Arama:
BAĞIMLILIKLA MÜCADELE
0 (0)

Bağımlılık; kişinin kullandığı bir madde, alkol, nesne veya yaptığı bir davranış üzerinde kontrolünü kaybetmesidir. Bağımlılığa neden olabilecek en büyük etken arkadaş çevresi iken, genetik yatkınlık, aile yapısı, maddeye ulaşabilirlik, kültürel faktörler gibi nedenlerde bağımlılığı tetiklemektedir.

Teknoloji evet çok gelişmiş durumda. Her şeye anında ulaşabiliyoruz ama bunun artısının yanında bence eksisi daha fazla. Çünkü kişiler teknolojiyi yanlış biçimde kullanıyor. İnternette gerekli gereksiz her bilginin yer alması bazen zaman kaybına bile yol açıyor. Ama özellikle küçük çocuklar için internet çok tehlikeli bir şey. Merakları başlarına bela açabiliyor.
İnsanların bu pasif yaşamdan vazgeçmeleri gerekiyor. Bu kolaya alışmışlık aldı başını gitmiş durumda. Nereye kadar böyle olacak peki? Aklımıza gelebilecek her şeyi internetten halledebiliyorken nasıl daha aktif ve sağlıklı olacağız? Bunun için ilk başta güzel sosyal aktiviteler edinmeliyiz. Bizi evde tutacak şeyler değil de dışarıya yönlendirecek bir şeyler… Bu pandemi sürecinde dışarı da çıkamıyoruz, her şey kısıtlı dersek? O zamanda evde uğraşacak bir şeyler bulmalıyız. Evde spor yapmak olabilir, aşçılık olabilir, gerekli eğitimler olabilir, farklı el işleri olabilir, yani aklınıza gelebilecek her türlü şey… Bunun için sadece oturduğumuz yerden kalkmak ve kendimize güvenmek gerek.

Peki, bağımlılık türlerine değinecek olursak, madde bağımlılığı, sigar-alkol bağımlılığı ve en önemlisi günümüzün büyük bir sorunu olan “teknoloji bağımlılığı” şeklinde baz alabiliriz. Madde bağımlılığı ve sigara-alkol bağımlılığı ile geçmişten bugüne birçok devlet müdahalesi ve önlemler alınmış bulunmaktadır. Çeşitli ihbar hatları, mobil uygulamalar da bunlar arasında. (ALO191-ALO171-ALO184 VE YEŞİL DEDEKTÖR). Ama bizim toplum olarak asıl sorunumuz teknoloji bağımlılığı. Çünkü artık 7’den 70’e herkesin elinde bir telefon mevcut. E hal böyle olunca asosyal bir toplum olarak ilerlemekteyiz. Kimse artık eskisi gibi arkadaşları ile ya da arkadaşlarını geçtim ailesiyle bile vakit geçirmiyor, geçirmek istemiyor. Çünkü bunların yerini sosyal medya almış durumda. Herkes bir post, stroy ya da birilerini stalklamak ile meşgul. Peki, teknoloji bağımlısı olmanın nedenleri nelerdir dersek? Tabi ki ilk olarak içe kapanık bir karaktere sahip olmak, insan ilişkileri kurma konusunda eksiklik yaşamak, dışlanma ve yalnız kalma korkusu, sanal ortamlarda daha rahat etme duygusu ve teknolojiden yanlış faydalanmak.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Gerçekliğin Ötesinde; Sanal Profiller
0 (0)

Teknolojinin çok kısa bir süre içerisinde geldiği noktada geriye dönüp baktığımız zaman aslında keşfettiğimiz her şeyin daha önceden “Ulaşılması imkansız” olarak tabir ettiğimiz noktalar olduğunu söyleyebiliriz. Uzay araştırmaları, askeri teçhizatlar, günlük kullandığımız ürünler ve teknolojinin dokunduğu pek çok alan. Ele alacağımız konu aslında çok geniş kapsamlı, fakat biraz daha olayın içerisine dahil olup, insan – teknoloji etkileşiminin son noktasında psikolojik olarak ne durumdayız? Daha nereye kadar gidebiliriz? Gibi sorulara yanıt arayacağız.

