Arama:
Kış Sporlarının Vazgeçilmezi “Erciyes”
0 (0)

Türkiye’nin kayak merkezlerinden olan Erciyes Kış Sporları ve Turizm Merkezi’nde dağ sporuna gönül verenler kayak pistlerini doldurdu.

Kayseri’de bulunan Erciyes Kış Sporları ve Turizm Merkezi dağ sporcularının vazgeçilmez adresi oluyor. Kayak, Snowboard, Snowkite gibi kış ve dağ sporuna gönül verenler bütün dünyada tabiat ile iç içe zaman geçiriyor.

Arkadaşların Heyecanına Ortak Olduk

Çevre illerden gelen gençler Erciyes Kayak Merkezi’nde kızak takımlarını kullanarak kaymak yerine poşetle kaymayı tercih etti. Poşet ile kaymayı tercih eden Halil Dönmez, “Aslında çocukluğumuzda bizler bunu yapardık. Kızak fiyatlarının pahalı olmasından dolayı kızak almaktan vazgeçtik. Poşet ile kayan arkadaşlarımızı görünce dayanamadık ve onların heyecanına ortak olduk” dedi.

Erciyes’e Herkes Gelmeli

Erciyes Kayak Merkezi’ne yurt dışından gelen Ali Kula, “Erciyes’in zirvesine yakın bir noktadayız. Uzun bir aradan sonra buraya gelmek çok eğlenceli ve keyifli oldu. Mutlaka herkes gelsin” dedi.

Kış sporlarının vazgeçilmez adresi olan Erciyes Kayak Merkezi yerli ve yabancı ziyaretçileri ağırlamaya devam ediyor.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
YARDIMLAŞMA
0 (0)

İnsanları yardımlaşmaya teşvik eden etkenlerin çoğunluğu ” inanç” Yüce Allah’ın insanoğluna fıtrat olarak verdiği vicdan, adalet, doğruluk gibi dürtülerin yüzeye vurulması ve bunun farkında olmayanlarda ise, Örf-anane gibi öğretileri görerek yapmaları gereksinim olmuş, fakat en büyük bilinçaltına girmiş korkular! Benimde zor zamanlarım oldu ya da benimde ya da sevdiklerimin de başına gelebilir düşünceleridir.

Yardımlaşmadan uzaklaştıran sebepler,

İnançsızlık, cimrilik, güvensizlik, en çokta kendine bile yetmeyeceği korkak düşüncelerdir. Etkisi çok büyüktür, kısaca Ülke yapar Ülke yıkar, çok etkili ve çok da tehlikelidir.

Belirli günlerde yardım olmaz, kimin ne zaman nelere ihtiyacının olacağını belli bir tarihte bilebilmek imkânsızdır ve yardımlar belli günlerde yapılırsa bu kasıtlı olarak toplumları ya da insanları bir yöne kanalize etmeye çalışmaktır işte bu reklam, gösteriş ve yardım amaçlı değildir.

Bazı insanlar ve guruplar yardım yaparken gösteriş yapmalarının temel sebebi kişileri veya toplulukları kendi düşüncelerine kanalize etmek içindir.

Çok azıda sosyal medya içindir

Toplumların yaptıkları yardımları gerçekten yerine ulaştırılmasıyla da ilişiklidir. Sosyal medyada paylaşılma nedeni; azınlık ve bireysel gösterişler, toplulukları kendi inanç ve ideolojilerine kanalize etmektir.

Önce insan kendinden yola çıkar. İyilik insana başka bir insandan bulaşır. İnsan kendine bir iyiliği dokunan insana bir yıl değil, bin yıl geçse unutmaz. Unutuluyorsa iyilik, iyilik olmaktan uzaklaşır. İyilikte yardımlaşmanın bir başka adıdır.

İlk önce kendine iyiliğin dokunsun,

İlk önce kendine ki; bu iyi hal senin olsun.

Sen ki; insanların içinde insanlardan bir insan ol,

Merhametlilerin içinde bir merhamet,

Sevgilerin içinde bir sevgi,

Düşüncelerin neyden oluşacak ilk önce onu belirle,

Sen iyi olursan iyiliğin bulaşır yeryüzüne,

Güzel bakarsan güzel bakışın bulaşır.

Güzel kokarsan güzel kokun bulaşır.

İyilik mi yapmak istiyorsun kendinden başla.

İyi ol ki; iyilik bulaştır yeryüzüne, Çünkü iyilik bulaşıcıdır.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
HAYATIMIZDAKİ KİTAPLAR
0 (0)

2021 yılında okudukça okutan kitaplar…

Demet Cengiz – Adımı Deniz Koydular

Doğan Cüceloğlu – Var mısın?

