Arama:
Felaket Olan 2020 Yılı Mı Yoksa İnsanlık Mı?
0 (0)

 

 

Bu yılın güzel bir yıl olduğunu söyleyebilecek biri var mı aramızda? Güzel olaylar yaşayan, hayatında pek çok yenilik olan ya da diğer insanların yaşadığı durumlardan farklı bir şey yaşayan var mı? Biz neler yaşadık 2020 de böyle? Neredeyse tüm olumsuzlukları gördük öyle değil mi? Depremler, seller, orman yangınları, salgın hastalık, şehitler, çığ altında kalan vatandaşlar, ırkçılık, çekirge istilası, uçak kazaları, havai fişek fabrikasında çıkan patlama ve tüm bunların bizlerin üzerinde bıraktığı acı…

 

 

 

 

Bu olaylardan bizi en çok olumsuz yönde etkileyen belki de pandemi oldu. Hatta birçoğumuza göre pandemi etkiledi bizleri. Peki, biz pandemiye ders alacak nitelikte yaklaştık mı? Hayır. Virüs hayatımıza girene kadar elimizdekilerle yetinmeyi bilmedik. Hatta sağlığımızın kıymetini bile bilmedik. Hep daha fazlasını istedik. Hep daha fazla şeyler elde etmek istedik. Oysaki en önemli şeyin sağlığımız olduğunu unuttuk. Bedenimizde hiçbir sorun, ya da her hangi bir hastalık yokken dört duvar arasında tıkılıp kaldık.  Bu durumda kimleri düşündük ya da düşünmedik? Kimlerin yerine koyduk kendimizi? Ben koydum, biraz olsun anladım ya da anlamaya çalıştım. Günlerini, aylarını, yıllarını hatta ve hatta tüm ömrünün geri kalanını duvarı izleyerek geçirmek zorunda kalan insanlar var.  İnsan belli bir süreden sonra kendini sorgulamaya başlıyor acaba bize verilmek istenen bir ders mi var yoksa bu yılın özelliği mi diye? Ben tüm olan olayların 2020 yılı ile alakalı olmadığını aslında insanların, olmayan insanlığın çıkarması gereken bir ders olduğunu düşünüyorum. Çünkü baktığımız zaman israf edilen yiyecekler ya da israf edilen her şey… Başkaları aç yatıyorken bizim fazlasıyla tok gezmemiz, hayvanlara yapılan işkencelere sessiz kalmamız, kadın cinayetleri Aylan bebek…

 

 

Ne gariptir virüs tedavisinde akciğeri rahatlatmak için Aylan bebeğin suyun kenarında bulunduğu haldeki pozisyon kullanılıyor. Yüz üstü yatırılıyor. Bunların hangisi tesadüf olabilir ki? Siz olaylara nasıl bakarsanız bakın benim 2020 yılına ait söylemek istediklerim aslında bunlar. Çünkü bir bakıyoruz ki hiç bilmediğimiz bir yerde hiç bilmediğimiz bir hastalık ortaya çıkıyor ve bu hastalık bize en başta anlatması gerektiğini anlatıyor.  Temizlik, mesafe, kısıtlama.  Umarım 2021 yılı hepimizin de dilediği gibi sağlıklı bir yıl olur ve tüm felaketler dünyadan ve ülkemizden uzak bir yıl olur.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
2020 Yılında Ne Olmadı Ki?
5 (1)

Başlık çok yerinde oldu bence. Çünkü gerçekten durum bu. Geride bıraktığımız 2020 yılına dönüp bakınca aman Allah’ım ne yaşamadığımızı yazsak bence daha kısa olur diye düşünüyorum. Hala etkisinden kurtulamadığımız, bizi evlerimize kapatan, arkadaşlarımızdan mahrum bırakan Koronavirüsle aslında 1 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan kentinde tanıştık. SARS-COV-2 olarak adlandırıldı önce sonra Koronavirüs dedik bu illete. Türkiye bu virüsle en geç tanışan ülkelerden biri oldu. Okullarda hala virüsün ülkemize girmeyişini coşkuyla anlatırken bir gün Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’nın Türkiye’de ilk vakanın tespit edildiğini söylemesiyle 3 hafta eğitime verilen ara neredeyse 1 yıl olacak Okullarımıza uzaktan devam ediyoruz, dışarı çıkamıyoruz, çıksak bile maskeyle çıkıyoruz. Annemize babamıza sarılamaz olduk. Zaten internetin bağımlısıydık şimdi hepten kopamaz olduk. İyi yanları olmadı mı oldu mesela dünya daha temiz bir yer haline geldi. Sokaklar insanlar evlerine tıkılınca daha temiz bir yere dönüştü. Ama bir sürü kayıp verdik ve vermeye de devam ediyoruz. Bu zor günlerde aklımıza en çok sanırım sağlık çalışanlarımızın güçlü, fedakâr ve ellerinden geleni yaptıkları görüntüleri kazıdık beynimize.  Bit artık Korona bizi rahat bırak, düş yakamızdan.

