Arama:
YARDIMLAŞMA
0 (0)

İnsanları yardımlaşmaya teşvik eden etkenlerin çoğunluğu ” inanç” Yüce Allah’ın insanoğluna fıtrat olarak verdiği vicdan, adalet, doğruluk gibi dürtülerin yüzeye vurulması ve bunun farkında olmayanlarda ise, Örf-anane gibi öğretileri görerek yapmaları gereksinim olmuş, fakat en büyük bilinçaltına girmiş korkular! Benimde zor zamanlarım oldu ya da benimde ya da sevdiklerimin de başına gelebilir düşünceleridir.

Yardımlaşmadan uzaklaştıran sebepler,

İnançsızlık, cimrilik, güvensizlik, en çokta kendine bile yetmeyeceği korkak düşüncelerdir. Etkisi çok büyüktür, kısaca Ülke yapar Ülke yıkar, çok etkili ve çok da tehlikelidir.

Belirli günlerde yardım olmaz, kimin ne zaman nelere ihtiyacının olacağını belli bir tarihte bilebilmek imkânsızdır ve yardımlar belli günlerde yapılırsa bu kasıtlı olarak toplumları ya da insanları bir yöne kanalize etmeye çalışmaktır işte bu reklam, gösteriş ve yardım amaçlı değildir.

Bazı insanlar ve guruplar yardım yaparken gösteriş yapmalarının temel sebebi kişileri veya toplulukları kendi düşüncelerine kanalize etmek içindir.

Çok azıda sosyal medya içindir

Toplumların yaptıkları yardımları gerçekten yerine ulaştırılmasıyla da ilişiklidir. Sosyal medyada paylaşılma nedeni; azınlık ve bireysel gösterişler, toplulukları kendi inanç ve ideolojilerine kanalize etmektir.

Önce insan kendinden yola çıkar. İyilik insana başka bir insandan bulaşır. İnsan kendine bir iyiliği dokunan insana bir yıl değil, bin yıl geçse unutmaz. Unutuluyorsa iyilik, iyilik olmaktan uzaklaşır. İyilikte yardımlaşmanın bir başka adıdır.

İlk önce kendine iyiliğin dokunsun,

İlk önce kendine ki; bu iyi hal senin olsun.

Sen ki; insanların içinde insanlardan bir insan ol,

Merhametlilerin içinde bir merhamet,

Sevgilerin içinde bir sevgi,

Düşüncelerin neyden oluşacak ilk önce onu belirle,

Sen iyi olursan iyiliğin bulaşır yeryüzüne,

Güzel bakarsan güzel bakışın bulaşır.

Güzel kokarsan güzel kokun bulaşır.

İyilik mi yapmak istiyorsun kendinden başla.

İyi ol ki; iyilik bulaştır yeryüzüne, Çünkü iyilik bulaşıcıdır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
HAYATIMIZDAKİ KİTAPLAR
0 (0)

2021 yılında okudukça okutan kitaplar…

Demet Cengiz – Adımı Deniz Koydular

Doğan Cüceloğlu – Var mısın?

Jose Saramago – Körlük

Ahmet Ümit – Kayıp Tanrılar Ülkesi

Anton Çehov – Altıncı Koğuş

Zülfü Livaneli – Balıkçı ve Oğlu

Madeline Miller – Ben, Kirke

Orhan Pamuk – Veba Geceleri

Aldous Huxley – Cesur Yeni Dünya

İlber Ortaylı – Yakın Tarihin Gerçekleri

Amin Maalouf – Empedokles’in Dostları

Gülseren Budayıcıoğlu – Camdaki Kız

George Orwell- 1984 / Hayvan Çiftliği

Victor Hugo – Bir İdam Mahkumunun Son Günü

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski- Kumarbaz

Ayşe Kulin- Hazan

Ray Bradbury- Fahrenheit 451

Lev Nikolayeviç Tolstoy- İnsan Neyle Yaşar?

 

Arthur Schopenhauer- Mutlu Olma Sanatı

Jules Verne- Zacharius Usta: Kısa Hikâyeler

Viktor Şklovski- Aşkla Hiç İlgisi Olmayan Mektuplar

Aylin Balboa- Ateş Sönene Kadar

Carmen Maria Machado- Bedenine Yazılı Masallar

Haruki Murakami – Birinci Tekil Şahıs

Sinem Sal – Bizim Zamanımız

Okakuro Kakuzo – Çay Kitabı

Hande Ortaç – Daha İyi Misin?

Yiğit Karaahmet – Deniz Ne Kadar Güzel

Andrew Downie – Doktor Socrates: Futbolcu, Filizof, Efsane

Barış Bıçakçı – Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme

M. Özgür Mutlu – Dönme Dolap Düşleri

Deniz Poyraz – Dünya Unutana Kalır

Edouard Louis – Eddy’nin Sonu

Claire Keegan – Emanet Çocuk

Amin Maalouf- Empedoklesin Dostları

Claire-Louise Bennet – Gölet

Jan Morris – Hav

Jenny Offill – Hava Durumu

Süreyyya Evren – Hurra Aşağılara, Yokuş Aşağılara!