Anne ve babalarımızın anlattıkları bir yana, artık teknoloji sayesinde çok eski filmlere/dizilere ulaşabildiğimiz için teknolojinin bu kadar gelişmediği dönemlerde acaba insanların sosyal ilişkileri nasıldı? Sorusuna yanıt bulabiliyoruz. Ebeveynlerimiz sürekli olarak tekrar ettiği “bırak şu telefonu” “eskiden telefon mu vardı?” gibi söylemler her ne kadar siz teknoloji çağının çocuklarının canını sıkıyor olsa da aslında çağrışım yapmaya çalıştıkları şeyin kontrolden çıkınca nereye gittiğini bilmediğimiz bir yolda yürümenin korkusudur. Evet eskiden teknoloji bu kadar gelişmemişti ve insanlar sosyal etkileşimlerini doğrudan yüz yüze gerçekleştiriyorlardı. Yalan söyleme şansı da bu sayede çok çok azalmıştı ve insanların diğer insanlara karşı güven duygusu daha sağlamdı. Şimdi ise geldiğimiz yerde durum ne? Bir göz atalım.

Kimileri sosyal medya hesaplarını sadece vakit geçirmek ve keyif amaçlı kullanıyor, kimileri ise işi gereği bir sosyal medya hesabı kullanmak zorunda. Bizi ilgilendiren kısım ise “keyifçiler” olarak tabir ettiğimiz insanlar. Günümüzde artık herkesin bir sosyal medya hesabı, bir sosyal medya profili var. Gözle görülür bir şekilde, gerçekte gördüğümüz bir insanın sosyal medya profilinde bambaşka biri olduğunun pek çok örneği mevcut. Hiçbir zaman başaramayacağımız işlerde mükemmeliyetçilik egosu taslamak veya hiçbir zaman hiçbir insanın ulaşamayacağı güzellik seviyende olmak. Hiç kimseyi kandırmaya gerek yok birini gerçek hayatınızda tanıdığınızda ne olduğunu çözebilecek kadar zeki insanlarız bu yüzden şu sosyal medya profillerimizde söylemiş olduğumuz yalanları bir kenara bırakalım ve gerçek hayatımıza odaklanalım. Şimdi ise sizlerden isteğim kendimizi bir düşünelim, acaba gerçek hayatımızdaki biz ile sosyal medyadaki biz aynı kişi mi?

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Yoğun Sosyal Medya Kullanımının Olumsuz Etkileri
0 (0)

Sosyal medyanın ölçülü bir kullanımı, sevdiklerimizle iletişim kurma, benzer ilgi alanlarına sahip olduğumuz kişilerle bağlantı kurma veya güncel olayları takip edebilme gibi pek çok imkan sunabiliyor. Ayrıca içinde bulunduğumuz pandemi döneminde gördüğümüz gibi sosyal medya, ilişkilerimizi sürdürebilmemiz ve bağlarımızı koruyabilmemiz için iyi bir araç haline gelebiliyor.

Fakat birçok çalışma, özellikle gençler olmak üzere her yaş grubunda sosyal medyanın zarar verici boyutta kullanılmaya başlandığına dikkat çekiyor; sosyal medya uygulamalarını uzun saatler boyunca kullanan kişilerin sayısının gittikçe arttığını belirtiyor. Bu seviyedeki yoğun sosyal medya kullanımları bizi olası olumsuz etkiler üzerinde düşünmeye teşvik ediyor.

Benlik Saygınıza Zarar Verebilir

Yoğun sosyal medya kullanımının etkileri, kişilerin bu platformları aktif ya da pasif kullanım tercihlerine göre değişebiliyor. Sosyal medyada düzenli olarak fotoğraf veya gönderi paylaşan ya da yorumlar ve beğeniler ile fikirlerini belirten aktif kullanıcıların yoğun kullanımı, diğerlerinin sürekli onayını veya hayranlığını istemeye neden olabilir. Bu durumun etkileri yalnız sosyal medyada değil kişilerin gündelik hayatında da görülebilir. Devamlı bir sosyal beğenilirlik ihtiyacı duymak, kişinin kendi beden imajını ve yaşam tarzını yoğun bir şekilde gözlemlemesine ve yargılamasına yol açabilir. Dahası beklenen onay gelmediğinde kişinin benlik saygısı zarar görebilir ve kendini değersiz hissedebilir. Bu bireyler, yaygın internet kullanımıyla birlikte ortaya çıkan siber zorbalığa; yani dijital kanallar aracılığıyla yapılan saldırı ve alay davranışlarına karşı daha savunmasız kalabilirler.