Bir diğer çok çok önemli sorun tüm dünyayı etkisi altına alan iklim değişiklikleri oldu sanırım. Düşünün dünyanın en soğuk yeri olan Sibirya’daki Yakutsk bölgesinde termometrelerin 38 dereceye çıktı. Birleşmiş Milletler, şu ana kadar ölçülen en sıcak yıl olduğunu söyledi. Biliyorsunuz ki Antarktika Kıtası’nın %98’i buzullarla kaplı. İşin kötüsü a68a adı verilen dev buzulun her geçen gün erimeye devam etmesi. Yüzeyi 6 bin kilometrekare olan a68a 2020 yılında eriyerek 4 bin 800 kilometreye düştüğü bildirildi.

Ahh şu orman yangınları yok mu? O ormanlarla birlikte bizlerin de yüreği yandı. 2020 yılında yaklaşık 100 bin yakın çıkan Amazon ormanlarında yangınların sayısı son 12 yılın zirvesine ulaştı. Eylül ayında başlayıp Mart ayına kadar süren Avustralya’da 33 kişi hayatını kaybettiL  3 binden fazla ev, 1,25 milyar hayvan telef olduL off o hayvanların fotoğraflarını hatırlıyorsunuz değil mi? İçimiz yandı, mahvolduk gördükçe. Düşünün nüfusun dörtte üçü yangınlar sebebiyle zarar görmüş.

Bitmeyen bir sorun daha Suriyeli mülteciler sorunu. 2020 yılında da Yunanistan’ın sınır kapılarını kapatmasıyla bir insanlık dramı yaşadık. Suriyeli mülteciler Türkiye ve Yunanistan sınır kapısında sıkıştı kaldı. Yansıyan görüntüler içimizi burktu. O insanlık dramı, çocukların o halleri bizleri oldukça üzdü.

Dünyanın gündemine oturan bir ölüm var. Özellikle spor hayatının büyük kaybı olan 26 Ocak tarihinde 41 yaşındaki Kobe Bryant ve 13 Yaşındaki kızı bir helikopter kazasından yaşamlarını yitirdi. Los Angeles Lakers ile 5 NBA şampiyonluğu kazanmıştı. 18 kez All-star seçilen, 2008’de normal sezonun, 2009’da ve 2010’da final serisinin en değerli oyuncusu ödülü aldı. ABD milli takımı formasıyla 2008-2012 Olimpiyatları’nda altın madalya kazandı.

 

İnsanlık tarihi boyunca herhalde hiç aşamadığımız ve bence aşamayacağımız bir konu var. “IRKÇILIK” 25 Mayıs’ta ABD’de 46 yaşındaki George Floyd dolandırıcılık şüphesiyle sokak ortasında bir “polis” (polis diyorum ama neyse) tarafından yere yatırılıp ensesine diziyle bastırmıştı. George Floyd’un “nefes alamıyorum” sözlerini duymazdan gelerek ensesine bastırmaya devam etti ve kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. “Nefes alamıyorum” sözleri bu yıla damgasını vurdu. Yoldan geçenler bu vahşice görüntüleri kaydederek sosyal medyada paylaştı. Görüntülerin yayılmasından sonra ülkede siyahilere yönelik polis şiddeti tartışmaları alevlendi. Beraberinde ses getirecek protestolar tarihe geçti.

Türkiye’de ve dünyada önemli bir diğer olay da Ayasofya Camii’nin tekrar ibadete açılması oldu. Şüphesiz tüm dünyanın gözü Ayasofya’nın tekrar ibadete açıldığı güne döndü. 24 Temmuz’da Ayasofya’da ilk namaz kılındı. Vatandaşlar ilk namazı kılmak için seccadesini alan Ayasofya’ya koştu.

