Arama:
Türk Mutfağı
0 (0)

Türk Mutfağının yüzyıllarca süren gelişimi, Türkler’ in tarih süresince yaşadıkları coğrafya ve bu coğrafyanın
sunduğu malzemeler, geniş bir mutfak kültürünün oluşmasına çok büyük bir katkı sağlamıştır.
Orta Asya’ da tarım ve hayvancılık ile geçinen Türkler, şartların uygunsuz hale gelmesi ile Anadolu’ ya göç edip
yerleşmişler ve Anadolu Selçuklu Devletini kurmuşlardır. Anadolu topraklarında daha önce tanımadıkları ve
bilmedikleri ürünler ile karşılaşan Türkler, bu yeni ürünler ile, ilk başlarda basit daha sonrasında karışık
pişirme teknikleri kullanarak zamanla daha zengin bir mutfak meydana getirmişlerdir.
Bu dönemde yaşamış olan Mevlana Celaleddin Rumi’ nin oluşturduğu dini bir felsefe olan Sufizm’ de mutfağın yeri
oldukça önemlidir. Dergaha girmek isteyen bir kişinin Mevlevi olana kadar yaşadığı evrelerin hepsi mutfaktan
geçmektedir.

Osmanlı Saray mutfağı bugünkü Türk mutfağının temellerini atmıştır. Başlarda çok rafine, mütevazi ve gösterişten
uzak yemek sofralarında yemek yiyen Sultanların, sofraları gün geçtikçe zenginleşip çeşitlenmiştir. Özellikle
mutfağın oldukça önem kazandığı zaman ise Fatih Sultan Mehmet’ in 1453′ te İstanbul’ u fethetmesi ile başlar.
Sultan müthiş bir zenginliğe sahip olup, imparatorluğun her köşesinden aşçılar ve farklı malzemeler getirtebilme
gücüne sahipti. Bundan dolayı Osmanlı Saray mutfağının gelişmesinde çok büyük bir rol oynamıştır. Bunu özellikle
sarayın muhasebe defterlerine bakıldığında anlayabiliyoruz. Hatta Fatih döneminde saraya ilk defa çeşitli deniz
ürünleri alınmış ve hazırlanmıştır. Osmanlı Sarayında hanedan mensuplarına yemek yapmanın yanısıra ayrıca sarayda
çalışanlara da yemek hazırlamak için farklı mutfaklar bulunuyordu. Mutfak teşkilatında toplamda 60 aşçı ve 200
çırak çalışmakta ve hergün 4000 kişiye yemek hazırlamaktaydılar. Tabii bu sayı Divan-ı Hümayun’ un toplandığı
zamanlar, bayramlarda ve ulufe dağıtıldığı zamanlarda 3-4 katı artma potansiye

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Kahve Kültürümüz
0 (0)