Yetersizlik Duygularını Tetikleyebilir

Aktif olarak bir şeyler paylaşmak yerine sosyal medyadaki hesapları ve gönderileri takip etme tercihi ise pasif kullanımı ifade eder; fakat yoğun bir kullanım söz konusuysa bu tercih de kişileri en az aktif kullanım kadar olumsuz etkileyebilir. Sosyal medyada paylaşılan pek çok gönderi kullanıcıların rutin hayat problemlerini yansıtmaktan ziyade; en mutlu oldukları ya da filtrelerle öyleymiş gibi gösterdikleri anlarını yansıtabilir. Uzun süreli kullanımlarda, bu kişilerin sporla, kariyerleriyle ya da yaptıkları tatille ilgili paylaşımları karşısında kendinizi yetersiz hissedebilir ya da o kişilerle bir tür rekabet içine girebilirsiniz.

Sürekli Olarak Bir Şeyleri Kaçırdığınız Hissine Kapılabilirsiniz

Uzun süreli sosyal medya kullanımının olumsuz etkilerinden biri de kişiler üzerinde, bazı önemli şeyleri kaçırma hissi oluşmasıdır. Bunlar popüler bilgiler, güncel olaylar, sosyal etkileşimler ya da kişinin kendi hakkındaki olumsuz düşünce ve yorumları önleme fırsatı olabilir. Genel olarak iletişimden kopmaya yönelik endişeyi ifade etmektedir. Bu sürekli bilgi talebi zihinsel bir yorgunluğa ve strese yol açabileceği gibi; kişinin gerçek hayatta var olabilecek anksiyete gibi problemlerini de tetikleyebilir.

Doğru Bilgiye Ulaşmayı Geçiktirebilir

Günümüzde yoğun sosyal medya kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan; bilginin çarpıtılması veya doğru olmayan bilginin hızla yayılması da önemli problemler arasındadır. Sosyal medya platformlarında, yetkinliği olmayan kişilerin birçok farklı konuda kendi öznel deneyimlerini birer “bilgi” paylaşımı gibi sunduğuna şahit olabiliyoruz. Bu kişiler önerileriyle yanlış yönlendirmelere ve yeni problemler oluşmasına neden olabilir. Buna rağmen onların dikkate alınmasının ölçütü popülarite veya yüksek takipçi rakamları olabiliyor.

Sağlığınızı Olumsuz Etkileyebilir

Sosyal medya aracılığıyla bir yandan kaslı veya sıfır beden algısı empoze ediliyorken; diğer yandan bu platformların uzun sürelerde kullanan kişiler vakitlerinin büyük bir kısmını hareketsiz geçirebiliyor. Fiziksel aktiviteden uzak bir şekilde ekrana bakarak geçirilen saatler, abur cubur gibi birtakım sağlıksız yeme alışkanlıklarını beraberinde getirebiliyor ve kilo alımına neden olabiliyor. Ayrıca özellikle yatmadan önceki kullanımlar uyku miktarını ve kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Dolayısıyla kişilerin hem zihinsel hem de bedensel olarak dinlenebilmesi güçleşebiliyor. 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Sosyal Medya’nın Günlük Konuşma Üzerinde Etkileri
0 (0)

Medya kavramı hızla gelişmesiyle hayatımızın her alanında bizleri etkilemektedir. Sosyal Medya İletişim alanında çok etkili bir mecradır. Böyle olunca yeni bir biçim getirmiş oldu. Böylece günlük hayatımız olumlu ve olumsuz olmak üzere birçok etkisi olmuştur. Yeni Medya özgür bir mecra olunca daha çok ilgi çekici oluyor. İstediğini paylaşma , kendini ifade etmesi, kendi alanları , istediği gibi yönlendirme etkisine sahiptir. Sosyal Medya popülaritesi oldukça yüksek bir platform Sosyal Medya alışkanlıklarımızı, davranışlarımız, fikirlerimizi, tutumlarımız, beklentilerimiz, becerilerimizi, kültürümüzü, yaşantımızı, zevklerimiz, İletişim kurma biçimlerimizi, gelişmememizi ,düşüncelerimizi, hissettiklerimiz, görüşmelerimizi, duygularımız, ilişkilerimiz, etkilemektedir.