Ehh biraz da magazin 🙂 bildiğiniz üzere İngiliz Kraliyet ailesinin Prensi Harry ve eşi Meghan Markle, İngiliz Kraliyet ailesinden ayrıldıklarını bildirdiler ve evden çıktılar. Sıkı kurallara dayanamayıp özgürce yaşamak istediklerini dile getirdiler. Bence bu büyük bir olay. Acaba kraliyetin otoritesi sarsılıyor mu,  kan mı kaybediyor? Sorularını aklımıza getirmiyor değil.

Yine tüm dünyanın gözü kulağının çevrildiği bir olay olan Azerbaycan ve Ermenistan savaşı idi. 27 Eylül’de Ermenistan ordusu tarafından daha önce 1988-1994 yılları arasında saldırılar sonrası başlayan savaş, 10 Kasım’da Ermenistan’ın yenilgisini kabul etmesiyle sona erdi. Türk ordusunun da yardım ettiği Azerbaycan, 5 kent merkezi, 4 kasaba ve 286 köy Ermenistan’ın saldırısından kurtarıldı. Aklımızda en çok kalan ne oldu dersiniz bana göre İlham Aliyev’in Nikol Paşinyan’a “ne oldu Paşinyan” diyerek gülümsemesi kaldı 🙂

Türkiye’de de hiç gündem durulmadı. Ardı ardına gelen doğal afetler adeta bizleri kilitledi. Önce Elazığ sonra İzmir içimizi yaktı. Birçok vatandaşımız öldü. Ama o yıkılan binaların altından, acıların içinden öyle güzel umutlar çıktı, yüzümüze güldü ki. Yüsra, Elif, Ayda bizlere umut oldular.

Bir diğer büyük olay ABD seçimleri tabii. Demokrat aday Joe Biden, Cumhuriyetçi ve mevcut başkan olan Donald Trump’ı yenerek 46. Başkan seçildi. Joe Biden, şu ana kadar ABD tarihinde en yüksek oyla seçilen başkan oldu. Trump 2024’te tekrar aday olacağını bildirdi.

Değinmeden yazımı bitiremeyeceğim bir şey daha var aslında sürekli olan ve sonu gelmeyen zincirleme olaylar. Ne mi? Kadın cinayetleri. Hiç şüphesiz 2020 yılında artarak devam etti kadın cinayetleri. 2021’e girdik hala haberlerde okumaya, izlemeye devam ediyoruz.

Evet 2020 yılı bizler için felaketlerin ardı arkasının kesilmediği bir yıl oldu. Kimi olayları hiç unutamayacağız belki kimisini hatırlamayacağız. Umarım ki 2021 yılı tüm insanlık için güzel olaylarla unutulmaz bir yıl olur. Çünkü 2020 yılını felaket yılı olarak hep hatırlayacağımız kesin. Ama bu yıl da birçok şeyi de öğrendik bence. Mesela birbirimizin kıymetini daha iyi anladığımızı, sabahları işe okula giderken erken kalktığımız için isyan edişlerimizi artık bir köşeye koyduğumuzu öğrendik. Ve daha bir sürü şey. 2021 bize güzel gel 🙂

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Çocuk Deyip Geçmeyin!
0 (0)

 

 

Yaren Ünver:

Merhaba. Aksaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü 4.sınıfın Web Tasarımı dersi kapsamında röportaj yapmam gerekiyor. Bu konuda bana yardımcı olur musunuz?

 

 Mustafa Üçgül:

Evet, abla sana yardım edebilirim.

 Yaren Ünver:

O halde ismini öğrenebilir miyim?

 

Mustafa Üçgül:

Adım Mustafa soyadım Üçgül

Yaren Ünver:

Kaç yaşındasın?

 

Mustafa Üçgül:

10 yaşındayım.

 

Yaren Ünver:

Kaçıncı sınıfa gidiyorsun Mustafa?

Mustafa Üçgül:

  1. sınıfa gidiyorum.

Yaren Ünver:

Hangi okula gidiyorsun?

 

Mustafa Üçgül:

Necip Fazıl Kısakürek ilkokuluna gidiyorum.

Yaren Ünver:

Oyun oynamayı seviyor musun?

 

Mustafa Üçgül:

Evet, oyun oynamayı seviyorum.

Yaren Ünver:

Peki, en çok oynamayı sevdiğin oyun hangisi?

Mustafa Üçgül:

Aslında futbol oynamayı çok seviyorum ama virüs olduğu için birazcık dışarıya çıkamıyorum o yüzden futbol oyunu oynayamıyorum.

