur. Zeus olaya müdahale ederek 6 ay birinde 6 ay birinde kalmasına karar verir. Adonis Afrodit’in yanında kalmak için yeryüzüne çıktığında ilkbahar olur ve her yer bereketlenir ve bu yüzden Adonis bereket ve erkeklik tanrısıdır.

 

HYPNOS(HİPNOZ)

=> Nyx(Gece) ve Erebus(Karanlık)’un oğludur. Hypnos Lethe(Unutkanlık) nehrinden gelen ve gece ile gündüzün birleştiği mağarada yaşıyormuş. Yattığı yatağı abanozdan yapılmış ve mağaranın girişinde ise hipnoz bitkileri yetişirmiş. Mağrasına ışık ve ses giremezmiş. Daha sonralarda ise kendine ait bir rüya adası Lemnos’ta yaşamaktadır. Durgun ve nazik bir tanrı olduğu için, muhtaç insanlara yardım etmekten çekinmez ve uykuları nedeni ile de hayatlarının yarısına sahip bir tanrıdır.

 

NARKİSSOS(NARKOZ)

=> Kendine aşık olan kızları aldırmayıp, hiçbirine karşılık vermeyen bir tanrıdır. Çok güzel olan peri kızı olan Ekho bir gün avlanan bir avcı görmekte, bu avcı bizim aldırmaz yakışıklılar yakışıklısı Narkissos’tur ve peri kızı Ekho bu avcıya aşık olur fakat farkında o an fark etmez bu aşkın imkansız olduğunu. Narkissos bu aşka karşılık vermediği için Ekho acı çekerek günden güne eriyerek ölür. Diğer tanrılar bu duruma çok kızarak Narkissos’u cezalandırmak isterler. Av peşinde koştuğu bir gün susar ve bitkin durumda bir nehrin kenarına gelir. Su içmek için eğildiğinde kendi yansımasını görür ve daha önce görmediği için kendi güzelliğine aşık olur, büyülenir. Yerinden kalkamaz, o şekilde orada ne su içebilir ne de bişiler yiyebilir. Böylece Ekho’nun yaşadıklarının aynısını yaşayarak aynı şekilde ölür.

 

İRİS(İRİS TABAKASI)

=> Thaumas ile Elektra’nın kızı olup Okeanos’un soyundandır. Tanrıların yalanlarını ortaya çıkaran melek olarak nitelendirilir. Gök ile yeri birbirine bağlama görevinden dolayı Zeus ona gökyüzünden yeryüzüne haber taşımaktadır. Bundan dolayı gök kuşağının sembolü olmuştur ve insan vücudunda gözlerin renkli kısımlarının ismini bu melek tanrının ismini vermişlerdir.

 

 

PAN(PANİK)

=> Hermes’in Arkadya’lı (kimi kaynağa göre Dryope, kimi kaynağa göre ise Penelope olduğu söyleniyor) bir periden doğma oğlu, Zeus’un torunudur. Kırın, satirlerin ve çobanların tanrısıdır. Yarı keçi yarı insan, keçi boynuzlu, keçi ayaklı, insan suretli olduğu için korkutmayı seven bir tanrıdır. Ormanda gezen insanları aniden önüne çıkarak veya çığlı ile içlerine büyük ve ani bir korku, ürperti saldığı için panik kelimesinin türemesin de katkı sağlamıştır. Korkutucu olmasına karşın kırlarda dolanırken flüt çalarmış.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!