Yeni Medya hayatımıza girmesiyle özellikle İletişim şeklini ve  günlük konuşmasını, dilimizi üzerinde etkili olmuştur. İletişim alanında ciddi değişimlere sebep olmuştur. Böylece bu durumun basite alınmamasını ve dilimizi doğru ve kullanılmasını gerekir. Sanal ortamda ne yazık ki bu durum normalleşmesi ve özellikle bu durum Z kuşağını 1997 yıllından itibaren doğanlar yani Dijital Yerliler olarak tanımlanan genç nesillerde daha fazla görülen bir durum özelikle dilimizin dönüşümlere uğramasına neden olmaktadır. Sosyal  Medyada mesajlaşırken , Dijital mecralarda kısaltmalar kullanmaya başladı. Örneğin Canım yerine cnm, Selam yerine Slm, Naber yerine Nbr, Merhaba yerine Mrb, Kendine iyi bak yerine Kib, tamam yerine Tm ya da Okey , Gülegüle yerine Bye kullanılması . En basitinde emojiler duygularımız ifade etmektedir. Yazmak yerine duygularımız , kızgınlıklarımız, fikirlerimiz,   ifade etmek yerine emojileri tercih ediyoruz. Begendiğimiz, Begenmediğimiz, şaşırdığımız, güldüğümüz  bir durumu emojilerle ifade ediyoruz. Sosyal Medya  bilinçsiz bir dil kullanmamızı ve böyle olancada kendi dilimizden uzaklaşıyoruz. Alfabede olmayan herfleri bile kullanmaya başlıyoruz. Örneğin Ewt İ( Evet ) böyle yazıyoruz. Noktalı harfler  yerine noktasızları kullanıyoruz.  Ğ kelimesini kullanmıyoruz Değil yazacağım yerde deyil yazıyoruz.  Ne yapıyorsun ? yerine  Ne yapiyosun  yazıyoruz. Ya da kelimeyi uzatarak yazıyoruz. Hayırrrr , Evettt, Hmmm gibi kelimeler kullanıyoruz. Sosyal Medyada Ünlü Kişilerin Sosyal Medya mecrasında Ünlü olan günümüze yerleşen[ Fenomen )   kavramı genellikle Sokak agzı kullanıyor. İnsanlar o tarz konuşmaları örnek alıp taklit ediyor. İnsanlar doğal istediği gibi konuşuyor. Ya da  Sosyal Medyada Youtuber Kişilerin Şiveli konuşmaları çok popüler olmaya başladı. Böyle olancada İnsanlar takip ederek  o tarz konuşmaya başlıyor. Ama böyle konuşunca bu tarz konuşmaları hemen dillerine yerleştiriyor.

 

Herkes doğal istediği gibi konuşan bir mecra olunca kimse konuşmasına dikkat etmiyor. En önemli noktalarından biri de kendi dillimizden uzaklaşarak hep İngilizce farklı kelimeler kullanılmaya başladı. Follow gibi ya da Unfollıw, Redweet , tren, hastag, Facebook Face yazıldığı gibi okunur. Feys gibi sözcükler kullanılmaya başladı. Çevirimiçi yerine Online , Fake  ( sahte anlamına gelen ) günümüzde gerçek bir kullanıcıya ait olmayan demek, Favlamak fav atmak Twitter’la kullanmaya başladık Begenmek yerine Like atmak tercih ediyoruz. Selfi kavramı hayatımızn bir parçası oldu  ( hayde bir selfi çekineliiiiim diyoruz) , Snap kavramı Snapahat uygulamasıyla hayatımıza girdi. Trollemek kavramı Sosyal Medyada olan bir şeyle fotoğraf vb. dalga geçmek Trollemek anlamına gelir . Genç nesiller özellikle kullandığı bir kavram arkadaşlar arasında şakalar arasında ‘ hehehe nasıl Trolledim ama ‘ gibi cümleler kullanılmaya başladı. Sosyal Medya Dil Bilgisi ve Yazım Kuralları dikkat edilmemektedir. Bu durum böylece farklı anlamlara gelmektedir. Anlam Kargaşasına neden olmaktadır. Cümle sonuna Noktalama İşareti bırakmamak, noktadan sonra Büyük Harfle başlamamak, İmla Kuralları, Dil Bilgisi  yanlış kullanılması Böylece konuşmamızda etkiler. Vurgulu Cümleleri ifade edememektedir. Kısacası konuşma dili yazı diline dönüştü Türkçe çok ciddi anlamda zarar görmüş ve dil bozulmasına neden olmuştur. Bizlere düşen kendi dilimize sahip çıkmalıyız değerlerimize sahip çıkmalıyız. Dilimizin yozlaşmasına izin vermemeliyiz.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
İnternet’in Hayatımızdaki Yeri
0 (0)