Kahve her gün içtiğimiz bir içecek. Kahve hem keyif verenhem de zihinsel aktiviteyi güçlendiren enerjimizi yüksek tutan bir içecek türüdür. Dünyada kültürel hayatın oluşmasında önemli rolü var. Bugün en çok bulunduğumuz yerler kafeler. Kahve, kökboyasıgiller ailesinin Coffea cinsinde yer alan bir ağaç türü. Bu ağacın meyvenin çekirdeğinin kavrulup öğütülmesi ile üretiliyor. Kiraza benzeyen ve kendine özel kokusu olan bu çekirdeğin işlenip bize gelinceye kadar uzun bir hikayesi var. Kahveyi severek içiyor, kahve üzerine sohbet ediyoruz. Peki bu  içecek hakkında ne kadar çok bilgiye sahibiz? Yeşil kahve kilo vermeye yardımcı olıyor. Fazla kilolar, insanoğlunun en büyük sıkıntılarından. Bu kilolardan kurtulmaya yardımcı olan takviyelerden biri de yeşil kahve çekirdeği. Yeşil kahve çekirdeği, içerisinde melanoid ve faydalı elementlere sahip bir gıda. İşlem görmediği için de antioksidanlar açısından zengin. Bu da metabolizmamızın hızlı çalışmasına ve yağ yakmamıza yardımcı oluyor. Lezzetli kahve içmek istiyorsanız kendiniz öğütün. Taze kahve içmenin önemli noktalarından biri, kahvenizin kavurma tarihi olduğu kadar bir diğer durum da kahvenizi çekirdek halde alıp taze öğütmeniz. Kendiniz kahvenizi öğütecek manuel ya da otomatik değirmene sahip değilseniz, kahve temini yaptığınız yerden az miktarda taze öğüttürüp sık aralıklarda kahve almanız, taze kahve içmenize yardımcı olacaktır. Kahveye süt koymamızın geçmişi 17. yüzyıla dayanıyor. Kahveyi sütlü içmek nitelikli kahve tüketicilerinin çok fazla sevdikleri bir durum olmasa da aslında kahve-süt ikilisinin tarihi 17. yüzyıla uzanıyor. Fransız bir doktorun 1680’lerde kahveye süt ekleyip içmeyi ilaç olarak tavsiye etmesiyle, sütlü kahve içme kültürü yeme içme literatürüne girmeye başlıyor. Peki Türkiyede bu kaç çeşit kahve tüketiliyor. Birazda onu incelemek istiyorum. Arabica kahve, robusta kahve,espresso kahve, amerikano kahve,filtre kahve, türk kahvesi,dibek kahvesi,latte,mocha vs birçok kahve çeşidi bulunmaktadır

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Bir Kahvenin 40 Yıl Hatırı Vardı
5 (3)

Bugünkü yazımda siz değerli okurlarımıza tarihten bu yana süre gelen kahve kültürümüzden bahsedeceğim. Hepimizin çokça duyduğu bir söz vardır. Bunu başlıktan da tahmin edeceğimiz üzere ‘‘ Bir kahvenin 40 yıl hatırı vardır’’ sözüdür. Bir kahvenin nasıl 40 yıl hatırı olabiliyor. Hiç merak ettiniz mi. Bence araştıranlar olmuştur. Ama birde benim ağzımdan duymanızı istedim.

İstanbul Üsküdar’da o dönemlerde hem kahve yapan hem de insanlara sohbetiyle keyif veren bir kahveci dayı varmış. İnsanlar sağdan soldan, biri hanyadan biri Konya’dan kahve içmeye gelirlermiş. Bu kahveci dayının da o kadar güzel sohbeti varmış ki sohbeti ile herkesi mest edermiş insanların. Bu kahveci dayının yanına dertlerini anlatmak, gönüllerini ferahlatmak için gelirlermiş. Bir gün içeriye yeniçeri askeri girmiş ve herkese bir kahve söylemiş. Ama içlerinden birine kahve söylememiş, oda Rum bir gemi kaptanı imiş. Bizim kahveci dayı herkese kahvelerini vermiş. Sonra eline iki fincan kahve alıp o Rum kaptanın yanına oturmuş. Buna sinirlenen yeniçeri askeri niye ona da veriyorsun. Ben ona söylemedim demiş. Kahveci dayı da o senin ikramın değil benim ikramım demiş. Sonra bu olayın üzerinden 40 yıl geçmiş.

Bir isyan çıkmış, orada Rumlar ayaklanmış ve olacak ya bizim kahveci dayıyı da esir almışlar. O zamanlarda da esirler köle pazarında satılırmış. Bu bizim kahveci dayıya da yaşlı bir adam köle pazarından satın almış. Meraklı gözlerle giden bizim kahveci dayı adama dönmüş, demiş ki, ‘‘ben senin bir işine yaramam sen beni niye aldın ki demiş’’. Yaşlı Rum kahveciye dönerek sen bana 40 yıl önce kahve ikram etmiştin. Şimdi serbestsin demiş. İşte 40 yıl kahvenin hatırı buradan gelmektedir.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 3 Average: 5]
error: İçerik korumalıdır!!