Şebnem İşigüzel – İstanbullu Amazonlar 1809

 

Julian Barnes – Kırmızı Giysili Adam

Kazuo Ishiguro – Klara ile Güneş

Susan Stewart – Köz

Jaklin Çelik – Kum Saatinde Kumkapı

Adania Shibli – Küçük Bir Ayrıntı

Zaven Biberyan – Mahkûmların Şafağı: Özyaşamöyküsü 1921 – 1946

Vigdis Hjorth – Miras

Ali Artun – Modernizm Kavramı ve Türkiye’de Modernist Sanatın Doğuşu

Rutu Modan – Mülk

David Byrne – Müzik Nasıl İşler

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
BAĞIMLILIKLA MÜCADELE
0 (0)

Bağımlılık; kişinin kullandığı bir madde, alkol, nesne veya yaptığı bir davranış üzerinde kontrolünü kaybetmesidir. Bağımlılığa neden olabilecek en büyük etken arkadaş çevresi iken, genetik yatkınlık, aile yapısı, maddeye ulaşabilirlik, kültürel faktörler gibi nedenlerde bağımlılığı tetiklemektedir.

Teknoloji evet çok gelişmiş durumda. Her şeye anında ulaşabiliyoruz ama bunun artısının yanında bence eksisi daha fazla. Çünkü kişiler teknolojiyi yanlış biçimde kullanıyor. İnternette gerekli gereksiz her bilginin yer alması bazen zaman kaybına bile yol açıyor. Ama özellikle küçük çocuklar için internet çok tehlikeli bir şey. Merakları başlarına bela açabiliyor.
İnsanların bu pasif yaşamdan vazgeçmeleri gerekiyor. Bu kolaya alışmışlık aldı başını gitmiş durumda. Nereye kadar böyle olacak peki? Aklımıza gelebilecek her şeyi internetten halledebiliyorken nasıl daha aktif ve sağlıklı olacağız? Bunun için ilk başta güzel sosyal aktiviteler edinmeliyiz. Bizi evde tutacak şeyler değil de dışarıya yönlendirecek bir şeyler… Bu pandemi sürecinde dışarı da çıkamıyoruz, her şey kısıtlı dersek? O zamanda evde uğraşacak bir şeyler bulmalıyız. Evde spor yapmak olabilir, aşçılık olabilir, gerekli eğitimler olabilir, farklı el işleri olabilir, yani aklınıza gelebilecek her türlü şey… Bunun için sadece oturduğumuz yerden kalkmak ve kendimize güvenmek gerek.

Peki, bağımlılık türlerine değinecek olursak, madde bağımlılığı, sigar-alkol bağımlılığı ve en önemlisi günümüzün büyük bir sorunu olan “teknoloji bağımlılığı” şeklinde baz alabiliriz. Madde bağımlılığı ve sigara-alkol bağımlılığı ile geçmişten bugüne birçok devlet müdahalesi ve önlemler alınmış bulunmaktadır. Çeşitli ihbar hatları, mobil uygulamalar da bunlar arasında. (ALO191-ALO171-ALO184 VE YEŞİL DEDEKTÖR). Ama bizim toplum olarak asıl sorunumuz teknoloji bağımlılığı. Çünkü artık 7’den 70’e herkesin elinde bir telefon mevcut. E hal böyle olunca asosyal bir toplum olarak ilerlemekteyiz. Kimse artık eskisi gibi arkadaşları ile ya da arkadaşlarını geçtim ailesiyle bile vakit geçirmiyor, geçirmek istemiyor. Çünkü bunların yerini sosyal medya almış durumda. Herkes bir post, stroy ya da birilerini stalklamak ile meşgul. Peki, teknoloji bağımlısı olmanın nedenleri nelerdir dersek? Tabi ki ilk olarak içe kapanık bir karaktere sahip olmak, insan ilişkileri kurma konusunda eksiklik yaşamak, dışlanma ve yalnız kalma korkusu, sanal ortamlarda daha rahat etme duygusu ve teknolojiden yanlış faydalanmak.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri
0 (0)