 

Hepimizin bildiği üzere internetin temelleri 1950’li yıllarına tekabül etmektedir. Hayatımızdaki değişimler , devinimler internetle başladı. Evet internet bize çok şey katı dediğinizi duyar gibiyim… Sizce çok şey almadı mı  internetle ve teknolojinin gelişmesiyle 90’lı yıllarda Dünya ve Türkiye’de bilgisayar ve teknoloji hızlı bir şekilde yayılmaya başlamıştır. Hayatımız daha sonra teknoloji dünyası her şeye anında ulaşabilme elde edebilme noktasına geldi. Bilgisayar teknolojiyle iç içe olan yeni medya , cep telefonları, dijital kameralar, İnternet uygulamaları , dijital televizyonlar hayatımız tamamen bir teknoloji hakimiyetine döndü böylece vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Böylece çok şey kaybettik herkesin elinde düşmeyen telefonlar, bilgisayarlar, tabletler, vb. sohbet etmeyi  muhabbet etmeyi unuttur olduk muhabbetin kısa olduğu , birlikte bir şeyler yapmayı bırakalı  yıllar oldu .  Kısa süren sohbetin ardından herkes telefona dalar yalnızlaşan  bireyselleşen bir toplum olduk. Ailemizle geçireceğimiz zamanı belki de başka şeylerde arar olduk . Kendimizi bilgisayar başında, tablet  , telefon elinde düşmeyen insanlar olduk her şey sanal bir ortama dönüştü . hepimiz sosyal medya , meraklısı Yuotuber olma hayalleri popüler olma isteği oluştu. Böylece bizim hayatımız, yaşam tarzımızı , davranışlarımızı, alışkanlıklarımızı , tutumlarımızı değiştirdi. Bir öğrenci ders çalışırken hem ödev yapar , aynı zamanda müzik dinler, aynı zamanda arkadaşlarıyla mesajlaşır. Böyle bir  nesille dönüştü . Oysa eskiden ansiklopedilerde zaman geçirme vardır. Bir kitaba dokunarak araştırmalar yapılırdı. Şimdi ise her yerde bilgi kirliliği  her şeye ulaşabilme isteği acaba en son kütüphaneye ne zaman gittik bir araştırma yapmak için ne zaman bir kitaba dokunduk, mürekkebin kokusunu aldık, kitaba dokunduk …

 

Bazen diyorum keşke posta hizmetlerin olduğu bir postacının kapıyı çaldığı dönemlerin çocuğu olsaydım .O zamanlar belki bazı şeylerin değerini , kıymetini  daha çok anlar olurduk . Bazen de dedelerimizin , nenelerimizin ev telefonların yanında küçük not defterlerinde yazılan telefon numarası rehber listesi vardır. Ama şuan unutulan ve unutkan  bir nesil olduk . Her şey internet oldu, yeni medya oldu . Mahremiyet kalmadı , Özel Yaşam kalmadı, Özel alanlarımız da yatak odasında bile çekilen fotoğraflar  paylaşan bir çift anlayışı , her yaptığını paylaşan bir nesil , yediğini , içtiğini, gezdiğini vb. her şeyi paylaşma anında atma görebilme isteği , bir fotoğraf çekme , gösterme , görünür olma isteği size tavsiyem hayatın tadını çıkarın , anın güzelliklerini yaşayın oradaki tabiatın güzelliğini hissedin, yediğiniz şeylerin tadını çıkarın , inan o zaman hayat daha güzel ve anlamlı oluyor. Evet bir aleti Kullanmak bizim Elimizde Örneğin bir bıçağı elimize alıp onu elma soymak içinde kullanabiliriz ya da bir insanı öldürmek içinde kullanabiliriz demem o ki tüm güzellikleri yaşamak şekillendirmek Senin , Benim, Onun elinde hayatımıza renk katmak , şekillendirmek bizim elimizde…

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!