Arama:
KEŞKEK
0 (0)

KEŞKEK HİKAYESİ

Somut olmayan kültürel miras “keşkek” yemeğinin hikayesini anlatayım size. Yavuz Sultan Selim İran Seferi dönüşü ordusunu dinlendirmek amacıyla Amasya’ya yol alır. Buradaki bu haberi duyan köy halkı Sultan Selim için hazırlık yapmaya başlarlar. Ancak aralarında yaşlı ve fakir bir kadın vardır. Kendisi de bir şeyler yapmak ister ve elinde olan malzemelere bakar, elinde sadece yarma, nohut ve biraz et vardır. Sultan için çok güzel yemek yapacağını düşünerek işe koyulur. Yarma, nohut ve eti bir küp içine alarak içine biraz su ekleyerek yemeği saatlerce pişirmeye başlar. Saatler geçer ordu gelmez. Gece olur, gece biter. Sabah olur ordu görünür. Yaşlı kadının ordunu önünü keser ve sultanı evine davet eder. Önce ordu yemeğin tadına bakar ve çok beğenirler, daha sonra Yavuz Sultan Selim tadına bakar ve yemeği çok beğendiğini belli eder saraya gidince bu yemeği sarayda da yaptıracağını ve özel günlerde bu yemeğin yapılmasını emredeceğim der. Keşkekte buradan ortaya çıkar.

ADANA KEBAP
0 (0)

ADANA KEBAP HİKAYESİ

Adana Kebabı 19. yüzyılda Adana’nın tarihi Kazancılar Çarşısında ortaya çıkmıştır. Fransız ihtilalinin olduğu dönemdir ve o zamanlar kesici aletler yasak olduğundan şişlerde yasaklanmış ve bir dönem adana kebap yenememiştir. Ayrıca halkın beğenisine sunulan ilk yer Tarihi İstanbul Lokantasıdır.

Osmanlı Mutfağına ve Geleneksek Türk Mutfağına ait çok sayıda kebap çeşitleri bulunmaktadır. Adana kebabı diğer kebaplardan ayıran en belirgin özelliği kullanılan ettir. Asla dana eti kullanılmaz. Karışım hazırlanırken çok fazla baharat konmaması ve kuyruk yağı ile lezzetlendirilmesi en belirgin özelliğidir.

TİRİT
0 (0)

TİRİT HİKAYESİ

Osmanlı Devletinin bir çok kez kuşattığı ancak bir türlü alınmayan GİRİT adası 24 yıl içinde bir çok kez kuşatılmış ve sonunda zaferle sonuçlanmıştır. Girit adasında zaferle alınması sonucu tirit yemeği ortaya çıkmıştır. Bu zafer saray halkına duyurulur ve saray aşçısı en güzel yemeği yapmaya koyulur, bir ziyafet hazırlar. Padişah bu yemeği tattığında çok beğenir ve aşçıyı ödüllendirerek bu yemeğe tirit adını veriri.

BAKLAVA
0 (0)

BAKLAVANIN HİKAYESİ

Gerçek bir aşk hikayesi diyebiliriz buna. Memik adında genç bir delikanlı varmış. Babadan kalma derme çatma bir değirmeni vardır. Değirmenin karşısı fıstık tarlası yemyeşil ama nasıl güzel. Memik köyün en saf, en temiz, en güzel kızı Lava’ya aşık olmuş. Fakat annesi Lava’yı büyüyene kadar onu herkesten sakınmıştır. Memik ne yaptıysa Lava ona bakmamıştır. Derdinin dermanını Dervişte aramaya karar verir. Derviş gelir ve bir bakışta Memik’in sevdalandığını anlar. Memik’e un alıp ince ince açmasını bunu yaparken Lava’ya olan sevgisini düşünmesini söyler. Memik dervişin dediğini yapar. Akşama kadar uğraşır ve bitirir dervişi bekler. O sırada Lava ve annesi gelir buğday öğütmek için aceleleri vardır, Lava yine bakmaz. Memik yaptığı şeyi ikram eder. Lava yedikten sonra Memike bakar Memik çok şaşırmıştır. O an şöyle der “Lava Baktı”. Baklavada buradan böyle çıkar.

error: İçerik korumalıdır!!