Halkın bilgi edinme hakkı uyarınca gazeteci kendi acısında sonucları ne olursa olsun gerçeklere ve doğrulara saygı duymak ve uymak zorundadır.gazeteci bilgi ve haber alma yorum yapma ve eleştirme özgürlüklerini ne pahasına olursa olsun savunur.gazeteci başta demokrasi ve insan hakları olmak üzere insanlığın evrensel değerlerini çok sesliliği farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet ırk, etnisite,cinsiyet ,dil,din sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar topluluklar ve uluslar arasında nefreti düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır bir ulusun bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını doğrudan saldırı kabusu yapmaz gazeteci her türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtan yayın yapamaz.gazeteci kaynağını bilmediği bilgi ve haberleri yayinlamaz kaynak açık olmadığında yayınlamaya karar verdiği durumlarda da kamuoyuna gerekli uyarıları yapmak zorundadır. Gazeteci temel bilgileri yok edemez görmezlikten gelemez ve metinlerle belgeleri değiştirmez, tahrif edemez yanlış yanıltıcı ve tahrif edilmiş yayın malzemesi kullanmaktan uzak durur.gazeteci bilgi haber fotoğraf görüntü ses belge elde etmek için yanıltıcı yöntemler kullanılmaz gazeteci kamuyu mal olmuş bir şahsiyet bile olsa halkın haber alma bilgilenme hakkıyla doğrudan bağlantılı olmayan hiç bir amaç için izin verilmedikçe özel yaşamın gizliliği ilkesini ihlal edemez.Gazeteci yayınlanmış her yanlışı en kısa sürede duzeltmekle yükümlüdür.gazeteci , istirmar edilmemesi kötüye kullanılmaması ve kabul edilebilir boyutlar ile biçimde yapılması kaydıyla, cevap hakkına saygı olmalıdır. Gazeteci kendisine guvenilerekverilmis bilgilerin , belgeerini kaynaklarını kendileri izin vermediği sürece mesleki gizlilik ilkesi uyarınca, hiç bir şekilde açıklamaz.gazeteci çalıntı,iftira ,hakaret,lekeleme,saptırma, manipülasyon, söylenti, dedikodu ve dayanaksız suçlamalarda kesinlikle uzak durur.Gazeteci bir bilginin haberin yayın ya da yayınlanmaması karşılığı hiç bir maddi veya manevi avantajın peşinde olmaz gazeteci devlet başkanından milletvekiline iş adamından bürokratına kadar haber kaynağı olarakda kabul edilen kişi ve kurumlarla iletişimini ve ilişkisini meslek ilkelerini gözeterek yürütür. Gazeteci mesleğini, reklâmcılıkla halkla ilişkilerle veya propagandacilikla karıştıramaz. Ilan reklam kaynaklarından herhangi bir telkin, tavsiye alamaz maddi çıkar sağlayamaz. Gazeteci, her ne amaçla olursa olsun, tehdit ve şantaj gibi yollara başvurmaz. Gazeteci bu şekilde baskılara d karşi koyar. Gazeteciler-2 türlü baskıyı reddet ve çalıştığı basın yayın organındaki yöneticileri dışın da kimseden işiyle ilgili talimat alamaz.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
SOSYAL STATÜ NEDİR?
0 (0)

Statü insanlara toplum tarafından yüklenmiş bir görevdir. Bu statüyü hakkını vererek yürütenler olduğu gibi statünün gereklerini yerine getirmeyip su istimal edip altında ezilenler de olur.

Toplumda değişik makamlar vardır. Bu makamlara kaliteli insanlar güç katarken, kendini iyi yetiştirmemiş insanlar o statüden güç alırlar. Yani koltuğa değer katan insanlar olduğu gibi, koltuktan değer alan insanlar olur.

Statü toplumsallaşan insanlar da doğal olarak oluşmuştur. Çünkü bireyler kendi aralarındaki etkileşimi ister istemez gösterme durumundadır. Buna örnek olarak gösterebileceğim en yakın statü ailedir. Kast sistemi ise bana göre statü ile bağlantılı değildir. Çünkü kast sistemi bulunan toplum sadece kendi kastı içindeki bireylerle bağlantı kurmayı tercih eder.

Statü mevkileşme ile ilişkilidir. Toplumun genel kabulüne göre yüksek bir mevki sahibi olmak saygınlık ve değer göstergesidir. Kendini kanıtlamış diye bakılır. Evet, mesleğinde başarısını, bilgisini kanıtlamıştır. Ama insanlık meslekle doğru orantılı gelişmiyor. Okullar da davranış ve ahlak eğitimi hususi verilmiyor malumumuz üzere. O vakit kişiye kalmış bu alanda aile terbiyesi ve kişisel gelişim ne derece geliştiyse. Esasında bu alanda yani davranış eğitimi veren kurum ya da sisteme günümüze değin rastlamamışsınızdır. Özel eğitim olarak görülür. Karışılmaması gereken kısım gibi.

Oysa bu da çok büyük bir yanılgı, çünkü birey toplumda yaşıyor ve toplumla münasebet içindeyse davranış eğitimi ile aile dışında eğitim kurumun bizatihi ilgilenmesi gerekir. Aile bu konuda yetersiz olabilir, atalardan gelen yanlış gelenek göreneklere ve inançlara da sahip olabilir, bu sebeple genel geçer bir eğitim sisteminden geçmesi en azından toplumsal yaşama alanlarına yönelik sosyal bir insan boyutunu görmelidir eğitimi.. Esas konuya da gelirsek makam mevki işlerinde adam sınıfına girmek, itibar sahibi olmak, işlerini ve sosyal hayatını Nasreddin hoca deyimi ile kürkü ile yürütecek insani vasıfları zayıf kişiler için biçilmiş kaftan diye biliriz. Ama insanlık olmadan yaşayamayanlar için de olmazsa olmaz koltuk sevdası değil manevi yüceliktir.

Ne güzel de demiş atalarımız azıcık aşım kaygısız başım..

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!