Jose Saramago – Körlük

Ahmet Ümit – Kayıp Tanrılar Ülkesi

Anton Çehov – Altıncı Koğuş

Zülfü Livaneli – Balıkçı ve Oğlu

Madeline Miller – Ben, Kirke

Orhan Pamuk – Veba Geceleri

Aldous Huxley – Cesur Yeni Dünya

İlber Ortaylı – Yakın Tarihin Gerçekleri

Amin Maalouf – Empedokles’in Dostları

Gülseren Budayıcıoğlu – Camdaki Kız

George Orwell- 1984 / Hayvan Çiftliği

Victor Hugo – Bir İdam Mahkumunun Son Günü

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski- Kumarbaz

Ayşe Kulin- Hazan

Ray Bradbury- Fahrenheit 451

Lev Nikolayeviç Tolstoy- İnsan Neyle Yaşar?

 

Arthur Schopenhauer- Mutlu Olma Sanatı

Jules Verne- Zacharius Usta: Kısa Hikâyeler

Viktor Şklovski- Aşkla Hiç İlgisi Olmayan Mektuplar

Aylin Balboa- Ateş Sönene Kadar

Carmen Maria Machado- Bedenine Yazılı Masallar

Haruki Murakami – Birinci Tekil Şahıs

Sinem Sal – Bizim Zamanımız

Okakuro Kakuzo – Çay Kitabı

Hande Ortaç – Daha İyi Misin?

Yiğit Karaahmet – Deniz Ne Kadar Güzel

Andrew Downie – Doktor Socrates: Futbolcu, Filizof, Efsane

Barış Bıçakçı – Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme

M. Özgür Mutlu – Dönme Dolap Düşleri

Deniz Poyraz – Dünya Unutana Kalır

Edouard Louis – Eddy’nin Sonu

Claire Keegan – Emanet Çocuk

Amin Maalouf- Empedoklesin Dostları

Claire-Louise Bennet – Gölet

Jan Morris – Hav

Jenny Offill – Hava Durumu

Süreyyya Evren – Hurra Aşağılara, Yokuş Aşağılara!

Şebnem İşigüzel – İstanbullu Amazonlar 1809

 

Julian Barnes – Kırmızı Giysili Adam

Kazuo Ishiguro – Klara ile Güneş

Susan Stewart – Köz

Jaklin Çelik – Kum Saatinde Kumkapı

Adania Shibli – Küçük Bir Ayrıntı

Zaven Biberyan – Mahkûmların Şafağı: Özyaşamöyküsü 1921 – 1946

Vigdis Hjorth – Miras

Ali Artun – Modernizm Kavramı ve Türkiye’de Modernist Sanatın Doğuşu

Rutu Modan – Mülk

David Byrne – Müzik Nasıl İşler

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
Eskiler mi güzeldi? Eskiden mi güzeldi?
0 (0)

Çok genç yaşta olmamıza rağmen hayatta büyümüş hissettiğimiz zamanlar oluyor, bir nesil olarak kendimizi öyle bir devrin içerisinde bulduk ki hem geleneksel manada dünyaya bakabiliyoruz hem de geleceği öngörülebilen her şeye aşikarız. Çoğu zaman “Senin yaşın daha küçük, ne gördün ki neyi yorumluyorsun?” diye birçok soruyla karşılaşıyoruz. Bizler aslında geleceği kullanıp, geçmişe bakabilecek kadar akıllı insanlarız. Artık her şey elektroniğe entegre oluyor. Öyle ya artık kütüphanelere gitmiyoruz ne de olsa elimizin altında ihtiyacımız olan kaynağın pdf i var. Bu yüzden bizlere geçmişi anlatan tarih kitapları, içerisinde kültürler hakkında detaylı bilgiler barındıran ansiklopediler, ünlü edebiyat romanları ve aklımıza gelmeyecek pek çok şey, bir tık uzağımızda sadece ve bizler bu bilgi yoğunluğundan en iyi şekilde yararlanabilmek için hem teknolojiyi hem de gelenekselliği kullanabiliyoruz.

Eskiden bir şeyleri kayıt altına almak bireysel anlamda çok zordu, daha çok profesyonel ekipmanlar gerektiriyordu fakat şimdi herkesin elinde meşhur dayıların da tabiri olan “3 bin 5 bin ₺ lik telefonlar” var. Ve bu sayede hayatımızdaki birçok anıyı dijital ortamlarda muhafaza edebiliyoruz ve üzerinden kaç yıl geçerse geçsin kendimizi direkt o anının içerisinde buluyoruz. Artık eskiye dönebilmek bu kadar kolaylaşmışken tekrar sorayım eskiler mi güzeldi? Eskiden mi güzeldi?

Her kişinin kendi cevabı farklıdır elbette. Lakin akranlarımda özellikle gördüğüm bir durum, herkes eskiden daha güzeldi diyor. Teknoloji bu kadar yaygınlaşmamıştı, bireysellik durumu bu kadar ön planda değildi, insanlar birbirini görmek için dışarı çıkıyordu. Gibi pek çok örneklendirme ile eskiden her şeyin daha güzel olduğunu savunuyor. İlerde bu günleri hatırlayıp neleri sorguladığımızı düşünerek bu günlere döneceğiz. Bir gün buraya geri geleceğimi biliyorum ve rahatlıkla şunu söyleyebilirim. Evet, eskiler de güzeldi, eskiden de güzeldi.

Puanım
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 0 Average: 0]
error: İçerik korumalıdır!!