 

Yaren Ünver:

Virüs seni nasıl etkiledi?

 

Mustafa Üçgül:

Virüs olduğu için dışarıya çıkamadım ve birçok şeyi yapamadım. Mesela okula gidemedim, arkadaşlarımla oyun oynayamadım, parka gidemedim, bisiklet süremedim.

Yaren Ünver:

Bu durumlara üzüldün mü? En çok hangisine üzüldün?

 

Mustafa Üçgül:

Okula gidemediğim için çok üzüldüm. Çünkü arkadaşlarımı çok özledim.

Yaren Ünver:

Mustafa tek isteğimiz virüsün bir an önce bitip senin ve arkadaşlarının dışarıya çıkabilmesi, okula gidebilmesi. Peki, dışarıya çıkamadığın için evde nasıl vakit geçiriyorsun?

Mustafa Üçgül:

Canlı derslerim oluyor. Canlı derslerime giriyorum. Ödevlerimi yapıyorum. Kitap okuyorum.

Yaren Ünver:

Oyun oynamıyor musun?

Mustafa Üçgül:

Oynuyorum ama tabletten oyun oynuyorum.

Yaren Ünver:

Peki, ekran karşısında çok fazla vakit geçirmek senin sağlığın açısından doğru mu? Çünkü hem canlı derslere giriyorsun hem de tabletten oyun oynuyorsun?

 

Mustafa Üçgül:

Evet, zararlı ama ben çok fazla tabletten oyun oynamıyorum. Sadece ödevlerimi bitirdiğim zaman annem ödül olarak arada sırada tabletimi veriyor.

Yaren Ünver:

Mustafa sence uzaktan eğitim mi daha iyi, yoksa okula giderek öğrenmek mi daha iyi?

 

Mustafa Üçgül:

Bence okulda eğitim görmek daha güzel. Çünkü teneffüslerde arkadaşlarımla oynayabiliyorum ve arkadaşlarımla görüşebiliyorum.

 

Yaren Ünver:

Uzaktan eğitimle mi daha iyi öğreniyorsun yoksa okula giderek mi daha iyi öğreniyorsun?

 

Mustafa Üçgül:

Ben okula gittiğimde derslerimi daha iyi anlıyorum,  aklıma daha çok giriyor ve soruları daha iyi sorabiliyorum.

Yaren Ünver:

Peki Mustafa. Benimle röportaj yaptığın için sana çok teşekkür ederim. Senin de bana sormak istediğin bir soru var mı? Ya da sende bir şeyler eklemek ister misin?

 

Mustafa Üçgül:

Benim sana sormak istediğim bir soru yok. Bende sana çok teşekkür ederim. Virüs ile ilgili bir şeyler söyleyebilirim aslında. Virüs ile ilgili senden bir isteğim var. İnsanları maske takmaları için uyarabilir misin?

Yaren Ünver:

Umarım insanlar röportajımızı görür ve senin de isteklerini dikkate alarak hareket ederler. Böyle düşünmene çok sevindim. Kendine iyi bak. J

Mustafa Üçgül:

Teşekkür ederim sende kendine iyi bak.

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Bulaşıcı Hastalık Yılı
5 (1)

2020′ yılına girdiğimiz andan itibaren dünyanın işleyiş sistemi değişmeye başladı. Hepimizi etkileyen  Covid-19 denilen virüs dünyayı alt üst etti. Özellikle yaşlı nüfusu yerle bir eden illet bir virüsle savaşmak aslında kolay fakat biz savaşma konusunda çok fazla kendimizden ödün veriyoruz. Örneğin virüsün ülkemizde görüldüğü aydan dört beş ay sonra halen virüse “ben inanmıyorum” , ” gerçek değil ” gibi düşünceleri olan insanları ortalıkta görmek oldukça mümkündü. Covid-19’un ülkemizde görülmesinin üstünden yaklaşık 10 ay geçti ve hala bu tarz düşüncesi olan insanları nadirde olsa görmek mümkün. Bizleri birbirimize yaklaşmaktan men eden bu hastalık hepimizin başına bela olduğunun farkındayız. Özellikle de sağlık çalışanlarımızın başına fazlasıyla bela onları yoran illet bir hastalık, bu dönemde de sağlıkçılarımızın emeklerinin ödenemeyeceğini bir kez daha anladık.

Herkese Bulaşacak mı ? 

Ben bir sağlıkçı değilim bir bilim adamı da değilim sadece gözlemlediğim kadarıyla görüş ve düşüncelerimi yazıya aktaracağım. Başından itibaren Sağlık Bakanımız gerekli önlemlerin nasıl alınacağı, kişiden kişiye nasıl bulaştığı hakkında sayısızca bilgiler paylaştı. Bizler maalesef biraz ilk başlarda bu salgın işini ciddiye almadığımızı düşünüyorum bana dokunmayan yılan bin yaşasın kafasında idik halk olarak . Hatta bazılarımız kendi evine virüs girdiği andan itibaren olayın ciddiyetini anlamaya başladı. Onun haricindekiler düğünler, partiler yapmaya devam etti. Salgının Ülkemizde ki 10’uncu ayındayız halen gizli parti yapanları haberlerde görüyor ve işitiyoruz. Oysa kurallar çok basit, kalabalıktan kaç, maskeni tak, el ve vücut hijyenine dikkat et ve mesafeni koru. Durum bundan ibaretti fakat biz bu konuda bile başarı gösteremedik ikinci dalgayı yaşamamızdan sonuç bu çıkıyor maalesef. Pandemi sürecinin başından itibaren daha doğrusu Üniversitelerin tatil edildiği günden bu yana evdeyim ve çok nadir dışarı çıkmalarım oluyor ya da kafa dinlemeye bir yere gidiyorsam tek ve insanlardan uzak yerleri tercih ediyorum. Henüz aileme ve yakınlarıma da bulaşmadı çok şükür. Fakat ekmek parasında olan kalabalık ortamda çalışmakta olan insanlar için bu kurallara uymak pek de mümkün olduğu söylenemez. Ekonomik olarak da zor zamanlardan geçtiğimiz çok açık ortada. Çalışmak zorunda olan insanların yerine bizler kendimizi iki kat koruyalım ki hem onlar için hem kendimiz için bu süreç kayıpsız geçsin. Umarım herkes bilinçli davranır ve güneşli günleri görmeyi başarırız.

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 1 Average: 5]
Sosyal mesafemiz oldu
0 (0)

COVID-19

 

Geçtiğimiz yıl tam da bu zamanlar Çin’in Wuhan eyaletin de ortaya çıkan Covid -19 sosyal mesafemiz oldu. Türk insanları havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez çok güçlü sosyal ilişkilere sahip bir toplum. İnsanlar toplu halde yemek yemeyi, gezmeye gitmeyi, oturup saatlerce çay kahve eşliğinde sohbet etmeyi çok sever, hep birlikte saatlerce vakit geçirir. Fakat Çin ‘de ortaya çıkan ölümcül virüs insanlara sosyal mesafe oldu. Artık insanlar eskisi gibi saatlerce vakit geçirmeyi bırak iki komşu yan yana bile gelemez durum da. Aynı evde yaşayan iki insan yan yana oturamaz oldu. Virüs nedeniyle sosyal mesafeler büyüdü. Bu durum bütün insanlığı olumsuz etkiledi. Özellikle ben kendi adıma konuşacak olursam virüsün getirmiş olduğu bu sosyal mesafenin benim üzerim de ki etkisi tartışılamaz boyutlara ulaştı. Ben üniversite öğrencisi olarak okul zamanlarım da yani virüsten önce çok güçlü sosyal çevrem vardı. Sınıfım, dersler, gitar kursları, tenis dersleri gibi. Geçtiğimiz yıl ortaya çıkan virüs bütün bu sosyal faaliyetlerime sosyal mesafe oldu. Bu sosyal mesafe ile yaşam şartlarımız kısıtlandı. Aylarca evde kalmak zorunda kaldık. Maskesiz dışarı çıkamaz olduk. Bu durum sadece benim için böyle değil bütün dünya için geçerli bir durum. Virüsün biran önce bitmesi sosyal mesafelerin kalkması tek temennimiz. Bunun için dünya çapında aylarca aşı çalışmaları yapıldı. Ve en sonunda virüsün baş gösterdiği ülke Çin de aşı geliştirildi ve kullanılmaya başlamak üzere. Geliştirilen bu aşı tartışma konusu. İnsanlar aşı yaptırıp yaptırmamak konusunda kararsız. Bu durum büyük tartışma konusu. Ne olacağını merakla bekliyoruz. “Her işin başı sağlık.” Sağlık   olmadan sosyal mesafenin önemi yok diyerek ve sosyal mesafemizi koruyarak evde beklemeye devam ediyoruz…

 

 

 

 

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!